Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İslam’da karar kılanlar, yolunu Kur’an ve sünnetle yürürler. İslam; Allah tarafından kullarına teklif edilmiş bir emanettir. İnsan, bu emaneti yüklenmiştir. Azhap 72: “Gerçek şu ki biz, akıl ve irade ile yerine getirilecek İslam emanetini göklere, yere ve dağlara teklif ettik; ama sorumluluğundan korktukları için, onu yüklenmeyi reddettiler. O emaneti insan üstlendi, zaten o, her zaman kendisine haksızlık etmeye yatkın zalim bir yaratık olup, işlerin sonucu hususunda da, sağlam bilgiden yoksun cahildir.” İnsan; Allah’ın İslam için yarattığı yeryüzündeki halifesidir. Milli Görüş; bu asırda din ve düzen olarak İslam’da karar kılmış samimi Müslümanların başlattığı bir harekettir. Zira Allah’ın rızasını gözeten insanların İslam’dan başka bir din ve düzende karar kılmaları, onlar için intihar etmek olur. İnsan; hayatın bütününü, inancını, ahlakını, sosyal ve iktisadi hayatını, eğitimi, uluslararası ilişkileri İslam ile düzene koymanın derdini taşımıyorsa, adil bir düzen kurmanın mücadelesini vermiyorsa, böyle bir insan, hak nazarında beş para etmez. Allah nezdinde tek hak din ve düzen İslam’dır. Allah; “...Size din olarak İslam’ı seçip beğendim...” buyuruyor. Kim, İslam’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden böyle bir din ve düzen asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır. İnsan, dünya hayatında İslam dinini ayakta tutarak Allah’ın rızasını kazanabilir. Şura 13: “Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin diye Nuh'a tavsiye ettiğini, sana vahyettiğimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya tavsiye ettiğimizi Allah size de din kıldı. Fakat kendilerini çağırdığın bu din, Allah'a ortak koşanlara ağır geldi. Allah dilediğini kendisine peygamber seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.” İslam’da karar kılmışlar, İslam’ı ayakta tutmak için vereceği mücadeleyi ittifak ederek, tek bir ümmet halinde yürütmekle mükelleftir. Rabbimiz; “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın” buyuruyor. Bu emir ortada iken, İslam’da karar kılmışlar, bu ayete muhalif olarak tefrika halinde olamazlar. İslam, ancak iman ve cihat ile yaşanır. İman ve cihat ise Müslümanların tek bir ümmet olmalarını zorunlu kılar. Ümmet olmak demek bir lider etrafında toplanarak insanları İslam’a davet etmek, iyiliği yani adil düzeni emredip hâkim kılmak, kötülüğü yani faizci kapitalist düzeniyıkmak için çalışan şuurlu bir topluluk olmak demektir. Kurtuluşa ermenin başka yolu yoktur.

NE İÇİN?

İnancımıza göre insan için bilinen iki hayat vardır. 1. Dünya hayatıdır ki bu hayat, ahiret hayatını kazanma hayatıdır ve sadece bir sınavdan ibarettir. 2. Ahiret hayatıdır ki bu hayat dünya hayatının hesabıdır ve ceza ve mükâfat hayatıdır. Dünya hayatının sınavı İslam’dır.

Bu sınav sadece İslam ile kazanılır. Fert ve toplumlar, dünya hayatlarını kodlarken dikkat edeceği ve itibar edeceği tek şey, İslam olmak zorundadır. Çünkü her iki hayatı da saadete çevirmenin başka bir yolu yoktur. Dünya hayatında temel sınav konularından birisi de hak-batıl mücadelesidir. Bu mücadele, inançlar, ahlak ve düzenler üzerinden yürümektedir. Hak için mücadele edenlerin savunduğu inanç tevhit inancıdır. Benimsediği ahlâk, Kur’an ahlakıdır. Düzen ise, İslam’ın telkin ve teklif ettiği adil düzendir. Bu üç şeyi esas alarak mücadele etmeyen bir Müslüman’ın bu dünya imtihanını kazanması mümkün olmaz. İnsanın bu sınav dünyasında bilinen dört görevi vardır. Bunlar; ibadet, hilafet, emanet ve imaret görevleridir.

İbadet; hayatın Kur’an, sünnet ve salim fıkıh kurallarına göre yaşanmasıdır. Hilafet; İslam’ın akide, ahlâk ve düzen olarak tebliğ edilmesidir. Emanet; İslam’ın akide ahlak ve düzen olarak korunması, yaşanması ve yaşatılmasıdır. İmaret; bütün insanlığın saadet bulması için yeryüzünün İslam ile imar ve ıslah edilmesidir. İslam’da kara kılmışların itibar edeceği şeyler bunlardır. Müslüman olarak ölebilmek için bunları yapmaktan başka da bir yol yoktur.

YOLUMUZ

Milli Görüşçüler olarak yolumuz, Allah’ın yoludur. Hakkı üstün tutmak, nefis terbiyesini esas almak, maneviyatçı olmak, bu yolun kimyasıdır. Hidayet, feraset ve dirayet, bu yolun fiziğidir.

Bu yolun aksiyonu ise iman ve cihattır. Ali İmran 110: “Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız…” Böyle bir ümmet olmanın bir takım ahlaki ve insanı vecibeleri vardır. Bu vecibeler ümmetin her ferdinin kendi şahsına, birlikte çalıştığı arkadaşlarına, ümmetin büyüklerine, maddi ve manevi varlıklarına karşı yerine getirmesi lazım olan görevlerdir. Ümmetin şuurlu her ferdi, menfi davranışlardan sakınmak zorundadır. Benlik: Kâbe, Kâbe olalı benim gibi bir adam görmedi diyen adamın hastalığıdır. Çözüm: İtaat, sadakat, ihlâs ve irfan sahibi olmaktadır. Lokman 18: “Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.” Tefrika: Böyle davrananlar, içinde bulundukları topluma zarar verirler. Doğru olan cemaat ruhuna sahip olarak İttifak halinde olmaktır. İnsanlığı tehdit eden bu kadar büyük tehlikeler karşısında aynı gayeye sahip olan insanların kenetlenmesi gerekir. İnananlar kardeştir, kardeşliğe zara verecek davranışlardan kaçınmak gerekir. Şu değişmez gerçeği unutmamalıyız. “İnsan için sadece çalışmasının karşılığı vardır ve karşılığını da muhakkak görecektir” “Hayırlı işlerde acele etmeli, elimizi çabuk tutmalıyız” esası bizim çalışmalarımızın ana ilkesi olmalıdır. Bugünün işi yarına bırakılmamalıdır. Bu, bizi büyük başarılara götürmede çok önemli itici bir güçtür. Selam hidayete tabi olanlara…