Bismillâhirrahmanirrahîm!

İNSAN, bedeni ve ruhi olarak “iki kanatlı” bir varlıktır. Beden yiyip içmekle; ruh ise manevi zenginlikle beslenir. Yalnız bedenî kanadını besleyenler huzur ve mutluluğa hasret kalırlar. Ruh ile kalp arasında yakın bir bağ vardır. İnsan kalple sever ve onaylar. Kalbe zenginlik kazandıran Rabbimize ibadettir: “Dikkat ediniz! Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur ve sükûna erişir.” (Râ’d, 28)
Bu yüzden insanın Rabbini tanıması için dinini çok iyi öğrenmelidir. 12 Eylül ihtilâli “din dersi öğrenimi”ne son verdi. Yerine “Din Kültürü” dersini koydu. Bilelim ki, dinimizin aslını öğrenmekle, kültürünü öğrenmek farklıdır. Dinin aslı, inanç sistemini kabul etmek; emirlerini hayatımıza yansıtmaktır. Ama kültür sosyal hayatta görünür hale geleni bilmektir.
Türk Dil Kurumu “kültürü” şöyle tanımlar: “Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve nesilden nesle aktardığı maddi ve manevi değerlerin tümüdür.” İslâm’ı bilip inanç değerlerini kabul etmek ve onları yaşamaya çalışmak Müslümanlıktır. İslâm, onun yaşanmışıdır. Kültür ise bir etkileşimdir. Kişi yaşarken Müslümanların namaz kıldığını, camiye gittiğini, Ramazan ayında oruç tuttuğunu bilir. Bu, kişinin içinde yaşadığı toplumun kültürünü tanımasıdır.
İslâm’ın, diğer dinlerin, toplumların gidişatını bilmek kültürdür. Bir Japon, bir Amerikalı, Müslümanların da yaşadığı bir toplumda bulunuyorsa, Müslüman olmadıkları halde toplumun kültürünü bilir. Ama Müslüman olmak için Kelime-i Şehadet’i dil ile söylemek, kalple onaylamak gerekir. İslâm bir inançtır.
ÇOCUKLARA ACIYIN
AHLÂKÎ ve manevi eğitim ciddiye alınmazsa ne olur? Bugünkü yaşananlar olur. Türkiye’yi soymak isteyenler türer. Vurgun yapmak idealize edilir. Çürüme devlet kurumlarına kadar iner. Ahlâk tahribatı yaşanır. Eğitimden memnun olan tek kişi kalmaz. Dış politikada eliniz, kolunuz bağlanır. Ekonomik yıkım yaşanır. İçki su gibi tüketilir. Şans oyunlarına rağbet artar.
Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti, dönemindeki manevi tahribatı anlatmak için “Bir Nesli Nasıl Mahvettiler” kitabını yazmıştı. Yaşasaydı, “Bir Nesli Nasıl Katlettiler?” kitabını mı yazardı? Gelin, dinimizi “doğru” öğretmek, Yunus misali samimi yaşamak için, ilkokul, ortaokul ve lise sınıflarına Din Dersi koyun! Hiçbir dünyalık düşünmeden! Halisane niyetle!
Okulların yeni öğretim yılına girmesinin üzerinden 40 gün geçti. Bu süreçte 5 ayrı okulda saldırılar yaşandı. 12 yıl “zorunlu” eğitim, okul öncesini de sayarsak 15 yıl elinizin altında tuttuğunuz evlatlarımızın dinlerini öğretmeyecek, okumayı bile sevdiremeyeceksiniz, öyle mi?
Turgutlu’da, okul girişine yakın bir yerde öğrencilere saldırı oldu. Van’da bir öğrenci pompalı tüfekle okula daldı. Osmaniye’de bir öğrenci Mehmet Bilgili isimli öğretmenini bıçaklayarak öldürdü. Başakşehir’de İmam Hatip Ortaokulu’na yapılan saldırıda 11 öğrenci yaralandı. 10 yaşındaki Eslem Sare Bulut hayatını kaybetti. Esenyurt’ta bir lisede yaşanan kavgada, bir öğrenci, iki okul arkadaşını bıçakladı. Bu çeşit olayları ne zaman durduracaksınız? Din Dersi okutmazsanız, asla durduramazsınız!

MANEVİYAT BOŞLUĞU
“ÖNCE ahlâk ve maneviyat” ölçüsünün ifadesi planında sahibi Erbakan Hoca, evlâtlarımızı okullarda iyi yetiştirmenin formülünü anlatır: “Her bir okula bir polis gönderilmesini bırakın; her gencin başına bir polis gönderseniz; bu problemleri çözemezsiniz! Önemli olan her bir gencin kalbine Allah korkusunu koymaktır. Cenab-ı Allah’ın (C.C.) sevgisini, İslâm dininin muhabbetini yerleştirmektir.”
İslâm dininin emirlerini okullarda uygulamamak sebebiyle, evlâtlarımızı ne büyük hazineden mahrum bıraktığınızın farkında mısınız? Bunu yapmakla, “Barışta hayır vardır” (Nisâ, 128) emrinden kaçıp, gençlerin bir “barış insanı” olmasını engelliyorsunuz! “Bir insanı öldüren bütün insanları öldürmüş gibidir” (Mâide, 32) buyruğunu gizliyor; gençleri adeta şiddet, akran zorbalığı ve çeteleşmenin içine itiyorsunuz! Bu ne büyük gaflettir Yarabbi!
Büyük âlim Cüveynî, “Bir damla kanla, dünyanın tamamı tartılsa, bir damla kan ağır gelir” sözünü; Akif’in, “Bütün dünya için bir damla kan çoktur” dizesini; Yunus’un, “Dövene elsiz gerek / Sövene dilsiz gerek / Derviş gönülsüz gerek” ifadelerini öğretmiyorsunuz! Hazine üzerinde oturuyoruz, hazineden haberimiz yok.”

Şiddet olayları her alanı kuşatmaya başladı. 2025 yılında 609 bin çocuk şiddet olaylarına karıştı. Ne zaman tedbir alacağız? Koskoca ülke zarar gördükten sonra mı? Tarihe bakın! Bütün olgun insanlar İslâm’ın aydınlığında yetişmiştir. Evlatlarımıza “Din Dersi” okutmayı çok görmeyin! Değilse, ilâcı elinde olduğu halde, kullanmayıp ölen insan komikliğine düşüyoruz.