Bundan önceki yazıyla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam…
Bundan önceki 255 adet yazımın en başındaki uyarımı hatırlatmakla başlayalım…
“SosYO-EKONOMİK Tufan ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…”
7 Ağustos 2026 tarihli ve “Kur’an’a göre devlet-249; yeni devlet düzeni” başlıklı yazımın en başında yazdıklarımı da tekrar hatırlatıyorum ki;
Bu yazı serimizdeki meramımız daha iyi anlaşılsın:
“Önceki bölümde sözünü ettiğimiz değişimi başarmanın sırrı;
- “Adil Devlet Düzeni”nin gelmesidir,
- Şeriat/hukuk devlet düzeninin gelmesidir,
- “Kur’an’a göre devlet düzeni”nin gelmesidir.
Bu yeni düzen nasıl gelecektir?
İşte buradaki yani bu ayetteki “Gafurun Rahimun” kelimelerine daha dikkatli ve odaklanarak bakmamız gerekmektedir. Her şeyden önce eski hataları ve yanlışlıkları kapatmamız gerekmektedir. Bundan dolayı bozuk ve zalim düzen içinde işlenmiş suçların kötü tesirlerini gidereceğiz, sonra da rahim sıfatıyla insanların sekiz sorununa çare bulacağız.”
15 Ağustos 2026 tarihli yazımın en sonunda yazdıklarım da şöyle: ““İnnellahe gafurun rahiymun / Allah gafur ve rahimdir.” (Maide 34) 247’inci yazımızdan itibaren bu ayeti değerlendirirken, önce “O halde ne yapmalıyız?” dedik. Sonra “Bu yeni düzen nasıl gelecektir?” sorusuna cevap verdik. En sonunda ve SONUÇ olarak “ACİLEN SEKİZ ANA SORUNA ÇARE BULMALIYIZ” dedik ve çözüm önerilerimizi yazdık. Allah’ın gafur ve rahim olması demek, sekiz sorunun Allah’ın rahmet sıfatı ile çözülmesi demektir.”
Buraya kadar yazdığım girizgâh iyi anlaşılırsa, bu önemli konu da daha iyi anlaşılır.
Dediklerimizin anlaşılması dileğiyle önceki yazıda kaldığımız yerden devam…
***
3. Barış ve Savaş Düzenleri Arasındaki Fark
Sürecin başarısı için ilk olarak yönetici sınıfın barışı esas alması gerekir. Toplumsal düzen ve yasal alanda görevli olan yöneticilerin barış süreci ilkelerini bir bütün olarak benimseyip kabul etmeleri sağlanmalıdır. Saadet Partisi ise Hakka dayalı kaynaklarda Hakkın halefi olan millete dayanmalı ve doğrudan millete seslenmelidir.
***
4. Eline Silahı Alanlar ve Devletin, Toplumun Saldırı Hakkının Doğması
Toplumsal düzenin sağlanmasında savaş veya silah kullanılması esas değildir. Ancak Allah’ın halifesi olan topluluk yolunda ve onun güvenliği için olursa savaş veya silah kullanım hakkı meşrudur; yani, kamu adına kullanılması şartıyla sınırlı olarak meşrudur. Savaşı başlatan olmamak, meşru nedenlerin oluşması gibi bazı şartlarla silah kullanılabileceği gibi, gerektiğinde savaş da başlatılabilir. Haklılık esası oluştuğunda her insan için barış düzenini istemek fıtratın yani yaratılışın bir gereğidir. Toplumsal kuralları ve toplumsal sözleşmeleri tanımayanlar ile savaş kaçınılmaz olunca başka türlü nasıl hareket edilecektir?
***
5. Çatışma Hali ve Barış Düzeninin Kuvvet Yoluyla Tesisi
Çatışma halinde ne yapılabilir veya ne yapmak gerekir? Önceliğin barış olduğu prensibini hatırlattıktan sonra, durumunun değişmesi durumunda, çatışmanın geldiği tarafa bakılır. Çatışmanın karşı taraftan gelmesi halinde çatışmazlık durumu olamaz. Toplumsal düzenin bozulduğu durum (fitne) katliamdan daha kötüdür. (Ayet, Bakara 191) Fitne durumu özel bir durumdur ve ayrıca ele alınmalıdır. Çünkü fitne, toplumsal düzeni bozma fiilini işleyen terör örgütleri ve toplumdaki terör olayları nedeniyle, bundan dolayı ayrıca ölümler, can ve mal kayıpları yaşanacağından, bireysel olarak işlenen cinayetlerin üstünde bir şiddete sahiptir.
(Devamı var)