“Millî irâde, bir cemiyetin sırf siyâsî tercihlerinin toplamı olmayıp, o toplumun varlık sahasında kendi kaderini tâyin etme hakkını, ahlâkî otonomisini ve rûh kalesini temsil eden tefekkür yüklü yüce şuurun tecellîsidir.” diyen Kala, 12 Eylül askeri darbesini, “Rûh Kalesini Yıkma Teşebbüsü” olarak nitelendirdi.

TYB Genel Başkanı, “Demokrasinin askıya alındığı, namluların gölgesinde biçilmeye çalışılan dönemlerde, kitleler uzun yıllar boyunca hürriyetin iklimine hasret kalmış ve kendi geleceğini inşâ edebilme kudretini yitirmiştir.” görüşünü ifade etti.

“Bir darbenin en feci ve sinsice icrâ ettiği yıkım, bir milletin kültür, fikir ve irfân cephesinde gerçekleşir.” diyen Kala, “12 Eylül’ün bıraktığı kanayan hâfıza, millî iradeye sâhip çıkmanın ve rûh kalesini tahkîm etmenin lüks değil, bir cemiyet için varoluş namusu olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.” ifadesini kullandı.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesiyle ilgili şu satırları kaleme aldı;

“Bu yüce irâdenin tank paletleri, kaba kuvvet ve gayrimeşrû vesâyet odaklarınca hiçe sayılması, özünde insan şerefine ve milletin asırlar boyu ilmek ilmek dokuduğu varoluşsal tecrübeye indirilen ağır bir darbedir. Darbe, meşruiyetini halkın sînesinden almayan zorba bir tasallut biçimi olarak, toplumsal akdi ve adâlet terazisini barbarca bir hırsla darmadağın eder. Ferdin ve toplumun hür irâdesine el koyan bu kaba müdâhale, milleti kendi evinde mültecî kılma, onun târih yapma iddiasını sakatlama hırsından beslenir. Zamanın ve mekânın rûhunu zehirleyen bu fetret devirleri, hürriyetin kutsal alanını lekeleyerek toplumsal vicdânda tedâvisi imkânsız yaralar açar.”

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.53-1

İNSANLIK TÂRİHİNİN ZULÜMLE YAZILMIŞ SAYFALARI

“İnsanlık târihinin zulümle yazılmış sayfalarına bakıldığında, dünyânın farklı coğrafyalarında yükselen darbe çığlıklarının hep aynı trajik âkıbeti doğurduğu âşikârdır. Güney Amerika’dan Afrika’nın kurak bozkırlarına, Doğu Avrupa’dan Merkezî coğrafyanın kadîm topraklarına savrulan her askerî vesâyet, milletlerin iktisâdî ve sosyal dinamizmini devâsa bir karabasan gibi yutmuştur. Demokrasinin askıya alındığı, namluların gölgesinde biçilmeye çalışılan dönemlerde, kitleler uzun yıllar boyunca hürriyetin iklimine hasret kalmış ve kendi geleceğini inşâ edebilme kudretini yitirmiştir. Zorbalıkla iktidâra çöken vesâyetçi akıllar, ardında yıkılmış kurumlar, târumâr edilmiş güven, çürümüş adâlet mekanizmaları ve yarınından umudunu kesmiş milyonlarca yaralı gönül bırakmıştır. Coğrafyalar ve isimler değişse de her darbe rejimi, insanlığın ortak medeniyet birikimine yapılmış alçakça bir suikast olarak târihin hezîmet sayfalarında yerini almıştır.”

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.52 (3)

ŞAHSİYETSİZ BİR ZİHNÎ KURAKLIK!

“Bir darbenin en feci ve sinsice icrâ ettiği yıkım, bir milletin kültür, fikir ve irfân cephesinde gerçekleşir. Silahların gölgesi altında düşünce kurur, tefekkür pınarları bulanır ve asırların birikimi olan hikmetli kelâm yerini kaba kuvvetin çirkin gürültüsüne bırakır. Sanatçıların susturulduğu, mütefekkirlerin zindanlara yahut sürgünlere mahkûm edildiği bu kasvetli iklimde, cemiyetin entelektüel havzası büsbütün çölleşir. İrfân ocaklarının söndürülmesi, nesillerin kendi rûh köküyle, târihiyle ve medeniyet değerleriyle olan sahih bağını kopararak ortaya şahsiyetsiz bir zihnî kuraklık çıkarır. Fikrin hürriyet bulamadığı, hikmetin boğulduğu bir vasatta ne özgün bir felsefî kurgu filizlenebilir ne de insanlığı kuşatacak köklü kültür hamlesi yeşerebilir.”

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.52 (2)

YARINLARI KARANLIK BELİRSİZLİĞE MAHKÛM EDİLEN GENÇ DİMAĞLAR!

“Demokrasinin vesâyet odaklarınca ipotek altına alınması, bir milletin bugününü gaspederken müstakbel nesillerinin de istikbâlini çalar. Millî irâdenin tecellîgâhı olan meşrû sivil alanları gasp eden anlayış, halkı ehliyetsiz ve dâima vesâyete muhtaç bir yığın olarak görme küstahlığını sergiler. Bu vesâyetçi zihniyet, toplumun kendi meselelerini hür tartışma ve ahlâkî uzlaşıyla çözme kabiliyetini doğrudan hedef alarak kolektif özgüveni de felce uğratır. Yarınları karanlık belirsizliğe mahkûm edilen genç dimağlar, kendi topraklarında hülyâlarını gerçekleştiremeyeceği kaygısı ve köksüzleşme tehlikesiyle yüz yüze kalır. Böylece demokrasi, halkın kendi kaderini bizzat yazdığı canlı bir varoluş süreci olmaktan çıkarılarak muktedirlerin elinde araçsallaştırılan sahte tiyatro dekoruna dönüştürülüverir.”

