Bütün ilahi mesajların ortak çağrısı; tevhid ve adalettir. (Nahl/36, 90; Enbiya/25, Hadid/25)
Allah Teala; dünyada zulmün önlenmesini, adaletin ikamesini emrediyor... (Enfal/39, Nahl/90, Şûra/13, Hac/41, Nur/55, Hadid/25)
Adalet, şeriatın/ilahi hukukun, nihai maksadı/amacıdır (İbn Kayyim)
“Bütün semavi mesajların maksad ve hedefinin, “adalet” olduğu Hadid/25’te bildirilmiştir.” (Prof. Dr. Yusuf el-Karadavi)
Tevhid, sadece bir iman cümlesi, bir kimlik beyanı değildir; aynı zamanda hayatı bütüncül olarak kuşatan/düzenleyen ilahi kaynaklı nizam/düzendir. İslam, bölünemez bir bütün olarak; inanç+hukuk+ahlak ile ilgili ilke, ölçü ve hükümleri kapsar... Adalet de ancak tevhid ile sağlanabilir...
Şirk ile zulüm karanlık; tevhid ile adalet de aydınlıktır/hayattır...
* İnsanda ruh ile beden ne ise toplumda tevhid ile adalet odur.
* Tevhid ile adalet, iman ile salih ameller gibidir.
* Tevhid ile adalet, birbirine çok benzeyen, biri görüldüğünde diğerini çağrıştıran/hatırlatan ikiz kardeşler gibidir.
* Adalet, tevhidin topluma yansımasıdır.
* Tevhid, elektrik/enerji gibidir; adalet de yansıtan cihaz/ampul gibidir.
* Adalet, bizzat tevhiddir; onun ayrılmaz parçasıdır.
* Adalet ve tevhid, İslam’ın hem bütünü hem de iki ayrı temel ilkesidir.
* Tevhid, zulmü de şirki de reddediyor.
* Adalet, tevhidin eylemi ve ahlakıdır.
* Adalet, hukuki ve sosyal düzeni kuran normatif bir ilkedir.
* İnsana göre, baş ne ise adalete göre tevhid de odur.
* Adalet, tevhidin aynasıdır; tevhid, adaletle görünür.
* Tevhid olmadan, adalet olmaz; adalet nerede ise tevhid oradadır...
İslam ile insanlar arasındaki en büyük engel, ifsad/bozgunculuk odaklı devasa imkânlarıyla donanımlı, evrensel çapta organize insanlık düşmanı Siyonizm ideolojisi görünüyor. Adalet/ıslah ilahi projesi adına Müslümanların Siyonizm’le mücadelesi sorumluluğu var.
Tevhid; sadece bir iman ve kimlik beyanı değildir; ilahi, evrensel, özgün, ekmel, hak nitelikleriyle biricik “ahlak ve hukuk” düzenidir...
İslam dini/düzeni; tevhid ve adalet düzenidir; tek başına “tevhid” düzeni de, “adalet” düzeni de, “İslam” dinini/düzenini ifade eder. Her ikisi de, aynı gerçeğin, birbirine benzeyen, ayrılmayan iki adıdır.
Bütün ilahi mesajlar; tevhide ve adalete çağırmıştır. Her iki çağrı da, tek hak din olan İslam’a/İslam nizamının, bölünmeksizin bütününe yapılan çağrıdır: Sadece Allah’a (cc) kulluk yapılacak (adalet), tağutlardan da (zulüm, şirk) kaçınılacak. Din de bölünme kabul etmez bir bütündür. (Nahl/36, 90; Enbiya/25, Hadid/25)
Bir ayette Kur’an’ın/İslam’ın temel esasları toplanmış: Tevhid, adalet, istikamet (Şûra/15)
İslam; ilahi, hak, ekmel, halis, evrensel, fıtri, mutedil/adil, doğru, özgün… özellikleri toplayan tek tevhid dini/düzeni/yolu/ hayat tarzıdır. Zaman ve mekân sınırı olmaksızın, bütün insanların, dünyevi-uhrevi, maddi-manevi bütün ihtiyaçlarını karşılayan/düzenleyen eşsiz, özgün, evrensel tek ilahi düzendir...
Tevhid güneşine göre, ay konumundaki adalet, ışığını tevhidden alır.
Ay, ışığını güneşten aldığı gibi, adalet de ışığını tevhidden alır.
Tevhid ile adalet; tek hak din (yol, düzen) olan İslam’ı doğru tanımlayan (tanıtan, anlamlandıran) benzer iki kutsal kavram, değer ve ilkedir...
Toplumlara, ülkelere hayat veren iki ilke tevhid ve adalettir.
Tevhid ile adalet; tek hak din (düzen, yol, hayat tarzı) olan İslâm’ı, doğru tanımlayan (tanıtan, anlamlandıran, sunan), toplumlara, ülkelere hayat ve düzen veren, benzer iki kutsal kavram, ilke ve değerdir.
"Zalimlere de, mazlumlara da yardım edin; zalimlerin zulmüne karşı durarak, onlara da yardım edin." "Zulmetmeyin; zulme rıza da göstermeyin." Haksızlık karşısında susanlar, dilsiz şeytanlardır." Haksızlıklara karşı, gücünüz kadar elinizle, dilinizle, kalbinizle karşı durun." (sav)
"Zalimin de, mazlumun da dini/kimliği sorulmaz; zalime karşı, mazluma yardım edilir."
Cihad olmadan, adalet ve tevhid düzeni kurulabilir mi? Adalet ve tevhidin ikamesi/sağlanması emirleri kimlere? (Nahl/90, Hadid/25, Şûra/13-17)
"Adalet" ve tevhid" ilkeleri/kavramları aynı hakikatin (İslam) iki farklı tanımı/ifadesidir. Adaletin zıddı, zulüm; tevhidin zıddı şirktir. Ve şirk, en büyük affedilmez günah ve zulümdür. (Nisa/48, 116; Lokman/13) Adalet; her şeyi/hakkı, ait olduğu yere koymak/sahibine vermektir. Allah Teala'nın insanlar üzerindeki "egemenlik"/uluhiyet, rububiyet hak ve yetkisinin kabulü, en büyük adalet; reddi ise en büyük zulümdür. Bu anlamda adaletin başı, yücesi tevhid oluyor. Tevhid cümlesi de, "la" ile/zulmün reddi ile başlıyor. Önce zulmü/şirki reddediyor, sonra da uluhiyet/rububiyet hakkını sahibine/Allah Teala'ya teslim ediyoruz. (Bakara/256) Bütün peygamberler de, insanları tağutlara kulluktan/zulümden çekinmeye, sadece Allah'a (cc) kulluğa/adalete/tevhide çağırmışlardır. (Nahl/36, Enbiya/25) Ve bütün ilahi mesajlar, adalete çağırmıştır. (Nahl/90, Hadid/25, Şûra/13-17)
Üzerimize çöken, bizi bunaltan zulümlerin karanlığından şikâyetçi olsak da, adalet adresinde buluşamıyoruz. Adaletin tek adresinin/yolunun, ancak tevhidde/İslam'da olduğuna, tevhidsiz adaletin olamayacağına inanmak, dinimizin gereği. Tağutların yollarından, kapısından, velayetinden ayrılmadıkça/tevhid kalesine, yoluna sığınmadıkça zillet tasması boynumuzda durur. Vesselam…