Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Edep, Kur’an’la terbiye edilmiş kimselerin giyindiği güzel ahlak elbisesidir. Bunun için Peygamber Efendimiz, “Beni Rabbim terbiye edip edeplendirdi ve edebimi çok güzel eyledi” buyurmuştur. “Hakka ulaşan bütün yollar, edep iledir” denilmiştir. “İlla edep” insan hayatının olmazsa olmazıdır. İslam’da ittifak etmek, hak bir davayı birlikte yürütmek, sınavı zor bir meseledir. Edep; Müslüman’ın hatalarını örter ve onu diğer insanlar karşısında gecenin karanlığında parlayan bir hilal gibi olmasını sağlar. Dünyanın en zengini, en itibarlı baronu, şöhreti toplumu çılgınlaştıran pop yıldızı, pembe dünyaların imrenilen göreceli güzeli, ABD’nin ve dünyanın sarışın zalimi Trump’ı, Rusya’nın Putin’i, birçok muktedir ülkenin muktedir hâkimi olabilirsiniz. İnsan, Allah’ın inanan, inancının gerektirdiği vazifelerini yerine getirmeye çalışan sadık bir kulu olmayı başaramamışsa, gerçekte hiçbir şey olmuş sayılmaz. Kâfir, münafık, müşrik, facir, fasık, zalim bir kimsenin, Allah katında hiçbir değeri olmadığı gibi Müslüman’ım dedikten sonra Allah ve Resulü’nün emirlerine muhalefet edenlerin, ahiretini unutup dünyacı olanların da hiçbir kıymeti yoktur. Bir Müslüman, ölüm ile terk edeceği dünya hayatını İslam’ın tebliğ edilmesi ve ahkâmının yürütülmesi için yaşamıyorsa, boşuna yaşıyor demektir.
Müslüman; dünyasını ahireti için satan bir kimse olarak hakkın hâkim, batılın zail olması için Allah yolunda cihat eden kimsedir. Nisa 74: “O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.” İslam’da her farzı eda etmenin bir fıkhı vardır. Bu fıkhı bilmeden ve belirtilen esaslara uyulmadan farz görevleri yapmak imkânı yoktur. Bütün Müslümanlar namaz, zekât, oruç, hac ibadeti gibi genel manada cihat farzının da ahkâmını bilip uygulamakla mükelleftir.
CİHAD VE EDEB
Ömer Nasuhi Bilmen, ahlak kitabında edebi şöyle tanımlamaktadır: “Edep: Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmak ve utanılacak şeylerden insanı koruyan bir meleke demektir. Edep, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir. Edep, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır. ‘İnsanın edebi, altınından hayırlıdır’ denilmiştir. Edepten yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroplardan daha tehlikelidir.” Edep; kişinin Allah, Peygamber, emir sahipleri, anne, baba gibi itaat edilmeye layık kimseler karşısında haddini bilmesidir. Cihat ibadeti, oruç gibi müstakil yapılabilen ibadetlerden değildir. Bu ibadet, tek bir ümmet ve teşkilatlanmış bir topluluk tarafından yapılır. Ümmet olmak imandan sonra Müslümanların yerine getirmesi gereken önemli farzlardan birisidir. Müslümanlıkta tefrika yapmak haramdır. Ayrı baş olmak, müstakil çalışmak, kendisini ümmetten ayırmak, kişinin azap görmesine sebep olacak büyük günahlardandır. Ümmet olmak; İslam’ı tebliğ etmek, iyiliği emretmek, kötülükleri ortadan kaldırmak niyetiyle bir emir etrafında toplanmış şuurlu bir topluluk olmaktır. Müslümanların ilahi ahkâmı yürütmek maksadıyla tek bir ümmet olmaları zorunludur. Ümmet olmak İslam’da ittifak etmektir. Ümmet olmanın iki önemli edebi vardır: Bunlar Biat ve İtaat etmek edepleridir. Biat: Müslüman bir ferdin, etrafında toplandığı emir sahibi ile İslam’ın emir ve yasaklarına uyacağı ve kendisine verilecek her türlü vazifeyi itiraz etmeden yerine getireceğine dair yaptığı bağlılık anlaşmasıdır. Biat, Kur’an, Sünnet ve İcma ile sabit bir Müslümanlık görevidir. Peygamberimiz iman eden herkesten biat almıştır. Rabbimiz biat konusunda buyuruyor Fetih 10: “Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.” Ümmet olmanın ikinci edebi ise itaat edebidir. İtaat: Emredileni yapmaktır. Allah, bir şeyi emretmişse onu yapmak itaattir. Resulüllah bir şeyi emretmişse onu yapmak itaattir. Emir sahipleri maruf olan bir şeyi emretmişlerse onu yapmak itaattir. Peygamberimiz buyuruyor: “Müslüman bir kimse, hoşuna gitsin gitmesin, bütün işlerde günah olmadıkça, idarecinin emirlerini dinlemek ve itaat etmek mecburiyetindedir. Eğer idareci günah olan bir hususu emrederse, o zaman onu dinlemek ve itaat etmek gerekmez.” (Buhari ve Müslim)
Şuurlu bir Müslüman denileni yapmadan “…işittik ve itaat ettik…” demeden hak batıl mücadelesinde Allah’ın yardımına nail olamayacaktır.
ZARURİ OLAN
Millî Görüşçüler itaatle mükellef oldukları emir sahipleriyle kavga ederek zafer kazanamazlar. Zafere ulaşmak ve ağız tadıyla çalışma imkânına sahip olmak için şu özelliklere sahip olmak gerekir. Dünyevileşmekten kendimizi kurtarmalıyız. Bunun için: 1- İnanç sahibi olmalıyız. Teşkilatta görev alan her üye, başarılı olacağına inanmalıdır. Güçlü bir iman; sabır, sebat, azim, sadakat, salih amel ve hayra hizmet ile olur. 2- İlim sahibi olmalıyız. Hepimiz temel esaslarımızı bilmek zorundayız. 3- Görevimizi özümsemeliyiz. Biz Allah’ın yeryüzündeki halifesiyiz. Allah bizden mallarımızı ve canlarımızı O’nun yolunda savaşalım diye cennet karşılığında satın almıştır. 4- Davayı tanımalıyız. Davayı tanımak iddia ederek değil ilimle, bilgiyle, itaatle, sadakat sahibi olmakla olur. 5- İstikamet sahibi olmalıyız. Açılarımız sağlam olmalıdır. 6- Ağız tadıyla çalışmalıyız. Ülfet etmeliyiz. Disiplin ve ciddiyetten ayrılmamalıyız. 7- Mali ve insan kaynaklarını harekete geçirmeliyiz. Görevimiz insan ve mali kaynakları harekete geçirmekle başlar. Huzur içinde çalışmanın yolu bu hususlara uymaktan geçer. Selam hidayete tabi olanlara…
