Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Müslüman, hayatı ve hayattaki her şeyi Kur’an’la güzelleştiren kimsedir. Çünkü Kur’an, takva sahiplerinin tek hidayet ve hayat kitabıdır. Kur'an; insanların dikkatlerini hep güzel olana döndürür. Secde 7: “Allah, yarattığı her şeyi güzel, muhkem, bütün inceliklerine riayet ederek yaratan, insanı da çamurdan yaratmaya başlayandır.” Allah’ın yarattığı her şeyde bir güzellik göze çarpar. Gören bir göz, hisseden bir gönül, düşünebilen bir zihin bu âlemde bütünüyle bir uyum ve güzellik bulur. En güzel biçimde, kıvamda yaratılan insanla ilgili güzellikler, bedensel güzellikleri yanında, öncelikle inanış ve davranış güzellikleridir. Önemli olan tevhidi, ahlaki, ruhi, zihni güzelliktir. Bütün insanlar, hangi renkte, hangi yaşta, hangi seviyede olursa olsun yaratılışındaki manevi ve fıtri potansiyel sayesinde güzellik yarışmasına katılabilir, derece alabilir. Çünkü Allah, ölüm ve hayatı, insanlardan kimlerin en güzel ameller işleyeceğini sınamak için yaratmıştır. Hayırda yarışmaya katılmamız emredilmiştir. Hayırda yarış, İslam’ca düşünüp yaşamada, Kur’an’ın telkin ve teklif ettiği adil düzeni hayata ikame etmek için cihat etmededir. İnsanın manevi, ahlaki güzelliği genellikle "hüsün" kelimesiyle ifade edilir. Bu güzellikler gözle görülemeyen mücerret şeylerdir. İlim ve aklı kullanmak mücerret bir güzelliktir. Bu güzelliğin sergilenmesi ise, ihsan derecesine ulaşan salih amele kapı açan tevhidi imandır. Mücerret güzelliklerin zirvesi, iman ve takvadır. Hiçbir gözün görmediği, beşer aklının hayal bile edemeyeceği Cennetin muazzam güzelliği, iman ve salih ameldeki güzelliğin öteki âlemdeki yansıması ve ürünüdür. Takvaya, yolunu Kur’an’la yürüyenler ulaşabilir. Güzel olan, Kur’an’la yaşamaktır.
GÜZELLİK
Güzellik, felsefeye göre herkese göre değişen ne olduğu belirsiz, sınırları insandan insana değişen bir değer yargısı mıdır? Batı kafasına göre, evet. O yüzden mutlak güzelliği tanımayan Batı, estetik konusunda yüzlerce sene arkası kesilmeyen felsefi tartışmalar yapagelmiş, ama sonuçta bir uzlaşmaya varamamıştır. Güzelin ölçüsü Müslümana göre bellidir. Güzel olan Allah’ın hükmü, güzel dediğidir. Bütün fıkıh usulü ile ilgili kitaplarda “husün-kubuh/güzellik-çirkinlik” konusu işlenir. Bu konudaki görüşler şöyle özetlenebilir: “Güzel olan Allah, sadece güzel olan şeylerin yapılmasını emreder” veya “Allah’ın emrettiği her şey güzeldir.” “Allah sadece çirkin şeyleri yasaklar” veya “Allah’ın yasakladığı her şey çirkindir.” Allah güzeldir, güzeli sever. Allah; düşüncenin, hareketin, duyguların, sözün, sesin, davranışın, kısacası her çeşit ibadetin, yani her şeyin en güzelini ister. İslam, kötü değil güzeldir. Kötü olan, batıl din ve düzenlerdir. İradeli işlerde insan, iyiyi de, kötüyü de seçebilir. Bakara 216: “Hoşunuza gitmediği, sıkıntılı ve zor olduğu halde savaş, size farz kılındı, yazılı kanun haline getirildi. Bazı şeyler hakkınızda hayırlı olduğu halde hoşunuza gitmeyebilir. Bazı şeyler de hakkınızda hayırlı olmadığı, şer olduğu halde hoşunuza gidebilir. Bunları Allah bilir, siz bilmezsiniz.” Nefisle, arzuyla, hevayla, cahiliyenin çirkeflikleriyle kirlenmiş ve fıtratı bozulmuş, selim olmayan akılla güzelin tanımı ve ölçüsü tespit edilmeye kalkılırsa, insan hevasını ilah edinmiş olur. Haram olduğu halde güzel zannedilenler, gerçek güzelden insanı alıkoyan şeytan kuruntusu sanal güzellerdir. Ankebut 38: “Aynı şekilde, Âd ve Semud kavimlerini de helâk etmiştik. Nitekim şimdi birer harabe olan saraylarından, evlerinden geriye kalan kalıntılara bakarak, onların nasıl bir azaba uğradığını açıkça görebilirsiniz. Şeytan, yaptıkları çirkin işleri onlara güzel göstererek hepsini doğru yoldan çıkarmıştı. Oysa onlar, gerçeği pekâlâ görebilecek durumdaydılar.” Gerçek ve güzel olan İslam’dır.
