Bismillâhirrahmanirrahîm!
TÜRKİYE, bir haftadır, “yüzyılın en büyük soygunu” olarak anılan 2,17 milyar dolarlık “fon vurgunu”nu konuşuyor. Bu sefer vurgun, iktidarın “merkez üssü”nden geldi. AKP’de MKYK üyeliği, milletvekilliği, Aile Bakanlığı yapmış Fatma Betül Sayan Kaya, Özata Denizcilik fonuna 163 milyonluk yatırım yapmış, 5 ay sonra parayı 22,17 milyon dolar olarak çekmişti. 1 trilyon liraya yaklaşan bir miktar… Alın teri olmadan, paradan para kazanma yöntemi…
Vurgun, “son dakika” haberi olarak duyurulduğunda, haksızlıklara karşı duyarlılığıyla tanınan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, bir TV’nin canlı yayınındaydı. İlk yorumunda, “Bu bir başlangıç; devamı gelecek” ifadesini kullandı. Öyle de oldu. Çok geçmeden “yeni vurgunlar” ortaya çıktı. Sonraki ilk vurgun, Mustafa Sandal’ın eşi Melis Sütşurup’un şüpheli fonlarla para kazandığı iddialarıydı.


Fon soruşturması bu kadarla da kalmadı. AKP’nin bir başka Genel Başkan Yardımcısı, Ekonomi eski Bakanı Nihat Zeybekci’nin, basına, “Ben de 455 bin fon mağdurundan biriyim” açıklaması geldi. Gelişmeler yine siyasetin merkezinden devam etti. AKP’de başbakan yardımcılığı, bakanlık, milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı yapmış Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığının dondurulduğu açıklandı. Fakat jet hızıyla bu kararın kaldırıldığını öğrendik.
Böylesi soruşturmalarda muhalif olanlar için şafak operasyonları yapılır; tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konurdu. Düne kadar Fatma Betül Sayan Kaya’nın ifadeye bile çağrıldığını duymadık. Hukuk, herkes için “eşit” işlemiyor mu?
VURGUN BÜYÜK
İKTİDAR, “Türkiye’nin finansal sistemi güçlüdür; olay sınırlı kişiyi etkiliyor” diyor; ama, Nihat Zeybekci, “Ben de 455 bin fon mağdurundan biriyim; devletin ihmali var” sözüyle vurgunun büyüklüğünü ortaya koyuyor. Saadet lideri ise, “Esas büyük sıkıntı geride, önümüzdeki günlerde! Toplum çok büyük yolsuzluklarla, hırsızlıklarla yüzleşmek zorunda kalacak” uyarısı yaptı.
Sayın Arıkan, hükûmetin önceden tedbir almadığını, ancak yatırımcı parasını çektikten sonra operasyon yapmak mecburiyetinde kaldığını anlattı. (Millî Gazete, 29 Eylül 2026) KRT TV’deki konuşmasında ise, “Zamanında tedbir almıyorsunuz! İş kendinize dayanınca itfaiye gönderiyorsunuz” diyerek şöyle devam etti: “Sizin işiniz yangın çıktıktan sonra itfaiye göndermek değil; yangın çıkmadan tehlikeyi ortadan kaldırmaktır.” (28 Eylül 2026)
Ülkenin böylesine tıkanıklıklar yaşamaması için devletin görevli teftiş, denetim, kontrol yapan kurumları yok mu? O kadar usulsüzlükler yapılıyor ki, kurumların çoğunun elle tutulacak yanı kalmadı. Bir “sistem” ki; soyan soyana! Siz nasıl bir “sistem” kurdunuz böyle! Kurumlar, şahıslar hızla yıpranıyor. Ülke güven sıkıntısı yaşıyor. Peki, hükûmet nerede? Eskiden insanlar krize tepki için başbakanın önüne “yazar kasa” atardı; şimdi AYM önünde intihar ediyor.
İktidarın iş bilmezliğinin cezasını vatandaş çekiyor. KKM’den 60 milyar dolarımız; yanlış politikalardan 28 milyar dolarımız gitti. Ayakkabı kutusu maceraları yaşadık. 24 yıldır benzeri manzaralar bitmedi. Yapamıyorsanız, onurunuzla bırakın; milletin sırtında kambur olmayın!
ÂDİL DÜZEN OLSAYDI
DİKKAT ediyor musunuz? İnsanların çoğu devletin ihmalinden veya mevcut sistemin zaaflarından söz ediyorlar. Bugünkü “sistem” yüzyıllarca sürsün titizliğiyle değil; kim cumhurbaşkanı olsun anlayışıyla, “kişisel çıkar” üzerinden kurulmuştur. O dönemde Saadet Partisi, öyle bir sistem geliyor ki; “başkan” krallardan daha yetkili hale gelecek” diyordu. Dediği de oldu.
“Sistem”in Türkiye’nin bünyesine uymadığını söyleyenlerin sayısı hiç de az değil. AKP’de, Ankara kurucu il başkanlığı, Ankara milletvekilliği, Uğur Mumcu Cinayeti Araştırma Komisyonu başkanlığı gibi görevlerde bulunan Ersönmez Yarbay, TV5’te Mücahit Mustafa Yılmaz ve Hale Sultan Öztürk’ün sunduğu “4. Güç” programına konuk oldu. Sorunların Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nden kaynaklandığını, bu sisteme son verilmesi gerektiğini şöyle açıkladı:
“Cumhurbaşkanı, parti genel başkanı olduğu sürece sorunlar bitmez. Devletin tarafsızlığı korunamaz. ‘Herkes cezasını çekecek’ deniyor. Bu yuvarlak bir söz. Önemli olan önceden tedbir almaktır. Cumhurbaşkanı ‘partili’ olunca devlet kurumları işletilemiyor. Sistemi kuran, düzenleme yapan Ak Parti. Cezayı veren Ak Parti. Borsa hastaları bunu kullanıyor.” (28 Eylül 2026)
Erbakan Hoca, çok uyarmıştı: “Nasıl olsa bu kapıya geleceksiniz! Hiç değilse başınızı, gözünüzü yarmadan gelin!” Gelince ne olacak? Âdil düzen, Âdil Bir Dünya kurulacak. Mülk adaletle sürer. Sultan Fatih der ki: “Aklı öldürürsen ahlâk ölür. Akıl ve ahlâk öldüğünde millet bölünür. Kadıyı satın aldığın gün devlet yıkılır.”
