Önemli bir değişiklik şart. Bir şey değişir mi, eldeki potansiyel kullanılsa bir şey değişir mi? Potansiyel kendinden mi, ithal mi, kopya mı, ithal ikame mi? Beklenir ki kendinden olsun. Herkesin gördüğü gibi kendinden değil. Potansiyel ithal, koya ya da ithal ikame. Bunlarla nereye kadar gidilir. İthal edilen, kaynak ülke ihraç etmiyorum dediğinde orada biter, bitiyor nihayetinde. Kopya bir yere kadar işe yarasa da kopya olduğundan aynısı karşı tarafta da var ve hatta kopya edilen daha güçlü olduğu için kopya edilmişin daha ilerisini ortaya koyuyor. İthal ikame ise yarım olduğundan bütün potansiyeli yarım bırakıyor. Olması gereken kendinden olmasıdır. Her şeyiyle kendinden. Her şeyiyle kendine özgü. Her şeyiyle kimsede olmayan olmalıdır. Peki, eldeki imkân kullanılsa bir şey değişir mi?

Eldeki imkân ne? Eldeki imkân şu; Rusya ile yıllardır savaşta olan Ukrayna, Hazar Denizi’nde İran gemisini vurdu. Haberi okuyunca ya da izleyince insan gayriihtiyarî “vay anasını” diyor. “Bu nasıl olur?” Savaşta olmayan İslam ülkeleri bir ülkenin teknesini bile vuramazken savaşta olan Ukrayna koskoca İran’ın gemisini vuruyor bilmem kaç kilometreden. Arada ülkeler var. Nasıl oluyor da vuruyor. İslam ülkeleri neden vuramıyor. İran İsrail’e bir iki füze isabet ettirince Müslümanlara bir ferahlama gelmişti ama arkası gelmedi. Bir kere de halkı Müslüman bir ülke emperyalistleri vurmuş olsun. Yok. Hemen Ukrayna onu tek başına yapmamıştır denilebilir. Denilsin. Ukrayna tek başına yapmadı da kendi inancından olanların yardımıyla yaptıysa bu daha ‘havalı’ bir şey. İslam ülkelerinde böyle ‘hava’ olmuyor bir türlü. Şu şekilde bir pespayelik oluyor. ABD ile Suudi Arabistan ittifakı Irak’ı bombaladı. Arabistan’a birileri kardeşim senin yerin orası değil sen ne geziyorsun orada hey arkadaş aklını mı kaçırdın ABD ile ittifak yapıp halkı Müslüman ülkeyi bombalıyorsun demiyor. ABD zaten İslam ülkelerini bombaladı, bombalıyor. Arabistan ne iş? Satılmışlığın kanıtıdır bu. Hem de sudan ucuz.

İnsanlar için kendini kandırmamak ne kadar önemliyse ülkeler için de kendini kandırmamak o kadar önemlidir. ABD, dinlene dinlene İran’ı bombalıyor. İran da boş durmuyor elbette ama İran da ABD’yi bombalıyor diye kuramıyoruz cümleyi. İran kendini kandırıyor. İran yöneticileri hamaset yapıyor. Bir ülkenin hamaset yapması demek kendini kandırması demektir. Çünkü potansiyeli olan hamaset yapmıyor işini görüyor. İmkânı olan Hazar’da bile gemiyi vurabiliyor. ABD İran’ın şehirlerini bombalıyor, İran ise Körfez ülkelerini bombalıyor. İran neden ABD şehirlerini bombalamıyor? Günümüz teknolojisiyle İran ABD’yi vurabilir, neden vurmuyor. Potansiyeli yok. İmkânı yok. Elindeki teknoloji ya ithal ya kopya ya da ithal ikame. Kendinden değil. Başkasının teknolojisiyle savaşa giren yenilmeye mahkûmdur. İslam ülkelerinde birlik dersen birlik yok. ABD İran’ı işgal ediyor diğer İslam ülkeleri seyrediyor. Sıra onlara da gelecek hâlbuki. Sıranın gelmesini bekliyorlar adeta. En azından birlik olup da karşı koymuyor öyle bekliyorlar. Hamasetten başka ne potansiyel var ne de imkân. İran şöyle ekerim böyle biçerim diyordu şimdi biçiliyor. O hamasete karşılık insan bekliyor ki İran ABD’nin bir şehrini vurup yerle bir etsin ama yok. Olma ihtimali de yok. Aynı hamaset zaman zaman ülkemizde de olmaya başladı. İsrail’i oturduğu yerden vurur Türkiye diyenler oluyor. Vursa İsrail’i yerle bir etse. Ama ne ile vuracak. Var mı potansiyeli. Var mı imkânı. İran’ı görüyoruz. Laga lugaya gerek yok. Potansiyel meydana getirmek gerek. Eğer varsa potansiyel hemen kullanmak lazım. Elindeki potansiyeli kullansa ülkemiz bir şey değişir mi. İnsan değişmez demek istemiyor. Değişir, değişsin demek istiyoruz. Başkasının teknolojisiyle değil kendi teknolojisiyle değiştirsin düzeni istiyoruz. ABD/İsrail’i haritadan silsin istiyoruz. İslam ülkeleri birlik olsun, potansiyel meydana getirsin, imkân oluştursun vursun istiyoruz. Hamaset değil işini yapsın.

Kendine dürüstlük değişikliğin ilk adımı olacaktır!