Başlıkta tırnak içinde yazdığım cümle Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı’na, tek kelimelik soru yani “Çare?” sorusu bendenize ait; evet, soru-yorum: Çare ve çözüm nedir?
Malum olduğu üzere… Günlerdir… Haftalardır… Aylardır… Yıllardır… Onlarca yıldır… Artık yarım yüzyılı da aşan zamandan beri… Hem ‘TEŞHİS’ hem de ‘TEDAVİ’ içerikli yazılar yazıyoruz… Nitekim, son günlerde değişik vesilelerle de bu yazılarımızı her gün yazdık… Yazıp da öz/özet olarak neler dedik; kısaca hatırlayalım…
- ‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
- Çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
- Biz onlarca yazımızda böyle diyorken; malum, olanlar oldu…
- Olanlar, gerçekleşen olaylar bu yazıların gerekçesidir...
- “Fon vurgunundan Kur’an Nizamı Adil Düzen’e” yazı serimizi yazdık…
- “Kur’an Nizamı ve ‘Fon vurgunu’ sistemin iflası” dedik, ilk yazımızda…
- “Kur’an nizamı, fon vurgunu ve bir çözüm önerisi” başlıklı yazı ile başlayıp 4 yazı daha yazdık ki; meselenin hem önemi hem çare ve çözümlerimiz daha iyi anlaşılsın…
- “Fon vurgunundan Kur’an Nizamı Adil Düzen’e” yazı serimizle, hayatın ilmî-iktisadî-idarî/siyasî, dinî/ahlâkî 4 alanında “sosyal tufan” seviyesinde var olan sorunlara “Kur’an Nizamı Adil Düzen ve Adil Ekonomik Düzen çözümlerimizi” sunduk…
TEVAFUK: “Ağabey diyor ki; Neden Adil Düzen” başlıklı yazı, İsmail Müftüoğlu Ağabeyimiz tarafından, bu yazıyı yazdığım gün (15.10.2026) yazıldı. İlk paragraf şöyle: ‘Adil Düzen’ barış ve düzenin, güvenin teminatıdır. Güvende olmayan bir insanın, bir ülkenin mutlu olması mümkün değildir. ‘Adil Düzen’de bazı kişilerin güvende olması yeterli değildir, ‘Adil Düzen’ herkesin güvende olmasını ister. Herkesin güvende olması, çatışma ve gerginlikle değil, diyalog ve uzlaşmayla, bu da sadece ‘Adil Düzen’le sağlanabilir.” Ve son paragraf: “Onun için ülkede nizam, selamet, refah, fazilet ve saadete ulaşılamıyor. Siyaset yapanlar ise Allah için değil, kula kul olmak için yarışıp duruyor. Özetle bütün meselelerin çözümünün ‘Adil Düzen’le sağlanabileceğini düşünüyor, onun için ‘Adil Düzen’ diyoruz.”
Yukarıdaki girizgâhlarda özetlediklerimi günlük köşe yazılarımda yazıyorken, Millî Gazete’de, muhabir Emre Gürbüz’ün yazdığı şu başlık altındaki haber yayımlandı: “Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı'ndan sert açıklama: Toplumsal çürümeyi kabullenmiyoruz, kim olursa olsun hesap vermelidir”. “Rüşvet ve yolsuzlukların suçluları kim olursa olsun hesap vermelidir” cümlesiyle sona eren haber içeriğindeki bir paragrafı dikkatle okuyalım:
“Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı, Türkiye gündemine oturan son gelişmelere ilişkin “Toplumsal Çürümeyi Kabul Etmiyoruz” başlıklı bir bildiri yayımladı. Vakıftan yapılan yazılı açıklamada, “Çocukları, gençleri ve aileyi koruyan yayın denetimi uygulanmalıdır. Kumar ve bağımlılık reklamları tamamen yasaklanmalıdır. Değerler eğitimi müfredatın omurgası yapılmalıdır. Fon krizinden imara, kamu kurumlarından belediyelere, iş dünyasından sivil topluma rüşvet ve yolsuzlukların suçluları ve sorumluları kim olursa olsun, hesap vermelidir” denildi.”
Bu girizgâhlardan sonra, İslam Medeniyeti Vakfı Başkanı Reşat Nuri Erol olarak da yazdığım bu yazıdaki Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı'nın bildirisini okumaya başlayalım…
“Toplumsal çürümeyi kabullenmiyoruz!
İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı
Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır. Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz.” (Devamı gelecek yazıda)
Vefat ve taziye: İstanbul’da 20 yıl il müftülüğü yapan, İslam Medeniyeti Vakfı’nın 20 kurucusundan biri olup zaman zaman vakıf başkanı da olan Selahattin Kaya hocamız, önceki gün 92 yaşında vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. Âmin...