Bismillâhirrahmanirrahîm!
İLİM, aydınlık dünyadır. İlimsiz tek hayırlı adım atamazsınız. Manen ve madden ilerlemek “ilmin rehberliği”nde olur. Bu yüzden 9-11 Ekim 2026 günlerinde, Denizli’nin Serinhisar ilçesine bağlı Yatağan Mahallesi’nde yapılan, “İmam Buharî’nin İlmî Mirası”- Geleneksel ve Modern Yaklaşımlar (İnternational İmam Bukhari Symposium) konulu uluslararası sempozyuma katıldım.
Sempozyumu Pamukkale Üniversitesi bünyesindeki “İslâmî İlimler Enstitüsü” organize etti. Enstitü Müdürü Prof. Dr. Osman Aydınlı, uzun yazışmalar; aylarca devam eden süreç sonucu Türkiye ve dünyanın pek çok üniversitesinden, alanlarının uzmanı 45 akademisyen çağırmış. “İsabetli” seçim olmuş. İmam Buharî’nin eseri her yönden ciddi, ilmî analizlerle anlatıldı. Olgun, samimi atmosferde “tam bir ilim ziyafeti” oldu.
Hadisler, Kur’an’dan sonra İslâm’ın ikinci ana kaynağıdır. Hadis tarihinde İmam Buharî’nin “çok önemli” yeri vardır. Asıl Adı Ebu Abdullah Muhammed bin İsmail bin İbrahim el-Cûfî el-Buharî olan Buharî Hazretlerinin hadis ilmine dair eserleri “el-Câmiu’s Sahîh” ve “el-Edeb’ül Müfred” adını taşır. Buharî, Allah Resulünden (S.A.V.) bize ulaşan hadisleri “kılı kırk yararcasına” derlemiştir.
Hadislerin râvilerinde sika/güvenilirlik olmasına büyük titizlik göstermiştir. Bu sebeple muhaddisler onun kitabına aldığı hadisleri “sahih/sağlam” değerlendirmesi yapmışlardır. Eserinin adının “Sahih-i Buharî olması bundandır. Muhaddis İbni Huzeyme şöyle der: “Şu gök kubbenin altında Rasülülah’ın hadislerini Buharî’den daha iyi bilen, daha iyi ezberlemiş birini görmedim.” (TDV İslâm Ansiklopedisi, Buharî maddesi)
İLGİ BÜYÜKTÜ
KONU “Buharî” olunca, Türkiye ve dünyadan büyük ilgi vardı. Devlet erkânı, çeşitli yöneticiler, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, YÖK Başkanı Erol Özvar, Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, PAÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Güngör, bazı milletvekilleri, resmî kurum temsilcileri “açılış protokolü”nde yer aldı.
Sempozyumun açılış konuşmasını YÖK Başkanı Erol Özvar yaptı. Sayın Özvar, İmam Buharî’yle üniversite yıllarında tanıştığını; Tecrid-i Sarîh’ini o yıllarda okuduğunu anlatarak, Buharî’nin Hz. Peygamber’in hayatını gündelik hayata taşıdığını belirtti.
Sempozyuma sponsor olan GAYE Vakfı’nın Onursal Başkanı Prof. Dr. Mustafa Cevat Akşit ise, İslâm dininin doğru anlaşılmasında Kur’an ve sünnet bütünlüğünün önemini vurguladı. Sempozyumun asıl amacının Yatağan’daki el yazması eserlerin tanıtılması ve bölgedeki kılıç yapım ustalığının bilinmesi olduğunu anlattı.
Denizli Valisi Köşger de, İslâm’ı “okyanus”a benzetti. Akademisyenlerin çalışmalarında okyanusu ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.
Buharî, eserini 18 yılda ilmî titizlikle tamamladı. “Buharî’nin İlim Mirası” 10 ayrı oturum halinde ele alındı. Her oturumda 1 “Oturum Başkanı”nın moderatörlüğünde 4 akademisyen sunum yaptı. Konunun meraklıları programı ilgiyle izledi.
Sempozyumda PAÜ’den 13, İstanbul’un çeşitli üniversitelerinden 7 akademisyen ve Türkiye, Fas, Cezayir, İngiltere, Özbekistan, Ürdün, Azerbaycan, Katar, Suudi Arabistan, Nijerya, Kırgızistan gibi 11 ülkeden gelen akademisyenler görev yaptı. Konu her yönüyle incelendi. Özellikle akademisyenler ve katılımcılar birbiriyle tanışma fırsatı buldular.
AKADEMİK TEVAZU
SEMPOZYUMDA bazı konuşmacılar farklı ilgi gördü. Bu, onların işlediği konu ve üslûbuyla ilgiliydi. Meselâ, bunlardan Konservatör/Restoratör Gülüşan Şahin Hanım, “Erken Dönem 597/1201 İstinsah Tarihli Sahih-i Buharî Nüshasının Doğu ve Avrupa Menşeli Kâğıtlardan Oluşan Metin Kısmı Cilt Konservasyonu ve Elementer Analizleri” konusunu tamamen şematik ve görseller eşliğinde anlattı.
Buharî nüshasının yazısı, kâğıdı, mürekkebi, cildi, döneminin özelliği de korunarak bugüne nasıl ulaştığını görsellerle açıkladı. Eser üzerinde çalışanların, rüyalarına bile girecek ölçüde; noktasına, virgülüne kadar nasıl bir titizlikle korunduğunu izah etti. Sonunda, Buharî nüshasının ilim dünyasına, okuyucusuna ulaşmış şeklini gösterdi. Herkes alkışladı; sorular yöneltti. Bir kitap yüzyıllar boyu nasıl yaşatılır, sorusunun cevabını verdi.
Prof Dr. İbrahim Kutluay’ın, “Kâmil insan, hatasız kimse değil; hatasını en aza indiren kişidir” sözünü notlarıma aldım. Doç. Dr. Mahmut Yazıcı’nın şu değerlendirmesini unutmayacağım: “Buharî hadis otoritesidir; fıkıh otoritesi değil! Buharî’nin tarihçiliği fazla bilinmez.”
İslâm ve Buharî sevdalısı, Antalya kökenli ve Viyana’da 29 yıl “hocalık” yapmış olan, samimiyetini bildiğim Ali Yüksel Hoca’dan sempozyumun analizini yapmasını istedim. “Bütün akademisyenlerin tevazusunu takdir ettiğini” söyledi. “Sempozyum ve yapay zekâ sunumu güzeldi” dedi. Prof. Dr. Ali Erbaş’ın, “Sünnet bilinmeden Kur’an tam anlaşılmaz” sözü zihnime nakşoldu” ifadesini kullandı. Prof. Dr. İbrahim Kutluay’ın, “Sünnete ittiba” vurgusu ve “mütevaziliği”nin hoşuna gittiğini anlattı.
Hayırlara vesile olsun!