Resmi yollardan, yurt dışında hayır işleri yapanlar ile dernek, vakıf veya bireysel olarak hayır işleri yapanlarla bir araya geldiğimde kendilerine “25 yıldır, yirmi yıldır, on yıldır, beş yıldır... yaptığınız bu hayır işlerinin şeklini değiştirseniz” dediğimde “Nasıl?” diyorlar.
Mesela siz, hayır işi yaptığınız köy veya şehrin su problemini hallettiniz.
Bu köy veya bu şehir, siz oraya varmadan önce su ihtiyacını bir şekilde karşılıyordu.
Siz biraz daha kolaylaştırdınız; siz varmasaydınız bunlar susuzluktan ölmeyeceklerdi.
O güne kadar nasıl yaşamışlarsa öyle yaşamaya devam edeceklerdi.
Ancak ABD, Avrupa Birliği, İngiltere gibi kendini dev aynasında bize gösterenlerin içinin kof olduğunu ortaya koyan, çağımızın en kahraman mücahitleri olan Filistinli mücahitlerin durumu daha farklıdır ve onlara her türlü yardımı yapmaya devam.
Afrika’dakilere balık tutmalarını, topraklarının altındaki madenlerin nasıl işletileceğini, toprağın üstünde yetişebilecek sebze ve meyvelerin nasıl ekilip nasıl toplanacağını, ihtiyaç fazlasını nasıl satacaklarını öğretin ve bugünden sonra onların eğitimine geçin.
Gerçi bunu yapanlar da var.
Hepsini tebrik ederim.
Çok eskiden beri dostum olan biri on yıldır, kendi parasıyla tek başına Afrika’da, Afganistan’da, Moro’da bu işleri yapıyor.
Merkezi köylerden birinde bir cami, mektep, imam evi yapıyor, bir de çevre köylerden genç adamları toplayarak bir haftada teknik arızaları tamir işlerini tatbikatlı olarak öğretiyor.
Bütün bunları bugüne kadar kazandıklarının geliriyle hallediyor.
Kendisine de söyledim, bundan sonra dini eğitime ağırlık ver.
Yeni nesilden, mücahit ruhlu, evli, genç imamları oralara götür, imamın hanımı, kabilenin hanımlarına, imam da erkeklerine İslam’ı öğretsin.
Aç kalan insan, bir şekilde karnını doyurmasını bilir veya bulur.
İmansız kalan, şeytanın talimine minnet eyleyenler, kendilerinin en doğru yolda olduğunu zannederler.
Tunus’ta Nahda hareketi söndürülmeye çalışılıyor, yarı oranda başardılar da.
Afrika’da Müslümanların olduğu bütün ülkelerin başkentinin merkezinde cami, mektep, medrese, hastane, müsafirhane, hamam gibi insani ihtiyaçlarının karşılandığı külliyeleri en görkemli şekilde yapan,
Kıbrıs harekâtında bütün Batı’nın Yunanistan’ı destekleyip Türkiye’ye her türlü ambargoyu uygulayanlara karşı bütün cephaneliğini uçaklarla Türkiye’ye taşırken bizzat kendi omuzunda taşıdığı silahlarla dünyaya, “Ben Müslüman Türk kardeşlerimle beraberim” mesajını veren Kaddafi’den intikamlarını aldılar ve taşla başını ezerlerken filme alıp yayınlayarak diğer bütün Müslüman liderlere de gözdağı verdiler.
Pakistan’da Cemaat-i İslamiyye hareketinin de önü kesildi.
Mısır’da İhvan hareketinin önünü keserlerken, bütün dünya Müslümanlarına bir ders verdiler:
“Seçimle gelseniz de indirilirsiniz ve asılırsınız” dediler.
Dünyada kapitalist ve sosyalist sistemlerin hepsi Müslüman öldürmede birleşiyorlar.
Çünkü sömürerek semirenlere karşı direnenler, yalnız mücahid Müslümanlardır.
Biz zamanlar 1968-78 arası sol yumruklu, sosyalistlerimizin şimdi ne yaptıklarını görmek için Sayın Ertuğrul Özkök’ün 23 Şubat 2006 tarihinde yazdığı “Maocular en çok ne olur?” balıklı makalesinde 23 tane Maocu ve aydınlıkçı komünistlerin şimdi neler yaptıklarını sıralayıvermiş, bulun ve kimler olduklarını öğreniverin.
Yardım için gittiğiniz ülkelerde cami, köprü, hamam, han eskilerini restoreyi bırakınız ve camiye cemaat toplayınız, ağaç altında da olsa eğitime ağırlık veriniz.
Bangladeş’te Cemaat-i İslamiye’nin en önde gelen ulemanın kırk kadarını idamla yok ettiler.
Bu diri, aktif, faal, İslam için kanını ve malını ortaya koyan şehitlerin kabrini yapmak için değil, o yolda yürüyenlerin eğitimlerine katkı sağlama tarafına gidiniz bundan sonra.
Amerika, dünyanın neresinde olursa olsun onlar “terörist” dediği için hiçbir mücahit, hiçbir yerde terörist olmaz.
Siz, mücahitlerin yanında olmaya ve geri adım atmadan ileriye doğru yürümeye devam ederken, kendinizi de iğdiş ettirmemeye de dikkat ediniz.