ABD'nin diğer ülkelerin iç işlerine müdahale etme alışkanlığı, The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ifşa ettiği bir haberle bir kez daha gözler önüne serildi.
ABD'nin Atina Büyükelçisi Kimberly Guilfoyle'nin, halkın oylarıyla seçilmiş Yunanistan hükümetini devirmekle tehdit ettiği ileri sürüldü.
Gündeme bomba gibi düşen bu hadsiz sözler, ABD diplomasisinin geldiği noktayı özetler nitelikte…

- AKŞAM YEMEĞİNDE SKANDAL TARTIŞMA!
WSJ'nin güvenilir kaynaklara dayandırdığı habere göre skandal olay, geçtiğimiz Mart ayında Atina'da düzenlenen ve üst düzey Yunan ile ABD'li yetkililerin katıldığı bir akşam yemeğinde yaşandı.
Yemek esnasında ABD Büyükelçisi Guilfoyle ile Yunanistan Çevre ve Enerji Bakanı Stavros Papastavrou arasında tansiyon aniden yükseldi.
Tartışma sırasında diplomatik nezaketi tamamen bir kenara bırakan Guilfoyle, küstah bir tehdit savurdu.

- ROMANYA'YI ÖRNEK GÖSTERİP YUNANİSTAN'I TEHDİT ETTİ!
O dönem Romanya'da Başbakan Ilie Bolojan liderliğindeki hükümetin düşeceğine yönelik öngörüleri hatırlatan ABD'li Büyükelçi, niyetini şu skandal sözlerle açık etti:
"Bunu (hükümet düşürmeyi) istediğimiz her ülkede yapabiliriz. Burada da yapabiliriz."
Büyükelçinin bu pervasız çıkışı üzerine tartışma daha da alevlendi.
Yunan Bakan Papastavrou, ABD'nin haddini aştığını belirterek, "Halkın oylarıyla seçilmiş Yunanistan hükümetini değiştiremezsiniz" diyerek tepkisini ortaya koydu.
Bilindiği üzere, Guilfoyle'nin örnek gösterdiği Romanya'da meclise sunulan gensoru önergesi 5 Mayıs'ta kabul edilmiş ve Bolojan hükümeti gerçekten de devrilmişti.

- MİÇOTAKİS HÜKÜMETİ NEDEN SESSİZ? MUHALEFET AYAKTA!
ABD cephesinden geri adım gecikmedi.
Guilfoyle'nin avukatı bir açıklama yaparak, Bakan Papastavrou ile büyükelçi arasındaki diyaloğun "basına yansıdığı gibi olmadığını" iddia ederek skandalı örtbas etmeye çalıştı.
Ancak bu küstah ifşaat, Yunanistan iç siyasetini çoktan karıştırdı.
ABD'nin açık tehdidi karşısında Yunan hükümetinin sessizliğe bürünmesi, muhalefet partilerini ayağa kaldırdı.
Atina'daki muhalefet cephesi, bağımsızlığa gölge düşüren bu iddialar karşısında hükümeti "teslimiyetçilikle" eleştirerek, konunun derhal tüm gerçekliğiyle açıklığa kavuşturulmasını talep ediyor.
ABD'nin bu pervasız tutumunun ardından Yunanistan hükümetinin nasıl bir adım atacağı ve ABD'ye karşı diplomatik bir tepki gösterip gösteremeyeceği merak konusu oldu.




