
Bismillâhirrahmanirrahîm!
SUUDİ Arabistan, Türkiye ve Pakistan, 7 Ağustos 2026 günü Riyad’da toplanarak birlikte savunma yapma amacıyla bölgesel “Mekke Savunma Anlaşması”nı imzaladılar. En belirgin maddesi ise; bu ülkelerden birine bir saldırı olursa, üçüne birden yapılmış kabul edilerek “birlikte” savunma yapılacaktı. Fakat anlaşmanın hemen arkasından ABD Başkanı Trump, Mekke Savunma Anlaşması’nı övdü ve sahiplendi. Bu tavır İslâm dünyasını tedirgin etti.
Yoksa bu üç ülke Kâbe ve Mekke’nin İslâm dünyasındaki yerini bilmiyor muydu? Trump’ın bu sözleri de ne demeye geliyordu? Mekke insanlık tarihinde ilk kurulan kutsal bir şehirdi. Orada kurulan Kâbe, dünya tarihinin ilk ibadet merkeziydi. Müslüman ülkelerin kalbi orada atıyordu. Çünkü Allah’ı BİR’leme anlamındaki “Tevhîd akidesinin merkezi” Kâbe idi.
Mekke’nin ilk sakinleri Hz. İbrahim ve ailesidir. Doyurucu özellikteki zemzem suyu buradadır. Mekke mübarek bir şehirdir. Kâbe ise, “Beytullah-Allah’ın evi”dir. Bu ifade, Kâbe’nin kutsiyetini anlatmaya yetmektedir. Kâbe’yi Allah’ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu İsmail inşa etmişlerdir. Kâbe’nin “Tevhîd” mesajı sebebiyle, insanlık putlara tapmaktan kurtulmuştur.
İşte özetle, adına “Savunma Anlaşması” yapılan Mekke’nin özelliği budur. Adını kullanarak anlaşma yapan bu üç ülke, Mekke ismini kirletmemeli, Mekke’nin kutsiyetine “zerre kadar” leke sürmemelidir. Tüm İslâm ümmeti, Mekke ismini kullanarak yapılacak hiçbir provokasyona izin vermemelidir. Mekke ve Kâbe bizim canımız ve her şeyimizdir. Rabbimizin övdüğü kutsal mekânlardır.
UCU KİMİN ELİNDE
ABD’NİN bulunduğu yerden Türkiye ve İslâm dünyasına zerre fayda beklemeyin! Hep kan, hep acı, hep gözyaşı… İslâm dünyasının parçalanması… ABD’nin Gazze’yi ortadan kaldırmak için verdiği silâhlar hep masumlar üzerine yağdı. Aksa Tufanı’nın ilk üç senesinde, öldürülen masum çocukların sayısı 22.434. Hep, Trump’ın İsrail’e verdiği silâhlarla öldüler. Böyle zihniyetten ne fayda gelir ki!
Trump, Mekke Savunma Anlaşması’nın imzalanmasından büyük mutluluk duyduğunu söyleyerek şu sözleri kullandı: “Söz konusu bu üç ülkenin büyük liderlerini tebrik ediyorum. Büyük, cesur, önemli bir ilk adım. İnanılmaz.” (Washington, 17 Ağustos 2026) Bunlar taltif mi, yoksa gizli bir hesabın ürünü mü? Trump, “Erdoğan’ın kendisinin isteklerini yapacağını” söylüyor. (13 Ekim 2026, BİA Haber Ajansı)
Türkiye’nin görevi, Trump’ın ihtiraslarına kapılarak İslâm dünyasına cephe açmak, kardeşi kardeşe kırdırmak değildir. Aksine, kardeşlerin arasını “ıslah” etmektir. Mekke Anlaşması’nın yapılması münasebetiyle Millî Gazete şu ifadeyi kullanmıştı: “Bu birlikteliğin gücünü Siyonizm karşısında görmek istiyoruz.” (8 Ağustos 2026) Trump’ın bulunduğu yerde bunu yapabilir misiniz?
Saadet Partisi’nin Filistin, İsrail, ABD konusundaki duyarlılığını biliyorsunuz! Devamlı net tavır aldı. Genel Başkan Mahmut Arıkan, “Dış politikada yalnızca şemsiyenin büyüklüğüne bakılmaz” diyerek, “Şemsiyeyi kimin tuttuğuna bakılır” ifadesini kullandı. Kurulacak güvenlik mimarisinin bölge ülkelerini karşı karşıya getirmemesi gerektiğini vurguladı. (7 Ekim 2026, TBMM Grup Toplantısı)

TBMM’NİN GÖREVİ
YEMEN’DEKİ Husiler (Ensarullah) Gazze cihadını bütün gücüyle destekledi. İsrail’e giden gemilerin Kızıldeniz’den geçişini “kesinlikle” izin vermedi. Sağlam bir duruş ortaya koydu. Bu onurlu tavır İsrail ve ABD’nin düşmanlığını üzerlerine çekti. Husileri yok etmeyi planladılar. Bu iş için Yemen’deki merkezî hükümeti, Husilere karşı kışkırttılar. ABD, Suudi Arabistan’ı devreye soktu. Husilere karşı Yemen Hükümeti’ne “Yemen Şafağı Operasyonu” yaptırdı.
Trump’ın Mekke Savunma Anlaşması’na övgüler düzmesinin sebebi, Yemen’de İsrail ve ABD’ye karşı sağlam bir duruş ortaya koyan Husileri yok etmektir. Yemen ve bölge ülkeleri ABD ve İsrail’in bu sinsi tuzağına düşmemelidir. Onlar, kardeşi kardeşe vurdurma yöntemini hep kullandılar. Özellikle Türkiye, “İslâm dünyasının ağabeyi” olarak, zalimlere karşı onurlu bir duruş ortaya koyan Husilere sahip çıkmalıdır.
Türkiye zalim ve mazlum arasındaki tercihte mutlaka “mazlumların yanında” durmalıdır. Mahmut Arıkan’ın, yalnızca kimi savunacağımız değil; kime karşı hareket edeceğimiz de ortaya konulmalıdır, sözü çok önemlidir. “Bir masada ‘ara bulucu’; diğer masada ‘muharip’ taraf olunamaz” sözü de! Yine Arıkan, “Bölgemizin ihtiyacı, yeni cepheler açmak değil; yeni bir adil düzen inşa etmektir” demişti.
Önümüzdeki günlerde, “Mekke Savunma Anlaşması’nda Türkiye’nin Konumu” TBMM’de görüşülecektir. Bütün siyasi partiler çok ciddi bir sınavdan geçmektedir. Aman dikkat! Mekke ismini kirletmemek için azamî derecede bir titizlik gösterilsin! Bu görev hiçbir şekilde hafife alınamaz.