Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Doğarız, yaşarız ve ölürüz. Niçin? Yaşamak için doğarız, ölmek için yaşarız. Ölüm, Allah’ın ayetlerinden birisidir ve her canlı için belirlenmiş bir vakittir. Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah’ın iznine bağlı olmasın. Ve ölüm, belli bir süreye göre yazılmıştır. Her canlı ölümü tadacaktır. Kıyamet günü ise dünya hayatında hayır ve şer olarak yaptıklarımızın karşılığını göreceğiz. Ölüm, hiçbir varlığın karşı koyamayacağı ilahi bir kanundur. Bu kanundan kaçış ve kurtuluş imkânı yoktur. Nerede olursak olalım, sarp ve sağlam kalelerde olsak bile ölüm bize ulaşır. Hayatı ve ölümü Allah, kullarının İslam’ca bir hayat yaşayıp yaşamayacağını imtihan için yaratmıştır. Dünya hayatı, ahiret hayatı için düzenlenmiş bir imtihandır. Dünya hayatının da, ahiret hayatının da tek sahibi Allah’tır. Erbakan Hocamızın tabiriyle ahiret hayatı dünya hayatının hesabıdır. Dünya hayatında insanın gözeteceği şey, Allah’ın rızasıdır. Çünkü Allah, insana verilmiş olan bütün nimetlerin sahibidir. İnsanın, nimetleri ihsan eden Allah’a şükretmesi, O’nun rızasını gözetmesi yaratılma sebebidir. İnsan 2-3: “Gerçek şu ki, biz insanı katışık bir nutfeden yarattık; onu imtihan edelim diye, kendisini işitir ve görür kıldık. Şüphesiz biz ona yolu; yani İslam’ı gösterdik. İster şükreden olsun ister nankör.” Kul, dünya hayatında şükreden veya nankörlük eden bir kul olup olmayacağı sınavından geçer. Bu sınav, insan için aynı zamanda bir zıtlar mücadelesidir. Zıt olan şeyler; hak ile batıl, helal ile haram, hayır ile şer, maruf ile münker, ıslah ile ifsattır. İnsanın dikkate alması gereken gerçek budur.

TEK YOL

Kul, Allah’ın rızasını kazanmayı tercih ettiğinde bunun tek yolu İslam’dır. Allah katında hak din İslam'dır. İslam’ın en belirgin sıfatı, Allah’ın rızası olmasıdır. Maide 3: “… Bugün size dininizi tamam ettim, böylelikle üzerinize olan nimetimi tamamladım ve bilesiniz ki sizin için razı olduğum tek din İslam'dır…” Allah’ın İslam’dan başka hiçbir şeye rızası yoktur. Kim, İslam'dan başka bir din ve düzen ararsa, bilsin ki kendisinden böyle bir din ve düzen asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. İslam; başından sonuna kadar bütünüyle bir hayat düzenidir. Müslüman, İslam’ın yarısından değil tamamından sorumludur. İslam’ın bütünüyle bir hayat nizamı olduğuna inanmak imandır. İslam’ın yarısı kendisi değildir. Bunun için Müslümanlar iki dinli değil, tek dinli olan kimselerdir. Bakara 85-86: “Yoksa siz Kitab’ın bir kısım hükümlerine inanıp bir kısım hükümlerini inkâr mı ediyorsunuz? Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah, sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir. İşte onlar, ahirete karşılık dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden ne azapları hafifletilecek ne de kendilerine yardım edilecektir.” İslam’ın bu gerçeklerini idrak eden bir Müslüman, batılın her türlüsünü kökten reddeder. Müslüman namazda, hacda ve bir kısım ibadetlerinde İslam’a, ahlakta, iktisatta, siyaset ve hukukta AB kıstaslarına bağlı hareket edemez. Ederse fasık, facir ve zalim olur. Allah ise bunları sevmez. Bu gerçeği benimseyip İslam’ın adil düzeninde karar kılanlar, hayatlarını Allah için yaşayanlardır.

HAK YOL

Allah, insana İslam’a bağlanmayı emretmiştir. Al-i İmran 103: “Hepiniz, Allah’a olan bağınıza, taahhüdünüze, Kur’an’a, İslam’a sadakatle sarılarak, Allah'ın himayesine sığının. Birbirinize düşmeyin, bölük pörçük olmayın, parçalanmayın…” Bunun için Müslüman, hayatını İslam ile yaşayan kimsedir. Çünkü dünya ve ahiret saadetini elde etmenin İslam’dan başka bir yolu da yoktur. Bu bakımdan Müslüman’ın hayatı, iman, İslam’ca hayat ve cihattır. Peygamberimiz buyuruyor: “Mekke’nin fethinden sonra artık hicret yoktur, fakat cihat ve niyet vardır. Allah yolunda cihada çağrıldığınız zaman hemen katılın.” Cihat, İslam ile insan arasına konulmuş bütün engellerin kaldırılması, insanın İslam ile buluşması için yapılan çalışma ve gayretlerin tamamıdır. Bu niyete dayanmayan hiçbir gayret ve çalışma cihat ibadetinin yerini tutmaz.

Peygamberimize: “Biri kahramanlık, diğeri milletini korumak, öteki riya ve gösteriş için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? diye soruldu. Allah Resulü şu cevabı verdi: “Kim, Allah’ın söz ve hükümleri, batılın hüküm ve yasaları karşısında üstün ve hâkim olsun diye savaşıyorsa, o kimse Allah yolundadır.” Bu konuda çok dikkatli olunması gerekir.

İnsan için önemli olan Allah için yaşamak ise bu yol İslam’dır. Mücerret, yani soyut hizmetler, yani ilahi hükümleri hâkim kılmayı ve bu hükümleri referans alan adil bir düzeni, yeni bir saadet dünyasını kurmayı hedeflemeyen hizmetler, İslam için yapılmış sayılmaz.

TEMEL GÖREV

Millî Görüş; İslamsız Saadet olmaz inanışıdır. Millî Görüş çalışmalarının temel amacı, bütün insanlığın saadetidir. Millî Görüş bu hedefine ulaşmak için şiddet ve ikrah yolunu değil, ikna yolunu kullanır. Millî Görüş; kimsenin cehenneme gitmesini istemez. Millî Görüşçüler insanlığa Millî Görüş’ü telkin eder. Millî Görüş’ün benimsediği Adil Düzen ve Yeni Bir Dünya esaslarını tanıtmaya çalışır. İnsanımızı ve bütün insanlığı Millî Görüş’ün benimsediği eğitim esaslarına göre yetiştirilmesi için cihat eder. İyiliği emreder, kötülükten alıkoymaya çalışır. İyilikleri emretmek ve kötülükleri yasaklamak mutlak bir Müslümanlık görevidir. Bunun için millet olarak hepimiz AKP’li, MHP’li, CHP’li, HDP’li değil, Millî Görüşçü ve Saadet Partili olmalıyız. Duamız şudur: “Ey Rabbimiz, Sana teslim olduk, Sana inandık, Sana dayandık. Yüzümüzü gönlümüzü Sana çevirdik, yardımınla mücadele ediyoruz. Rabbimiz, ayaklarımızı yolunda sabit kıl.” Selam hidayete tabi olanlara.