Resulü Müctebâ Efendimiz (S.A.V.) buyuruyor: “3 kişi vardır ki ben onların kıyamet günü hasmıyımdır. Kıyamet gününde ben onlara yardım etmeyeceğim ve hesap soracağım. Bunların ilki Allah’ın adını kullanarak güven verip Allah’ı şahit tutup karşısındaki insana güveni sağlayıp sonradan yalan söyleyenlerdir. İkincisi ise özgür olan bir Müslüman'ı köle diyerek satanlardır. Sonuncusu ise bir insanı yanına işçi olarak alıp ona teri kuruyana kadar hak ettiği ücreti ödemeyen işverenin hasmıyım. Benim hasmım olanı kimse kurtaramaz.” Kardeşlerim hadis-i şerifte bahsedilen hasımlık bizim şimdiki zamanda öldürülecek düşman anlamı ile kullanılmıyor. Efendimiz (S.A.V.), burada hesap soracağını ve Allah’a (C.C.) şikâyet edeceğini ifade ediyor. Son maddede dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Müslümanlık şartı yoktur. Eğer ki bir işveren Müslüman olsun ya da olmasın bir işçi çalıştırıp hakkını zamanında teslim etmiyor ya da vermiyorsa Efendimiz (S.A.V.) o işverenin hasmı olduğunu söylüyor. Allah (C.C.), bizleri hakkıyla Müslüman olan kullarından eylesin.
Çocuklarını evlendirmek, anne ve babanın görevidir
Günümüzde gençler evlilikten kaçıyor olsa da anne ve babalar üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmek zorundadır. Anne ve babaların, çocuklarının evlenebilmesi için onlara imkân sağlamaları gerekir. Çocuklarını evlendirmek, anne ve babanın görevidir. Eğer anne ve baba görevini yerine getirmiyorsa, “Evlenmeyen çocuğun günahı anne ve babasının boynundadır” diye buyuruyor Peygamber Efendimiz. Nüfus güç demektir, kuvvet demektir. Bugün Çin’in güçlü olmasının en önemli sebeplerinden birisi de nüfusunun yoğun olmasıdır. Evlenerek, Peygamber Efendimiz’in ümmetini çoğaltmalıyız. Eğer evlenip çoğaltırsak Peygamber Efendimiz’in övünmesine vesile oluruz, Allah’ın emirlerine uymuş oluruz, İslam’ın gücüne güç katmış oluruz. Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu her şey farzdır. Dolayısıyla da evlenmek farz olarak nitelendirilebilir. Kur’an-ı Kerim’de, “Namaz kılınız” diye buyruluyor. Peygamber Efendimiz nasıl namaz kıldıysa biz de öyle namaz kılıyoruz. Kur’an-ı Kerim’de, “Hac ediniz” diye buyruluyor. Peygamber Efendimiz’i taklit ederek biz de hac vazifesini yerine getiriyoruz. Peygamber Efendimiz, Kur’an-ı Kerim’i bizlere açıklamıştır.
Ahiret işlerini tehir etme
“İnanıyorum” diyenlere söylüyorum. Biz kabir sualine, ahiret azabına inanıyoruz. İnananlara söylüyorum: Başka zamanın yok! Onun için ahiret işlerini yarın ölecekmiş gibi hemen yap. Ahiret işlerini tehir etme. Onları yap. Ölüm hemen gelebileceği için korkarak işlerini yap. Dünya işlerini bırak demiyoruz ama ahiret işlerini aman terk etme. Yarın ölecekmiş gibi onlara hazırlan. Evet. Ama hiç ölmeyecekmiş gibi çalış. Ne demek? Dünya işlerinde bugün olmazsa yarın olur. Ama ahiret işlerinde öyle değil. Hemen ölecekmiş gibi dikkat edeceksin, hazırlık yapacaksın. Efendimiz’in bize söylediği bu. Evet, evet, bunu Efendimiz bize hatırlatıyor. Dünyada da çalışacağız. Kimseye el açmayacağız. Yiyeceğimiz için kendimiz kazanacağız. Dinimizin emri bu. Hatta biraz para kazanacağız, yardım edeceğiz. Cami yapacağız. Bu cami yapılmasa nerede ibadet edeceğiz, nereden konuşacağız?