Kılık kıyafetleri ile, dış görünümleri ile, yaptıkları konuşmalar ile bizim mahallenin mensubu gibi bir hava estirenler!

Ama attıkları adımlar ve yaptıkları işlerle öteki mahallelerin mensuplarını kıskandıranlar!

Sizden ufacık bir ricamız var!

Hakkı verilemeyecekse lütfen bizim mahallenin mensubu gibi bir hava estirmekten vazgeçin! Vazgeçin ki sizinle hiç alakası olmayan öteki kardeşlerimiz töhmet altında kalmasın!

Siz yanlış bir adım atıyorsunuz! Siz nefsinize esir oluyorsunuz!

Ama bizim mahallenin tüm fertleri sanki aynı yanlış adımı atmış ve sizler gibi nefislerine esir olmuş gibi damgalanıyor.

Unutmayın ki başı örtülü bir hanımefendi tarafından yapılan yanlış tüm başı örtülülere mal ediliyor!

Yine unutmayın ki sakallı bir beyefendinin nefsine esir düşerek alet olduğu olumsuzluklar tüm sakallılara atfediliyor!

Geçmişte gördüğümüz her başı örtülü hanımefendiyi ailemizin vazgeçilmez bir bireyi gibi görürken, bugün aynı rahatlık içinde hareket edemez hale gelmiş bulunuyoruz.

Geçmişte yine gördüğümüz her sakallı beyefendiyi dürüstlük abidesi olarak kabul ederken bugün aynı huzurla onlara sahip çıkamıyoruz.

Bireysel hatalar tüm topluma mal ediliyor ve bir kişinin hatası yüzünden binlerce kişi töhmet altında bırakılıyor.

Bu nedenle yazımızın başında dile getirmiş olduğumuz ricamızı tekrarlamak istiyoruz:

Hakkı verilemeyecekse lütfen bizim mahallenin mensubu gibi bir hava estirmekten vazgeçin!

Yıllar önce gazetemizin bürosunda yaşadığımız bir olayı anlatarak yazımızı noktalayalım.

Eşi ile problem yaşayan bir dostumuz şikâyetlerini dile getirirken fazla heyecanlanmış ve çalışma masasının üzerine çıkıp adeta tepinerek derdini dile getirmeye çalışıyordu.

Bunu gören bir kardeşimiz, “Bu dostumuz bir tarikata intisap etse” deyince içimizden biri “zaten ehl-i tarik” cevabını vermişti! “Tarikata intisap etse” diyen dostumuzun yorumu oldukça manidardı:

“O zaman tarikattan çıksa bari” deyivermişti!

Ya olduğunuz gibi görünün ya da göründüğünüz gibi olun!

Bilmem meramımızı anlatabildik mi?