Otomobil endüstrisinde mühendislik sınırlarını test etmenin en etkili yolu konsept araçlardan geçiyor. Sektörün yenilikçi markalarından Honda, tarihi boyunca sayısız ilginç tasarıma imza attı. Kimi zaman bir motosiklet motorunu dört tekerleğe sığdıran, kimi zaman ise savaş uçaklarından ilham alan bu projelerin birçoğu bayilerde yerini alamadı. Buna rağmen bahsi geçen konseptler, yıllar sonra yollara çıkacak olan efsanevi Honda modellerinin DNA'sını oluşturdu.
HONDA'NIN SERİ ÜRETİME GEÇMEYEN KONSEPT ARAÇLARI NELER?
Markanın tasarım evrimindeki ilk ciddi adım 1984 yılında atıldı. Pininfarina imzası taşıyan ve firmanın ilk resmi konsepti sayılan HP-X, Formula 2 yarışlarından alınan ortadan motorlu V6 ünitesiyle dikkat çekiyordu. Kama şeklindeki tasarımı ve dönemin çok ilerisindeki ilkel GPS donanımıyla bu araç, daha sonra efsaneleşecek NSX modelinin temellerini attı. 2003 yılına gelindiğinde ise NSX'in halefi olması planlanan HSC vitrine çıktı. Karbon fiber kaplaması, alüminyum şasisi ve 3,5 litrelik V6 motoruyla büyük heyecan yaratan bu proje rafa kalkarken, otomobil tutkunları ikinci nesil NSX ile tanışmak için 2016 yılına kadar beklemek zorunda kalacaktı.
MÜHENDİSLİK SINIRLARINI ZORLAYAN MELEZ MODELLER
Japon üreticinin en uçuk fikirlerinden biri kesinlikle 2015 yılında şirket içi bir tasarım yarışması sonucu doğan Project 2&4 oldu. Otomobil dinamiği ile motosiklet ruhunu harmanlayan bu canavar, gücünü MotoGP pistlerinde fırtınalar estiren RC213V modelinden alınan 215 beygirlik V4 motordan alıyordu. Sürücünün ana gövdenin dışında konumlandığı ve 14 bin devir çevirebilen bu makine tam bir mühendislik gövde gösterisiydi. Diğer taraftan 2018 SEMA Fuarı'nda boy gösteren Rugged Open Air Vehicle, Ridgeline şasisi ve Pioneer 1000 parçalarıyla pickup-arazi aracı melezlemesinin vahşi bir fiziksel tasarım çalışması olarak hafızalara kazındı. Araçta kullanılan Civic Type R koltuklarının suya dayanıklı hale getirilmesi ise projeye eklenen ince bir detaydı.
HİBRİT VE YAKIT HÜCRESİ DENEMELERİ
Geleceğin teknolojilerine yön veren çalışmalardan JV-X, 1997 Tokyo Otomobil Fuarı'nda sahneye çıktığında 1,0 litrelik benzinli üniteyi elektrikle destekleyen sistemiyle dönemi için büyük bir yenilikti. Bu altyapı daha sonra Honda Insight ve 2006'da GRX adıyla sergilenip CR-Z'nin altyapısına can verdi. 2001 yılında tanıtılan 400 beygirlik V6 hibrit Dualnote, dört kapılı yapısı, gece görüş asistanı ve araç içi internet tarayıcısıyla zamanının çok ötesindeydi. 2008 yılındaki FC Sport ise Formula 1 aerodinamiğini hidrojen yakıt hücresiyle buluşturan, sürücünün merkeze oturduğu üç kişilik fütüristik bir denemeydi ancak hidrojen altyapısının o dönemki yetersizliği sebebiyle sadece bir vizyon olarak kaldı.
TASARIM MASASINDA KALAN İDDİALI FİKİRLER
Bazı projeler ise teknik bir prototipe bile dönüşemedi. Savaş uçaklarından esinlenen hatlarıyla önden çekişli REMIX, sadece seri üretim kaygısı güdülmeden hazırlanmış bir kil model olarak arşivlerdeki yerini aldı. 1999 Tokyo Otomobil Fuarı'nın yıldızlarından Spocket ise spor otomobil çizgilerini pickup kullanışlılığı ile birleştiren, makas kapılı ve çıkarılabilir tavanlı tuhaf bir denemeydi. Geleneksel direksiyon sistemine bile sahip olmayan bu hibrit crossover konsept, fuar alanından öteye geçemedi.
Bununla birlikte markanın tarihindeki en etkili konsept çalışması şüphesiz SSM oldu. Yine Pininfarina elinden çıkan bu çizim, yaklaşık on yıl boyunca yollarda efsaneleşecek S2000 modelinin tohumu niteliğindeydi. Seri üretim aşamasına geçilirken konseptteki beş silindirli motor dört silindire düşürüldü, otomatik vites ise altı ileri manuel şanzımanla değiştirilerek otomotiv tarihine damga vuran bir sürüş makinesi yaratıldı.





