Yedi yaşında hafızlığını bitirmiş üstün zekâlı bir çocuk, ilkokula kaydını yaptırıyor ve orada dört yıl aynı sınıfta beklemek zorunda kalıyor veya dört yılı üç yılda bitirerek üç yıl bekleme de kalıyor.

Hâlbuki ilk kayıtlardan sonra bir ay içinde ilk imtihanla başarı sağlarsa E sınıfından D sınıfına geçiş sağlamalı. Her ay sonunda notunu yükseltenler D’den C sınıfına ve A sınıfında ikinci sınıfa devamla yine önü hep açık tutulmalı.

A’dan geriye gidip de F’de karar kılanlar da dört yılda bitirmeli.

Çocuğun yaşıtlarıyla olması onların birçok yönden gelişmesini de sağlamak için bu durumda olan çocuklar için ayrı sınıflar ve öğretmenler arasından aktif, sevgili ve sevimli, uzman hocalar derslerine girmeli.

Bin üç yüz yıldır, adı hâlâ yaşayan değerli insanların hayatını okuduğumuzda altı yaşında hafız olduğunu okuyoruz.

Hafız demek yalnız teyp gibi, bilgisayar gibi, papağan gibi, dijital aletlerin ezber okuması gibi olmadığı o 1300 yıldır yaşayanların kitaplarından anlamaya çalışıyoruz hâlâ.

Hafız demek, Kur’an-ı Kerim’i, ezberden tecvidle okuyan, okuduğunu anlayan ve onu yaşamaya çalışan değerli insan demektir.

Her ay sonu yapılan imtihanlarda öğrencilerin aldığı notlara göre öğretmenler de değerlendirilmeli ve ona göre terfi etmeli, ücret artırımı sağlanmalı.

Aslında hocalar, dünyanın en üst seviyede mühendisleri olarak değerlendirilmeli.

Makine, orman, maden… mühendislerinin ana maddesi, insana hizmet için yaratılmışlardır.

İnsan ise Allah celle celalühe kulluk için yaratılmışlardır.

Onun için üzerinde titrenilmesi gereken en değerli varlığımızdır çocuklarımız.

Çocuklarımızın Allah’la arasını açacak hiçbir şey, okulun bahçesinin kapısından içeri alınmamalıdır.

Çocukları uyuşturucudan korumak için yapılan çalışmaların bin katını çocukları gâvur edecek kişilerden korumak için yapılmalıdır.

Çünkü Allah’a kulluk yapanlar, uyuşturucunun her çeşidinden uzak kalmak zorundadırlar.

Her bir Müslüman ve onların çocukları her türlü uyuşturucuyu haram kabul ettiklerinden onunla mücadele eden bir iman ve ameli salihe sahiptirler.

Türkiye’den on veya on bir yaşında üniversiteyi bitirdi haberi hiç duyulmadı.

Batı’dan duyduk, okuduk.

Geri zekâlı değiliz.

Okuduğunu ezberleyen ve çok az unutan insanlarımız var kahvehane filozofları arasında ama her konuda olduğu gibi insanlarımızın eğitim yolu da 4+4+4+4=16 yıl benimlesin diyor.

16 yıl yerinde dursun, okullar ve sınıflar dolsun taşsın ama okuduğunu ezberleyen, yorumlayan, yeni manalar üretenlerin önünü açacak yasalar yapılsın.

İlk dört yıl eğitimine başlayan çocuklarımızdan isteyenlere sene sonu imtihanlarla dört yılda okutulacak kitaplardan soru sorulsun başaranlar ikinci dört yıla başlasınlar ve arzu edenler 12 yılı dört yılda bitirsinler de 11 yaşında üniversite imtihanına girmek isteyenlere kapı açık olsun.

Her şehirde özel veya devlet tarafından açılmış Üstün Zekâlılar Okulu olsun.

Yetmiş yılım eğitim alma ve vermekle geçtiği halde, kendimi eğitimci kabul etmediğimden, teknik hatalarımın afvını istirham ederim.