İyileri ve iyiliklerini görünüz.
Beğenmiş iseniz aynısından siz de yapmaya çalışınız.
Başkalarının da yapması için gayret gösterin.
Kötülükleri de yara sarar gibi sargı altında tedavi edin.
Beğenmediğimiz o kötülüğü, kendimiz de işlemekte olabildiğimizi, ama kendimizi görmediğimizden farkında olmadığımızı zannederek kendimizi de bir kontrol edelim.
Cerahati patlatın ama milletin midesini bulandıracak şekilde ortalığa yaymayın.
Doktorun yardığı çıbanı sargıyla sardığı gibi tedavi amaçlı gizleyin.
Hastanın doktoruna güvendiği sırlarını doktorun gizlediği gibi siz de sırlarınızı ve başkalarının sırlarını gizleyin.
Sırrını sakladığınız kişiye küsünce daha fazla gizleyin sırlarını.
Dosta, düşmana güven verin.
İşinizi, sözünüzü, güzel, faydalı ve sağlam yapın.
Zalimin zulmünü engelleyerek, mazlumun yanında yer alarak hem zalime hem de mazluma yardım edin.
Elinizi, dövmede değil sevmede kullanın.
Alan el değil, veren el olun.
Yük olmayın ama yük taşımaya yardım edin.
Gözünüzü açın ama açıkgöz olmayın.
Gönül açıcı sözler söyleyin, örnek alınacak işler yapın.
Ya öğrenen, ya öğreten ya da dinleyen olun.
Makamıyla, servetiyle, unuyla ünlenenlerden değil, ilmiyle, irfanıyla, haliyle, çevreye karşı güzel davranışlarıyla güzel bir ün bırakın.
İnsan ağzından çıkan her söze önem verin.
Her sözü duyun, en güzeline uyun.
Bakışlarınız güven versin, gönül açsın, taciz etmesin, gönül karartmasın.
Gönlün kirlenmesi, denizlerin kirlenmesinden daha tehlikelidir.
Göz ve kulaklarınızdan içeriye kirli şeyler girmesin.
Ağzınızdan çıkan kelimeler, sarraf terazisinden daha hassas teraziyle tartıldıktan sonra çıksın ağzınızdan.
İnceliğe, nezakete önem verin.
Yumuşak huylu, tatlı dilli, güler yüzlü, geniş, yanık ve yazık yürekli olun.
Her şeyden haberdar olun. Kötü haberleri yaymayın, ilgilisine bildirin.
Büyük adam, büyük âlim, büyük komutan, büyük sanatkâr, büyük işadamı olmaya çalışın.
Vermeyene verin, gelmeyene gidin.
Mü'minin önüne hiçbir kâfiri geçirmeyin.
Göz ve gönlünüzde Allah'ı büyütün, düşmanlarınızı küçültün.
Kendinizi, ailenizi ve insanlık ailesini şirkten, kötülüklerden koruyun.
Gönlünüzü imanla, midenizi helal rızıkla doyurun.
Hesaba çekileceğinizi bilin.
Ölmeden önce kendinizi hesaba çekin.
Zalimlere hesap sorun.
Düşmanın çokluğundan korkmayın "Hasbünallah" deyin ve yürüyün.
Cömert olun. Başkasının sırtından veya devletin imkânlarından saçıp savuranlar cömert sayılmazlar.
Özellikle Ramazan günlerinde daha çok cömert olun.
"Allah'ın sana verdiği gibi sen de güzel bir şekilde ver"[1]
"Yok ki ne vereyim?" deme. Ekmeğinin yarısını ver.
Efendimiz’in ifadesiyle bir tek hurman varsa onun yarısını vermek servetin yarısını vermek gibidir.
Her zaman cömert olan Sevgili Peygamberimiz, Ramazan ayında daha cömert olurmuş.
Hatta devamlı esen ve her şeye faydalı olan ve her şeyi etkileyen tatlı rüzgârdan daha cömert olurmuş.
Birileri devletin fişlemesinden korkar. Siz, korkmayın.
O devlet babaysa her vatandaşının nerede ne yaptığını, yemesini, içmesini, hastalığını, tedavisini, eğitimini her şeyini takip etmelidir.
Siz, her an Rabbimiz tarafından gözetildiğinize iman etmişsiniz. Kiramen Katibin melekleri tarafından yirmi dört saat gözetildiğinize iman ediyorsunuz.
Gözetildiğini bilen, dostlarını gözetir. Düşmanlarını gözetim altında tutar ve arkasından onu korur.
Davetlere icabet ediniz, sevginiz artar, dostluklar takviye edilir.
Sevdiklerinize sevdiğinizi bir şekilde bildiriniz.
Edepli olunuz. Edebinizi halinizle gösterirken nazik olunuz, dille ifade ederken nezakete dikkat ediniz.
Daima hakkın ve haklının yanında yer alınız.
En hakiki dostun Allah olduğunu biliniz, Allah dostlarını da dost edininiz.
İman eden imanında samimi olan herkesi Allah dostu olarak görünüz.
Allah'a hamd ediniz, Rasulü’ne salavata devam ediniz.
Övülmeye layık olanları taltif ediniz.
Yerilmeye layık olanları da yerilmekten övülmeye layık hale getiriniz.
Çevrenizi iyi tanıyınız.
İyilerin, güzellerin, cömertlerin, âlimlerin, nerede ne iş yaptığını biliniz ve gücünüz yettiğince onlara yardımcı olunuz.
İnkârcılığı yayan, kötülük yapan, zarar veren, rahatsız edenleri de tanıyınız ve kanser hastalığından, AIDS'ten daha tehlikeli hastalığa yakalanan bu insanları tedavi ettiriniz.
Yolcunun yoldaşı, gariplerin arkadaşı, hastaların ilacı, kimsesizlerin kimsesi olunuz.
Siz, ihtiyacınızı yalnız Allah'a arz ediniz ama ihtiyaç sahiplerini geri çevirmeyiniz.
Gücünüzün farkında olunuz. Kullanmasını biliniz.
Hayırlı işlerde en önde olunuz.
Kimi öne geçireceğinizi, kimi geriye bırakacağınızı iyi biliniz.
İnsanlar sizi yaptığınız güzel ve faydalı şeylerle hatırlasın.
Hem nimet hem de hizmet veriniz.
Mazlumların intikamını zalimlerden alınız.
Affedici olunuz.
Birleştirici olunuz, parçalayıcı olmayınız. Arabulucu olunuz, arabozucu olmayınız.
Aydın olunuz. Aydınlatınız.
Tehdit etmeyiniz, teklif getirip yol gösteriniz.
İki dünyasına yarayacak kalıcı sözler, kalıcı işler yapınız.
Ölünce vârislerinize temiz bir isim, helal kazanç bırakınız.
Bütün bunları başarırken azminizi, iradenizi sabır taşında bileyleyiniz ve sabırla yürüyünüz.
Her gün dünyada ve Türkiye’de olup bitenlere kısaca bir kulak verdikten sonra “Bugün ben bu dünya ve dünyalılara karşı görevlerim nedir, bu dünya ve dünyalılardan benim hakkım nedir?” diyerek harekete geçmeli ve her ikisini de Hakk’ın koyduğu kurallar içinde görevini hakkıyla yerine getirmeli.
[1] Kasas, 28:77
[2] Buhari, Savm, Hadis No: 1769