Kadın erkek ayrı ayrı oturmalı. Mahrem yani nikâh düşecek olanlar beraber oturmamalı. İşin aslı bu. Karışık oturmak iyi değil çünkü gelen, senin arkadaşın da olsa melek değil, insan.

Bir okurumuz sual etmiş: “Tesettüre riayet ederek mahrem olmayan misafirlerle kadın erkek karışık oturabilir mi?” Cevabımız, “Doğru değil. Zaruret varsa bir şey demiyorum. Mesela kadınların öğretmen olmasına bir şey demiyorum. Çünkü kadınların da bazen erkeklerden çok iyi öğrettiği var. Ama başını örtecek, her şeyini örtecek. Şimdi serbest biliyorsun, eskiden serbest değildi, şimdi serbest. Ciddi olacak, kahkaha atmayacak erkeklerin yanında, bazı kadınların kabiliyetleri var, senden daha iyi biliyor bazı konuları. Böyle durumlarda olabilir. Ama normalde kadın erkek karışık oturmamalı. Ayrı ayrı oturmalı. Mahrem yani nikâh düşecek olanlar beraber oturmamalı. İşin aslı bu. Karışık oturmak iyi değil çünkü gelen, senin arkadaşın da olsa melek değil, insan. İnsan beşer, durmaz şaşar. Eyler, hata üçer beşer.

“NİKÂH DÜŞECEK ERKEKLERLE KADINLAR AYRI OTURMALI”

Edirne'de Havlucu Ahmed Amca vardı, evliya adamdı yani böyle. Senin kalbini okurdu. Yani ne için geldiğini yüzüne söylerdi. 50 sene dağlarda yaşamış, çile çekmiş. Öyle kolay kazanmamış bulunduğu hâli. Böyle bir gün oturduğumuz eve bir şeyh geldi, şeyhin adını söylemiyorum. Şeyh de gelince Ahmet amca dedi, "Bunu ne çağırdın” dedi. "Ben çağırmadım, seni ziyarete geldi” dedim. “Sahtekâr bu" dedi. Allah Allah... Adamı şeyh biliyoruz biz. Sonra bir araştırdım. İkinci bir hanımla ilişkisi varmış. Araştırdım. Polise rica ettim. Başka bir kadınla yatıp kalkıyormuş. Tabii onun evine gelen kız, güzel kadın, güzel. Hocam hocam diye onla böyle sarılırken işi büyütmüşler. Hanımı var ama böyle gizlice bir kadınla iş görüyor. Onu bildiği için Ahmet amca “Sahtekâr, milleti kandırıyorsun sen” dedi ve kovdu adamı. Sonra araştırdım, doğruymuş yani. Bakın insan böyle yaratılmış. Kadın çok güzel, demek ki dayanamamış. Kıyıdan köşeden birbirlerine yaklaşmışlar. Dikkat edeceksiniz. Onun için ayrı oturmanın sebebi bu. Sen melek değilsin, kadının yüzü hoşuna gider, gözü hoşuna gider. Ona yakınlık duyarsın derken iş ilerler gider. Böyle kötüye giden yolları önlemek için İslam'da nikâh düşecek erkeklerle kadınların ayrı oturması gerekiyor.

“NİKÂHI HAKSIZ YERE BOZMAK ÇOK BÜYÜK GÜNAHTIR”

Bir diğer sual de şu şekilde; “Ben tövbe edip ehl-i sünnet bir hayat yaşamaya çalışırken eşim normal hayatına devam etmekte; uyarmama rağmen henüz tesettüre girmedi. Namaz kılmıyor. Zaman zaman giydiği kıyafetler yüzünden kavga ediyoruz. Boşanmayı bile düşünüyorum. Bu fikir ayrılıklarından dolayı kesin hüküm nedir, ne kadar daha beklemeliyim?” Cevabımız: “Alırken zaten böyle olacakları düşünmeliydin. Ona göre evlenecektin, sonradan nikâhı bozma. Müminse, inkâr etmiyorsa hanımını boşayamazsın, nikâhınız var. Sana bir çözüm; iyi komşular edineceksin. Karını iyi kadınlarla, namazlı abdestli kadınlarla konuşturacaksın. Sen de devamlı tebliğ edeceksin, bir defa söyledim deme, her zaman söyleyeceksin. Eşek, hayvan diye kızarak, hakaret ederek değil, “hanım, canım, ciğerim, ben seni çok seviyorum ama bir de namaz kıl” hani böyle kalbini kırmadan, onu ısındıracak şekilde söyleyeceksin. Zayıf noktası neyse namaza başlarsan sana onu alacağım, dükkân alacağım, senin üstüne yazacağım de. Hani onun zayıf tarafı neyse oradan kalbine yol yapacaksın, böyle boşayarak değil, hakaret ederek değil. Devamlı tedbirli alacaksın. Nikâhı haksız yere bozmak çok büyük günah. Arş-ı âlâyı silkindirecek kadar büyük günah. O yola gideceğine hanımın İslam’ı inkâr etmiyorsa bu şekilde mücadele et. Böyle şey her gün bir anda olmaz tabii, zor olacak bu iş. Peygamberimiz (aleyhisselam) Hz. Ömer'i (radıyallahu anh) adam yapmak için 23 sene uğraştı, arkadaş sen peygamber misin? Öyle bir anda olur mu bu iş? Hanımını gelin alırken tesettüre dikkat etmemişsin. Sonradan sen hidayet buldun. Eyvallah. Sen de yavaş yavaş kadını düzeltmeye çalış. Aman, sakın boşanma...