Çok konuşulan bir anekdottur; Vehbi Koç'un yazlık buzdolabı hikâyesi…
Esasen, iyi bir yönetici ve elemanın şirket çıkarlarını patronun bile önüne nasıl geçirebileceğini anlatan ünlü bir iş dünyası anısıdır, bu.
Hikâyenin gelişimi de son derece ilginçtir… Anlatalım;
Vehbi Koç, her yaz olduğu gibi yazlık evine taşınırken kışlık evindeki buzdolabını da yanına aldırmak ister.
O dönem Arçelik’in başına yeni atanmış olan genel müdür Cengiz Solakoğlu durumu haber alır.
Solakoğlu, Koç'un buzdolabını taşımasını engeller ve yazlık eve hemen sıfır yeni bir buzdolabı gönderir.
Buna çok sinirlenen Vehbi Koç, telefonla Solakoğlu'nu arayarak "Sen kendi işine baksana, benim tarzıma niçin karışıyorsun?" diye çıkışır.
Cengiz Solakoğlu ise hiç çekinmeden "Efendim, kışlık evinizdeki buzdolabını yazlığa taşıdığınız duyulursa biz bundan sonra yazlıkçılara nasıl buzdolabı satarız?" cevabını verir…
KOÇ’UN TUTUMLULUĞU VE HESAP BİLİNCİ!
Vehbi Koç, iş hayatındaki büyük başarılarını ve servetini disiplinli çalışmaya ve sıkı bir tasarruf anlayışına borçludur.
Hayatı boyunca parayı ve kaynakları dikkatli kullanan Koç’un tutumluluğunu ve hesap bilincini gösteren en bilinen anılar ve anekdotlar vardır…
* Mesela, bahşiş ve baba ocağı anısı… Rahmi Koç garsonlara ve çalışanlara oldukça cömert ve bol bahşiş verirken, Vehbi Koç bahşiş konusunda son derece titiz ve ölçülü davranırdı. Neşeli bir anında bir garsonun kendisine neden oğlu kadar bol bahşiş vermediğini sorması üzerine Vehbi Koç şu ünlü ve anlamlı cevabı vermiştir: "Evladım, Rahmi Bey tabii ki benden fazla bahşiş verir; onun babası Vehbi Koç. Benim babam ise bakkal Mustafa Efendi."
* Mesela, Amerika'da berber tasarrufu (1956): Vehbi Koç ve ekibi, Türkiye'de otomobil üretimi için büyük bir iş birliği ve temas yapmak üzere Amerika'nın Detroit şehrinde günlerce kalmışlardı. Ziyaret uzadıkça ekibin saçları uzadı. Ancak Amerika'daki berber fiyatlarının Türkiye ile kıyaslandığında çok yüksek olduğunu öğrenen Vehbi Koç ve ekibi, tıraş olmaktan tamamen vazgeçti. Koç, büyük hedeflerin peşinde koşarken en ufak bir harcamanın bile hesabını yapmanın önemini bu olayla bir kez daha göstermiştir.
* Mesela, fuzuli masraftan kaçınma ilkesi… Vehbi Koç, hayat dersleri ve öğütlerinde "damlaya damlaya göl olur" sözünü rehber edinmiştir. Gereksiz ve fuzuli finansman masraflarından her zaman kaçınmış, çeşmenin suyunun her zaman aynı gürlükte akmayacağını, bir gün azalabileceğini ya da kesilebileceğini hesaba katarak tedbirli ve hesaplı bir şekilde çalışmıştır…
VEHBİ KOÇ’UN DİĞER ÖĞÜTLERİ NELERDİR?
Vehbi Koç’un iş ve yaşam felsefesi, başkalarının tecrübelerinden yararlanmaya, dürüstlüğe ve sürekli çalışmaya dayanır. Peki, Vehbi Koç'un hayat dersleri ve temel ilkeleri nelerdir;
* Başkalarının tecrübelerinden yararlanın: Başarının en önemli sırrı, işi bilen kişilerin deneyimlerine kulak vermek ve danışarak hareket etmektir.
* Sevdiğiniz mesleği seçin: Meslek sevgisi, başarı yolundaki en büyük motivasyon ve güç kaynağıdır.
* Cesaretle yürüyün: Yaptığınız işin doğruluğuna inandığınız zaman, karşınıza çıkan engellerden korkmadan cesaretle ilerleyin.
* İnsana ve sermayeye önem verin: Başarıda insan faktörü %60, sermaye ise %40 paya sahiptir; çalışanlara değer vermek esastır.
* Kararları tek başınıza almayın: Önemli kararları alırken iş arkadaşlarınızla tartışın, fikir alışverişi yapın ve ortak bir akla varın.
* Kazancı işi büyütmek için kullanın: Elde edilen kazancı bireysel lükse değil, müesseseyi ve üretimi büyütmeye yatırım olarak yöneltin…
-Rahmi beyin tutumluluğu baban kalma anlaşılan-
Vehbi Koç’un tutumluluğu malum da bu günlerde oğlu Rahmi Koç da benzer bir tutumluluk haberiyle gündemde.
Rahmi bey, 98 yaşındaki ablası Semahat Arsel'in doğum günü dolayısıyla kalkan balığı alır…
Rahmi Koç, kendisine balık temin eden balıkçıya bir mektup yazarak teşekkür etti.
Buraya kadar her şey normal gibi gözükse de esas detay mesajın içinde gizli.
İşte Rahmi Koç’un balıkçıya gönderdiği o mesaj:
"Eksik olma bizim için zar zor bulup gönderdiğin kalkanı dün akşam, ablam Semahat Hanımın doğum günü vesilesiyle afiyetle yedik.
Fevkalade lezzetliydi.
Tüm misafirler de çok memnun kaldılar. Artanından ve kafasından da güzel bir çorba yapacağız.
Sana candan teşekkür eder, sıhhat ve afiyet diler, gözlerinden öperim."
Yani kalkan balığını yiyen ülkemizin en zengin ailesi balığın baş kısmını da çöpe atmayıp ondan da çorba yaptırmıştır.






