Usta hikâyeci, romancı ve deneme yazarı Ali Haydar Haksal, 75 yaşında (28 Ağustos 2026 Cuma) dâr-ı bekaya irtihal etti. Vefat haberini ortak bir dost büyüğümüz telefonla bildirdiğinde çok üzüldüm, gözlerim doldu. Hastanedeyken telefonla görüşmüştük. Mesaj atmıştım, mesajlaşmıştık. Daha kaç gün oldu konuşalı mesajlaşalı büyüklerimiz tek tek gidiyor dedim kendi kendime. Hüzünlendim. Ali Haydar Haksal ismini ilk defa 1999 yılında Yedi İklim dergisinde görmüştüm. Şahsen tanışmamız ise 2007 yılında oldu.
Ali Haydar Haksal, Yedi İklim dergisi genel yayın yönetmeni ve Milli Gazete köşe yazarıydı. Şahsen görüşmemiz önce telefonla olmuştu; 2007 yılında telefonla beni aramış dergiye benden şiir istemişti. Ben de göndermiştim ve yayımlanmıştı. Yedi İklim dergisinde çok şiirim yayımlandı. Şiirlerim üzerine başka şair ve yazarların yazdığı yazılar yayımlandı. Ali Haydar Haksal, TV5’te Edebiyat Okumaları adıyla bir program yapıyordu. Haksal, 2008 yılında TV5’te yaptığı Edebiyat Okumaları programına beni konuk olarak davet etmişti. Haksal’ın benim şiirim ve hayatım hakkında bana sorularıyla gelişen sohbet iki saatten fazla sürmüştü. Verimli bir program olmuştu. O yaşımda beni televizyon programına davet etmesi beni heyecanlandırmış ve sevindirmişti. Şahsen tanışmamız konuk olarak davet ettiği programa katılmamla olmuştu. Daha sonra aynı yıl Üsküdar’da sahilde bir çay bahçesinde görüşmek üzere telefonlaşmıştık. Belirlediğimiz yere ben rahmetli hikâyeci Recep Şükrü Güngör ile gitmiştim. Ali Haydar Haksal ise şair Zafer Acar’la birlikte gelmişti. İki hikâyeci ve iki şair iki saatten fazla sohbet etmiştik. Ali Haydar Haksal, malumatı çok fazla bir yazardı. Hem geçmişten hem güncel edebiyattan malumat sahibiydi. Hoşsohbet, güler yüzlü, konuşmalarında yer yer ironi olan samimi bir mümin. Derviş meşrep bir yapıya haiz.
Türk hikâyesinde, iki tür anlatım şekli vardır. Geleneksel hikâyeye yakın olan ‘olaylı maceralı’ dahası hareketli bir anlatım, bir de yenilikçi ‘durum’ anlatım. Ali Haydar Haksal hikâyelerinde genellikle anlatım şekli ‘durum’dur. Hikâye kahramanları bir durumu ‘yaşar’. Haksal hikâyelerinde kahraman, yazarın düşüncesindekileri ‘durum’la betimler. Hikâyelerinde modern insanın yalnızlığı, bunalımları ve çıkmazları vardır. Ali Haydar Haksal modern insanın bu durumunu kendi benliğinden, kültüründen ve inancından uzaklaşması sonucu yaşadığını ortaya koyar. İslam kültür, yaşantı ve bütünlüğünü çözüm olarak sunar. Hikâyelerinde bunu açıkça belirtmez, ‘durum’la ortaya koyar. Kahramanlarının neden öyle, neden sonucu bağlamsız olduğu ‘bakışsal’ olarak duyumsatılır.
Durum hikâyelerinde genellikle soyut bir dil kullanılır. Haksal hikâyelerinde ‘durum’ anlatımından kaynaklı soyut dil vardır. Hikâyelerine, şiire yakın coşkulu bir dil hâkim. Bu yönüyle okurken anlatılan anı o an yaşatıyor denilebilir. Hikâyelerinde, somut olmamakla birlikte soyut bir şekilde karşıt düşünceden kaynaklı bir çatışmalı sürükleyicilik var. Ali Haydar Haksal’ın hikâye dili kendine özgüdür. Denemelerinde de kendine özgü bir dili var. Kısa, devrik ve eksiltili cümleler hâkim. Hikâyeleri zaman zaman denemeye yaklaşıyor.
Ali Haydar Haksal, kendine özgü anlatım tarzıyla kendi hikâyesini yazmış, yine kendine özgü diliyle deneme yazınına bir soluk getirmiş, İslam birlik ve bütünlüğünü yazdığı her şeyde temel olarak almış, Batı taklitçiliğine karşı kendi benlik, kültür ve değerlerle karşı konulacağını savunmuş usta bir yazardır. Yazdıklarıyla kendine özgü bir tarz ve dünya ortaya koymuştur. Ali Haydar Haksal Sesim Bana Yetmiyor, Sarıldığım Soğuk Bir Ceset, Yalnızlık Sarkacı, Kuşkonmazda Konuşan Adam, İçim Su Berraklığında, Yitik Yaşamın Güncesi, Kapıda Bir Çift Ayakkabı, Renklerin Dansı, İki Ateş Arasında ve Kör Kuyu kitaplarıyla Türk hikâyesine ve romanına kendi mührünü vurmuş bir yazardır. Ali Haydar Haksal’a Allah’tan rahmet, yakınları ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. İnna lillahi ve inna ileyhi raciun.