Son günlerinde haklarında hüsnüzannımız olan pek çok isim hakkında bizlere “bu da mı” dedirten suçlamaların yapıldığına şahitlik ediyoruz.

Çoğu bizim mahallenin insanı!

Bir kısmıyla merhabamız var!

Gerek kılık kıyafetleriyle gerekse dış görünümleriyle haklarında hüsnüzan sahibi olduğumuz kişiler öylesine çirkin işlere bulaşmakla suçlanıyorlar ki! Şaşırıp kalıyoruz!

Çirkin işlere bulaşmakla suçlanan isimler bireysel davranmaktan çok birlikte davranmayı tercih etmiş olan isimler!

Yani tek başlarına değiller! Ortaya çıkan belgeler, arkadaşları ile beraber bu tür çirkin işlere bulaştıklarını gösteriyor!

İşte bu noktada Mehmet Zahid Kotku Hazretleri’nin kulaklarımıza küpe olması gereken bir sözünü hatırlıyoruz.

Diyor ki: Ne kadar iyi olursan ol, istersen evliya ol, arkadaşın kötüyse yoldan çıkarsın!

Evet, ortalığı allak bullak eden açıklamalar gösteriyor ki; pek çok kişi yoldan çıkmış! Yani haklarında hüsnüzan sahibi olduğumuz kişiler sonradan arkadaş oldukları isimlere uymuşlar!

Her gün yeni bir suçlamaya muhatap olanlar kendilerini doğru dürüst savunmayı bile beceremiyorlar. Biz bunları yapmadık demeye ve isnat edilen suçlamalarla bir ilgilerinin olmadığını kanıtlamaya çalışmıyorlar.

Peki, ne yapıyorlar?

Ortaya çıkan fon krizinin küçük çapta olduğunu ileri sürerek çirkin işlere bulaşanlarla ilişkilerini kestikleri görüntüsü veriyorlar.

Kriz küçük çapta deniliyor ama mağdur sayısı yüz binlerle ifade ediliyor. Yani krizin binlerce fonda değil de sadece 131 fonda yaşanmış olması küçük bir sorun olduğu anlamına gelmiyor.

Böylesine yüz binlerin mağdur olduğu bir günde soruna olduğundan büyük anlam atfedilmemesini önermek anlaşılır gibi değil.

Yüz binlerce mağdurun yanında saf tutmak yerine lekelenmeme hakkı gibi bir söylemle tartışmada yer alıyorlar.

Evet, bir kesim yaşanan krizin büyüklüğünü vurgularken bir kesim de neredeyse lafı “fon krizi değil foncuk krizi” demeye getiriyor.

Yoldan çıkmış olanlara deniliyor ki: Bize arkadaşınızı söyleyin, size kim olduğunuzu söyleyelim!