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.52 (1)

NAMLULARIN GÖLGESİNDE BİÇİLMEYE ÇALIŞILAN FETRET DEVRİ!

“Nitekim kendi yakın târihimize baktığımızda, 12 Eylül askerî darbesi bu varoluşsal tahrîbâtın ve irfân kıyımının en somut ve acı hâfıza mekânı olarak karşımızda durmaktadır. 12 Eylül, bir neslin idealizmini darağaçlarında ve zindan karanlıklarında boğarken, milletin asırlık düşünce pınarlarını kurumaya sevk etmiş, cemiyetin tefekkür iklimine ağır bir silindir gibi basmıştır. Namluların gölgesinde biçilmeye çalışılan bu fetret devrinde, kültür ve fikir hayatımız sistemli şekilde çölleşmeye mahkûm edilmiş, toplumun geleceğe uzanan irfân kökleri fütursuzca sakatlanmıştır. Bu meşum vesâyet tecrübesi, millî irâdenin ipotek altına alınmasının bir millete ödettiği ağır insanî, ahlâkî ve entelektüel faturanın târihteki en somut vesîkasıdır. Nihâyetinde 12 Eylül’ün bıraktığı kanayan hâfıza, millî iradeye sâhip çıkmanın ve rûh kalesini tahkîm etmenin lüks değil, bir cemiyet için varoluş namusu olduğunu bizlere hatırlatmaktadır.”

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.51 (3)

TÂRİHİN AKIŞI, İRFÂNLA BESLENEN MİLLETLERİN RÛH KALESİ ASLA FETHEDİLEMEYECEK!

“Darbelerin neden olduğu ağır tahrîbâta rağmen târihin akışı, irfânla beslenen milletlerin rûh kalesinin asla fethedilemeyeceğini gösterir. Vesâyet zincirlerini kıracak, heder edilen insanî değerleri ihyâ edebilecek yegâne güç, milletin kendi öz kıyâmı ve zihnî silkinişidir. Demokrasiyi ve millî irâdeyi hebâ olmaktan kurtarmak, evvela kültür ve fikir dünyamızı ihyâ etmekten, hür düşüncenin zeminini adâletle berkitmekten geçer. Darbelerin bıraktığı ağır faturayı unutmama kararlılığı, gelecek nesillere karşı üstlenilmesi gereken aslî vicdânî ve ahlâkî yükümlülüktür. Kendi rûh köklerine sadâkatle bağlanan, tefekkürü bir bayrak gibi burçlara diken cemiyet, hiçbir zorbalığın vesâyetine geçit vermeyecek hür bir istikbâli kendi elleriyle inşâ edecektir. 12 Eylül sonrasında, 28 Şubat’ta ve dün 15 Temmuz’da bu asil millet, ilim ve irfân ehli asâletiyle ve tefekkür dolu şuurla kendisini rehabilite ederek nitelikli duruşu hepimize göstermiştir. Mesele dün olduğu gibi bugün de ilimle, irfânla, fikirle ve edebiyatla rûh cephesini tahkîm edebilmek, sosyal bünyeyi güçlendirmek ve trajik hâllerle karşılaştığında öz-tâmirâtı gerçekleştirebilme imkânlarını ziyadeleştirebilmektir.”

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.51 (2)

PROF. DR. MUHAMMET ENES KALA KİMDİR?

1984 yılında Adanalı bir ailenin çocuğu olarak Konya’da doğdu.

Babasının memuriyeti sebebiyle ilk ve orta öğrenimini güzel Anadolu’nun şirin okullarında tamamladıktan sonra Ankara Tevfik İleri Anadolu İmam-Hatip Lisesini bitirdi.

2002 yılında kazandığı Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesini 2006 yılında “Aristoteles’in Kendinden Önceki Filozofları Değerlendirmesi” başlıklı tezle tamamladı.

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.51

Mezuniyetinden sonra Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde öğretmenlik yapmış ardından Talim ve Terbiye Kurulunda bir süre görev almıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı yurtdışı öğrenim bursunu kazanarak 2009 yılında Liverpool Üniversitesi Felsefe Bölümünde “A Study of Rousseau's Concept of The General Will, with Reference to The Distinction Between Positive and Negative Liberty” başlıklı tezle yüksek lisansını bitirmiştir.

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.51 (1)

Aynı yıl, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Felsefe ve Din Bilimleri Bölümünde “Aritoteles, İbn Sina ve Ravaisson’da Ahlak-Alışkanlık İlişkisi” adlı tezle ikinci yüksek lisans eğitimini de tamamlamıştır.

2009 yılında Pakistan Karaçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden diploma derecesi de alan Muhammed Enes Kala, 12 Mart 2015 tarihinde “Erdem ve Ödev Ahlâklarına Yeni Yaklaşımlar: David Ross ve Alasdair MacIntyre” başlıklı tezle felsefe doktoru olmaya hak kazanmıştır.

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.50

2014-2015 yılları arasında Almanya’nın Tübingen Üniversitesinde misafir araştırmacı olarak görev almıştır.

Halen Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Felsefe Bölümünde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.50 (2)

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı olan Muhammed Enes Kala’nın müellifi olduğu ve editörlünü yaptığı kitaplar dışında akademik dergilerde makaleleri, bildirileri ve çevirileri, edebiyat dergilerinde ise çeşitli yazıları yayımlanmıştır.

Birçok televizyon ve radyo programı hazırlamış ve sunmuş olan Kala, evlidir ve iki çocuk babasıdır.

Whatsapp Image 2026 09 13 At 22.46.50 (1)

Kaynak: Haber Merkezi