Kasas Sûresi, 78-82. ayetlerde Allah (cc) şöyle buyuruyor;
* “Kârûn, “Bu serveti sahip olduğum bilgi sayesinde elde ettim” diye karşılık verdi. Bilmiyor muydu ki Allah ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve daha çok servet biriktirmiş kimseleri helâk etmişti. Ama suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz!”
* “Kârûn gösterişli bir şekilde kavminin karşısına çıkardı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Keşke Kârûn’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi! Doğrusu o çok şanslı!” derlerdi.”
* “Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle derlerdi: “Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlar için Allah’ın mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.”
* “Sonunda biz onu ve evini barkını yerin dibine geçirdik. Artık Allah’a karşı ona yardım edecek adamları olmadığı gibi, kendi kendini kurtarabilecek durumda da değildi.”
* “Daha dün Kârûn’un yerinde olmayı isteyenler bu defa, “Yazıklar olsun bize! Demek ki Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol, dilediğine de ölçülü veriyormuş. Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, bizi de mutlaka yerin dibine geçirmişti. Vah ki vah! Demek inkârcılar iflâh olmazmış!” der oldular.”
***
Bu ayet-i kerimelerle ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı tefsirinde şu ifadeler kullanılmaktadır;
* “Dünya hayatına düşkün olanlar Kârûn’un servet ve ihtişamını gördükçe onun şanslı bir insan olduğunu düşünüyor ve onun yerinde veya onun kadar zengin biri olmak istiyorlardı. İlim ve irfan sahibi kimseler ise onları kınayarak bu tür özentilerin yersiz olduğunu söylüyorlardı. Zira dünyadaki servet geçici, âhiret ise daha hayırlı ve daha kalıcıydı. Ahirette bu nimetlere kavuşabilmek için iman, sâlih amel ve sabır sahibi olmak gerekmektedir.”
* “Kârûn, evi barkı ve bütün servetiyle birlikte yerin dibine batırıldı. Daha önce onun ihtişamına imrenip özenenler bunu görünce söylediklerine pişman oldular ve Allah’ın verdiği rızka razı olmak gerektiğine, nankörlerin iflah olmayacaklarına kanaat getirdiler.”
* “Kârûn kıssası, servet ve gücüne güvenerek, kendini imtiyazlı ve büyük görüp Allah’a isyan, insanlara karşı haksızlık eden ve bu suretle sınırı aşanlar için asırları aşıp gelen bir ibret tablosu, bir öğüt levhasıdır.”
***
Hepimiz imtihandayız…
Doğru, mal canın yongasıdır, eski bir deyimdir.
İnsan, malına (mülküne, varlığına) gelen zarardan tıpkı canına gelmişçesine büyük bir acı ve üzüntü duyar, doğru…
Ama şunu da unutmamak gerekir;
Az tamah çok ziyan getirir; hırslı ve pinti insan her zaman zararlı çıkar!
İnsanoğlu doyumsuzdur ama hepimiz imtihandayız!
Rabbim imtihanımızı kolay kılsın! Kul hakkına girenlerden eylemesin. Amin!
ÖNEMLİ OLAN…
* “Her bir okula bir polis görevlendirmesini bırakın, her bir gencin başına bir polis görevlendirseniz bu problemleri çözemezsiniz. Önemli olan her bir gencin kalbine Allah korkusunu yerleştirmektir. Cenab-ı Allah’ın (CC) sevgisini, İslam dininin muhabbetini yerleştirmektir.” (Prof. Dr. Necmettin Erbakan; Millî Görüş lideri, Refah-Yol Hükümeti Başbakanı)

KIŞ KİTABI’NDAN, UZAKTA BİR TREN SESİ’NE!
Postadan gelen iki kitap; Adem Turan'ın Kış Kitabı ile Şakir Kurtulmuş'un Uzakta Bir Tren Sesi (bir göç hikâyesi).
Henüz kış gelmedi...
Sonbahar bence yılın en güzel mevsimi...
Ne soğuk ne sıcak, ılıman bir hava!
Ama kış günlerinin anlamını, muhtevasını kısacası kış ruhunu Kış Kitabı'nda görüyoruz.
