Birleşmiş Milletler, kendilerine veto yetkisi verilen beş ülkenin kaprisleri yüzünden eleştirilerin hedefi oluyor.

Birleşmiş Milletler’in kuruluşundaki temel hedef neydi?

Şüphesiz milletlerin aralarındaki sorunları birbirleriyle savaşarak değil, bir masanın etrafında oturup konuşarak çözmelerinin sağlanmasıydı!

Ancak kuruluşundan bu yana geçen süre içinde Birleşmiş Milletler, bu hedefe uygun adımlar atamadı!

Kendilerine veto yetkisi verilen beş ülke yüzünden hedeflenen birbirleriyle konuşarak sorunlarını çözme meselesi hep lafta kaldı!

Onlarca milletin üzerinde mutabık kaldığı konular veto yetkisi olan beş ülkeden birinin itirazı yüzünden çözüme kavuşturulamadı.

Ve kuruluş Birleşmiş Milletler olmaktan çok “Beşleşmiş Milletler” topluluğu halini aldı.

Kuruluşundan bu yana dile getirilmekte olan bu aksaklık son dönemde yine öne çıkmış bulunuyor.

Beş devlet ağa rolünde!

Beş devlet patron rolünde!

Beş devlet biz ne dersek o, başka bir şey yapılamaz modunda!

Hal böyle olunca da Birleşmiş Milletler’in geride kalan onlarca üyesine garnitür rolü kalıyor.

Onlar ne derlerse desinler ne isterlerse istesinler hep beş devletten birinin dediği oluyor.

O zaman da bu topluluğa Birleşmiş Milletler demenin bir anlamı kalmıyor.

Böyle bir topluluk olsa olsa aynen bugün olduğu gibi Beşleşmiş Milletler topluluğu olabilir.

Ve siyaset dünyasının hiçbir sorununu halledemez.

Özellikle veto yetkisi olan beş ülkeden ABD’nin ayak oyunları yüzünden topluluğun öteki üyeleri sürekli seyirci pozisyonunda kalmaya mahkûm oluyorlar.

Böyle bir sistemin ilanihaye devam ettirilmesi elbette mümkün değildir. Bu nedenle sürekli olarak itiraz sesleri yükseliyor.

Birleşmiş Milletler, eleştiri konusu olmayı sürdürüyor,

Kendisinden beklenen sorunları bir masa etrafında görüşerek çözme yükümlülüğünü de yerine getiremiyor.