Bugün çok çok sevdiğim ve çokça tekrar ettiğim, okurken yalnız dilim değil, bütün vücudumun sanki bal küpüne girmiş gibi hissettiğim bir duayı yazarak Sevgili Peygamberimiz’in emrini de yerine getirmiş olacağım:

Ashab-ı kiramdan Muaz bin Cebel r.a. anlatıyor:

Rasülüllah s.a.v. sabah namazı için biraz gecikti; hatta güneş doğmak üzereydi.

Sonra geldi, namazı kısa kıldırdı ve yüzünü bize döndü ve şöyle dedi:

Herkes yerinde dursun, size bu gece namazı geciktiren sebebi açıklayacağım; bu gecemde ben Allah’ın dilediği kadar namaz kıldım, sonra gözlerim bana malik/sahip çıktı ve uyuyakaldım. Rüyamda Rabbimi gördüm ve bana şu duayı söylememi ilham etti:

“Allah’ım, ben, senden bütün iyilikleri, güzellikleri, temiz şeyleri isterim ve bütün kötü, çirkin ve pis şeyleri terk etmeyi, miskinleri (çok fakirleri) sevmeyi, beni af etmeni, bana rahmet etmeni, tevbelerimi kabul etmeni, halk içinde fitneyi murat ettiğinde beni bulaştırmamanı isterim.

Allah’ım, senin sevgini, seni sevenin sevgisini, senin sevgine kavuşturacak amelin sevgisini senden isterim.” dedi ve bize dönerek, “Bunları öğretiniz ve ders yapınız; çünkü bu bir haktır, gerçektir” buyurdu. (Hakim, Müstedrek, K. Dua Hadis no 1913, Tirmizi, Sünen K. Deavat ve en az yirminin üzerinde hadis kitaplarında ravi farkıyla ve bazı kelime değişikliğiyle rivayet edilen sahih hadistir.)

Duayı edeceğiz ama duada istediklerimizi yapacağız:

İyilikler düşüneceğiz, güzel göreceğiz, temiz yapacağız.

Kötülüklerden uzak, pislikleri temizleyecek, çirkin şeylere son vereceğiz.

Fakirlerin önce midesini, sonra gönlünü alacağız.

Rabbimiz Kurayş Süresi’nde “Etamehün min cuın ve amnehüm min havfin” buyurdu.

Yani önce karın/mide, sonra iman/güvenlik.

Yalnız bana demiyor; bütün Müslümanlara diyor.

Allah’tan af isteyeceğiz ama haramla beslenen kalp ve dille değil.

Rahmetinle muamele etmeni isterim derken yağmurun/rahmetinin inmesi için ağaçlar, otlar, karıncalar, boyun büken yeşillikler olması gerektiği gibi Rabbimizin rahmetinin üzerimize inmesi için rahmet olan Kur’an ayetleri ile rahmet peygamberi olan Muhammed aleyhşseelamın sünnetine göre hareket etmemiz gerekir.

Tevbelerimiz, yalnız dille değil, yüreğimiz, dilimiz, iliğimiz, bütün hücrelerimiz ve genlerimiz, bu isteğe katılırsa ve Nasuh tevbesi haline gelirse kabul buyurulur.

Fitne çıkarmamaya, fitne çıkaracak yerlerde bulunmamaya dikkat ettiğimiz gibi fitne kıvılcımı gördüğümüzde hemen o kıvılcım üzerine merhamet suyu serpmeye gayret gösterelim.

Bütün bunları başarabilmenin yolu olarak bütün sevdiklerimizi yaratanın sevgisini öne çıkarmak, O’nu sevenlerin sevgisini, kâfir seviciliğinin önüne geçirmek,

Allah sevgisine ulaştıracak amelin sevgisini istiyoruz.

Rabbimiz o amele işaret ediyor:

“(İman, amel, cihad ve her hayırlı işte) öne geçenler öncülerdirler.

İşte bunlar (Allah'a) yaklaştırılanlar.

Naim cennetlerindedirler” (Vakıa Süresi ayet 56/10-12)

Bu hadisi, bu günlerde, ders olarak herkese duyurmaya çalışalım.