HARAM
Haram olan bir şey, güzel değil, çirkindir. Müslümanın ölçüsü, duyuları ve duyguları değildir. O, duygularının, hevasının kulu değil; Allah’ın kuludur. Hoşlandığı ve hoşlanmadığı her konuda Rabbine itaat edecektir. İmanı nispetinde duyu ve duygularını da sağlam kılacak, onları da Rabbine teslim edecek, o zaman nefis de mutmain olacak, Rabbinin emirlerinden razı ve hoşnut olma seviyesine çıkacaktır. Bu, benliğini kaybetme değil; aksine, bulmadır. Bu, yok olma değil; Allah’ta var olmadır, kâmil insan olmadır. Şerde ve haramlarda hayır yoktur.
GÜZEL OLMAK
Kur’an; sözü tek güzel olan bir kitaptır. Allah’ın kelamı, tüm güzellikleri içerir. Bu yüzden insana, indirilen sözün en güzeline uyması emredilir. İnsana inen sözlerin en güzeli, Allah'ın sözü olduğundan insan, ancak Kur’an’a uyarak güzelliğe uymuş ve güzelleşmiş olur. Çünkü güzelleşmek isteyen insanların bir niteliği, sözü dinleyip onun en güzeline uymaktır. En güzel din, güzellikler sergileyerek Allah'a teslim olanların dinidir. Allah, aynı zamanda hüküm verme bakımından da en güzel olandır. Kur’an, insanın inancı başta olmak üzere tüm bireysel, ailevi, sosyal, siyasal ve ekonomik hayatını, gizli-açık bütün amellerini, davranışlarını, ahlâkını, içini, dışını, çevresini, kısaca her şeyini güzelleştirir. Yeter ki insan Kur’an’a tâbi olsun. Nahl 90: “Şüphe yok ki, Allah adaleti ve iyilik yapmayı, yakınlara karşı cömert olmayı emredip, çirkin olan kötü görünen şeylerle, haksızlığı ve taşkınlığı yasaklıyor ve size böylece düşünesiniz diye öğüt veriyor.” Bu ayet, adil bir düzenin esaslarını ortaya koyuyor. İhsan; iyilik etme, güzel davranma, ikram etme, lütuf, bağış, güzellik, uygunluk, güzel olan şeyi en güzel şekilde yapmak demektir. İhsan, yaptığı işi en iyi biçimde ve noksansız yapmaya denir. Güzel olmak isteyenler, İslam’ı hakikaten yaşayanlardır.
İSTİKAMET
Milli Görüş; Kur’an’la güzelleşmeyi isteyenlerin istikametidir. Bu ise kendiliğinden olmaz. Kur’an’la güzelleşmek, kadınlar ve erkekler olarak Allah’ın koyduğu sınırlara uymakla olur. Selam hidayete tabi olanlara…