Yazar, hayatın farklı alanlarını; objelerini, nimetlerini, zorluklarını kış, soğuk, kar ile bezeyerek öyküleştiriyor.
Harika denemeler, çokça hikâye, az şiirle çerçeveleyerek...
Kış sokağı, kış evi, kış gecesi, kış masalı, kış uykusu, kış kedisi, kış çayı vb. başlıklar altında esasen yaşadığımız ama yaşadığımız o anların nasıl anlamlandırılması noktasında farklı bir üslupla farklı pencereler açıyor Adem Turan, bu kitabında...
Kitabın bir bölümünde yazarın kış günlerinde kaleme aldığı edebiyat dostları ile farklı muhabbet ve sohbetleri, izlenimleri yer alıyor. Hüseyin Akın'dan Şeref Akbaba'ya, Cihan Aktaş'tan Ahmet Kekeç'e, Hüseyin Atlansoy'dan Mehmet Tepe'ye geniş bir edebiyat ortamına ve muhabbetine yolculuk yapıyor, yazar.
Sıkmıyor, bıktırmıyor bu pencereler...
Baktıkça bakasınız geliyor.
Farklı bir lezzet alıyorsunuz hafiften üşüyerek...
Adem Turan'ı ne zaman bir yerlerde görsem eli hemen çantasına gidiyor; "İşte yeni kitabım..."
Bakalım bundan sonraki karşılaşmamızda hangi kitabını çıkaracak çantasından!
Eminim ki siz bu satırları okurken Adem Turan yeni kitabını yazmaya başlamıştır...
Kış Kitabını bir solukta bitirdikten sonra son sayfaya şu notu düşmüşüm, gayri ihtiyari;
* “Hasretle kış aylarını bekliyorum. Belki Üsküdar'da bir çay muhabbeti... Belki Adem hocanın kış günlerine misafir oluruz, gelecek kış kitabında...”
***
Uzakta Bir Tren Sesi (bir göç hikâyesi) Şakir Kurtulmuş'un yeni kitabı.
Bulgaristan'dan Türkiye'ye göç yıllarını, ayak izlerini takip ederek adeta kuyumcu titizliği ile nakış nakış işliyor bu çalışmasında.
Bir bakıma belgesel-eser niteliğinde.
Zira, Bulgaristan'dan ülkemize göçün nasıl yaşandığını, neler olduğunu en yakınlarından başlayarak akrabalarından dinleyerek, notlar alarak anlatıyor.
Esasen tarihin bir önemli dönemine ışık tutuyor bu notlar.
Şakir Kurtulmuş, çocukluk yıllarını, okula başladığı dönemde yaşadığı zorlukları hiç sündürmeden, dolandırmadan oldukça yalın bir dille ortaya koyuyor bu kitabında.
Çileli yılların labirent koridorlarından alnının akı ile çıkıyor; o çocuk haliyle eve katkıda bulunmak amacıyla simit ve su sattığını, ayakkabı boyacılığı yaptığını ince ayrıntıları ile gelecek kuşaklara aktarıyor.
Şuna kesinlikle inananlardanım; çocukluk ve gençlik yıllarında -bir eli yağda bir eli balda değil- zorluk yaşayan, maddi manevi bazı sıkıntıları göğüsleyenler ilerde daha olgun oluyor. Hayata daha bir hazır oluyor. Hayatta karşılaştıkları güçlükler karşısında daha bir tahammüllü oluyor. Bu yüzden de -ihtiyaçları olmasa dahi- çocukların yaz tatillerinde ya da hafta sonlarında bir berberde, bir tamircide, bir işyerinde çırak olarak çalışmalarında fayda mülahaza edenlerdenim… Kozmik bir ortamda yetişen çocuklar daha bir kırılgan oluyor, hayatta karşılaştıkları zorluklar karşısında…
Bilmem katılır mısınız?
Şunu da ifade edeyim unutmadan; okudukça kendimden izler gördüm, Uzakta Bir Tren Sesi'nde.
***
Her iki kitap da Çıra Yayınları'ndan çıktı. Hayırlı olsun... (Çıra Yayınları, Tlf; 0212 635 99 19)
---
