Bismillâhirrahmanirrahîm!
FON soruşturmasında artçı depremler yaşanmaya devam ediyor. Bu vurgunla ilgili 455 bin mağdurdan söz edilmesiyle, vurgun yoluna girmiş insanların çokluğu ortaya çıktı. AKP’nin bir genel başkan yardımcısı, MKYK üyesi ve eski bir bakanın 21.17 milyar dolarlık vurgun yapıp başı çekmesi, “Cumhuriyet döneminin en büyük yolsuzluğu” değerlendirilmesine yol açtı. Olayı sadece sonucuyla değerlendirmek eksik kalır. Olay, çeyrek asırlık geçmişe dayanan “sistem krizi”dir.
Hatırlayın! İlk AKP iktidarının “Hükûmet Programı” TBMM’de okunup güvenoyu almasından sonra, Millî Görüş Lideri Erbakan Hoca, ilk açıklamasında, “Ufukta kara bulutlar görüyorum” demişti. Bazıları bunu bereketli yağmur bulutları sandı. Erbakan Hoca, AKP’nin icraatları sonucu oluşacak şu tehlikelere karşı milletimizi uyarmıştı: 1. Ekonomik yıkım, 3. Ahlâk tahribatı, 3. Dış politika faciası.
Bugün Erbakan Hoca’nın uyardığı üç tehlike yaşanıyor. Peki, Erbakan Hoca işin bu noktaya geleceğini nereden biliyordu? Erbakan ufku açık bir insandı. Sistematik düşünürdü. Sistem; bir yapının bütün parçaları demekti. O parçaların sadece birini veya birkaçını görmekle olayı değerlendiremezsiniz! Erbakan Hoca, fotoğrafın bütününü gördü.
Bu yüzden, AKP Hükûmet Programı’nı gördükten sonra, bu sistemin nereye gideceğini anladı. “Erbakan hep haklı çıktı” özdeyişinin aslı buydu. Bu sebepten dünya olaylarını “doğru” okuyor; Siyonizm gibi insanlığı bekleyen büyük tehlikeleri önceden haber veriyordu. Buna siyasette “öngörüsü sağlam olmak” deniyor. Fon soruşmasına da “sistematik” bakmak zorundasınız!
SİSTEM ÇÖKTÜ
DÜNYADA; iktidarı, milletvekilleri, belediye başkanları ve devletin kurumlarında böylesine “yaygın” yolsuzluk yapılan başka bir ülke biliyor musunuz? Sanki hiç “denetim mekanizması” yokmuş gibi. Sayıştay, Devlet Denetleme Kurulu, kurum içi denetleyiciler ne iş yapar? Denetim mekanizmalarını çalıştırmayan yöneticileri kim sorgulayacak?
AKP’de milletvekilliği yapmış Av. Ersönmez Yarbay’ın şu sözlerini önemsiyorum: “Cumhurbaşkanı partili olunca devlet kurumları işletilemiyor. Borsa hastaları bunu kullanıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne son verilmelidir.” (TV5, 28 Eylül 2026)
Millî Gazete’de “Âdil Ekonomik Düzen” konulu yazılar yazan Reşat Nuri Erol, “Fon vurgunu sistemin iflâsıdır; Âdil Düzen sistem tasarımıdır” diyor. Adalet ve şeffaflığın birbirinden ayrılamayacağını söylüyor: “Şeffaflık yöneticiyi zayıflatmaz; güvenilir hale getirir.” Adaletin “kalıcı” hale gelmesi için şunu öneriyor: “Geleceğin meselesi sadece iyi insan bulmak değil; iyi olmayanın da sistemi bozamayacağı yapılar kurmaktır.”
Saadet Partisi Ankara Milletvekili Mesut Doğan, AKP’nin Meclis Araştırma Komisyonu’nu engellemesinin sebebini şöyle açıklıyor: “Siz soygunun yaşanmasından değil; sadece duyulmasından rahatsızsınız! Çoğunuz soygunun ortağısınız!” (Saadet Partisi Kadınhanı İlçe Kongresi konuşması)
AKP eski Milletvekili Şamil Tayyar, AKP tabanının muhalefetten daha öfkeli olduğunu belirterek vurguncuları şöyle uyarıyor: “Kimse dava maskesi altında özel çıkarlarını pazarlamasın!” (Millî Gazete, 13 Ekim 2026) Devlet bütçesiyle yarışan paraya sahip olmak, yöneticilerin desteği olmadan gerçekleşebilir mi? Adil yöneticiler olsa sistemde şeffaflık olurdu.
GÖREV TAKİBİ
İKTİDAR, “Ucu kime dokunursa dokunsun, sonuna kadar gidilecek; suçlu cezasını çekecek” türünden sözler ediyor. Güzel sözler; ama yalnız sonuçla ilgili sözler! Sonucu hazırlayan sebepler gözden kaçırılıyor. Hükûmet, bu sorunlar oluşmadan tedbirini almalı; teftiş ve denetim mekanizmasını sonuna kadar çalıştırmalıydı. “Görev takibi” diye bir şey var. Takibini yapmadığınız işten sonuç alamazsınız!
Mahmut Arıkan’ın “itfaiye” benzetmesi var. İktidar yangın çıkmaması için bütün tedbirlerini alacak. Bunu yapmıyor. Olaylara seyirci kalıyor. Yangın çıktıktan sonra da itfaiye gönderiyor. Bugün fon olayında yaşananlar tam olarak budur.
Saadet Partisi Lideri, çocukluğunda oynadıkları parmak oyununu anlatarak vurguncular karşısında tedbir almanın yöntemini örnekledi: “Kim tuttu… Kim kesti… Kim pişirdi… Kim yedi… Kim hani bana, hani bana, dedi. Her kademedeki suçluların sorgulanmasını istedi. Sayın Arıkan, fon vurgununun TBMM’de araştırılması için 5 muhalefet partisi grubunca verdikleri önergenin engellenmesini şöyle değerlendirdi:
“Ucu nereye dokundu ki, suçun araştırılmasını istemediniz! Kimse yargıdan kaçamaz. Parayı geri ödemek hesabı kapatmaz. İstifa etmek yargılamanın yerini tutmaz. Samimiyseniz, korkmuyorsanız yapılacak iş foncuyu WhatsApp grubundan çıkarmak değil; yargı karşısına çıkarmaktır.” (7 Ekim 2026, TBMM Grup Toplantısı)
Bu sistem sürdükçe sorunları çözemez; artırırsınız. Bu, “sorun üreten bir sistem”dir. Kurucuların çıkarına hizmet eder. Millî ve yerli değildir. Küresel sömürgecilerin hizmetkârıdır. Baş sömürgeciye “dostum” diyen bir sistemdir.