Siyaset dünyasında transferler tam gaz devam ediyor.

Transferlerin tam gaz devam ediyor olması elbette sebepsiz değil! Siyaset dünyasında transferler tam gaz devam ediyor çünkü böyle bir değişime kapılar ardına kadar açık!

Kimse gelmek isteyene “gelme, sen bize yakışmazsın” diyemiyor!

Herkes “bir fazla olabilmenin” gayreti içinde!

Açık söylemek gerekirse siyaset dünyasındaki açık kapı politikası bizim içimize hiç sinmiyor.

Kapımız herkese açık yerine ilkeli siyaset politikaları daha cazip geliyor.

Kuşkusuz siyaset dünyasında hiç kimse yerini ve partisini değiştirmesin demiyoruz.

Elbette zaman içinde insanların dünya görüşlerinde önemli değişiklikler olabilir ve insanlar bu değişikliğe uygun siyasi tercihlerde bulunabilirler.

Ancak günümüzde yaşanan siyasi transferler bir dünya görüşü değişikliğinden çok menfaat ilişkilerine dayalı geçişler oluyor.

Yazılı ve görsel medyada konuyla ilgili olarak yer alan dedikodular, siyasi transferlerin dünya görüşü değişikliğinden çok öteye bir anlam kazandığını gösteriyor.

Dün eleştirilen, dün yerin dibine batırılan isimler siyasi transferler sonucu alkışlanmaya başlıyor.

Bu noktada parti değiştirenler kadar onları partilerine kabul edenlere de sıcak bakmıyoruz.

Dün bin bir türlü kulp takılan isimlerden bugün nasıl bir fayda gelebilir ki!

Siyasi transferler belki de yürürlükte olan sistemin doğal sonucu olarak ortaya çıkıyor.

İktidar gücü kimilerine çok cazip geliyor olabilir.

Muhalefette kalıp iktidar dişlileri arasında ezilip gitmektense iktidar saflarında yer alıp gününü gün etmeyi seçmiş olabilirler.

Bu tür değişikliklerin tabanda da hoş karşılandığı söylenemez.

A partisinden aday diye oy verip seçtiği isimlerin B partisine geçmesi hiç şüphesiz seçmen kitlesi içinde büyük bir rahatsızlık nedeni oluyor.

İnsanlar kendilerini aldatılmış olarak görmeye başlıyorlar.

Ve kendilerini aldatanı affetmek istemiyorlar.