Saadet Partisi Sosyal İşler Başkanlığı, Türkiye’de giderek derinleşen toplumsal güven sorununu mercek altına alan “Birbirimize Neden Güvenmiyoruz?” başlıklı Sosyal Gündem Analiz Raporu’nu yayımladı.
Raporda, toplumda güven duygusunun ciddi biçimde zayıfladığına dikkat çekilirken, insanların birbirlerine duyduğu genel güvenin yüzde 14 seviyesinde kaldığı belirtildi.
Toplumun yüzde 36,4’ünün ise insanlara güven konusunda “sıfır” puan verdiği kaydedildi.
TOPLUMUN YÜZDE 62,7’Sİ DÜŞÜK GÜVENDE
Raporda yer alan araştırma sonuçlarına göre toplumun yüzde 62,7’si düşük güven aralığında bulunuyor.
İnsanların fırsat bulduğunda kendisini kandıracağı düşüncesini taşıyanların oranı yüzde 53,6 olarak ölçülürken, yüksek güven duyanların oranı ise yüzde 22,5’te kaldı.
Araştırmada kadınların insanlarla iletişimlerinde erkeklere göre daha temkinli olduğu da görüldü. İnsanlara güven puanı kadınlarda 10 üzerinden 2,7 olurken, erkeklerde 3,3 olarak belirlendi.
Raporda, güven duygusundaki zayıflamanın sosyal ilişkileri de doğrudan etkilediği belirtildi.
İnsanların birbirleriyle ilişkilerinde daha fazla şüphe ve tedbirle hareket etmesinin, toplumsal dayanışmayı da zayıflattığına dikkat çekildi.
GÜVEN AZALDIKÇA “TANIŞIN VAR MI?” ANLAYIŞI ARTIYOR
Toplumsal güven krizinin yalnızca bireysel ilişkilerle sınırlı olmadığına dikkat çekilen raporda, güvenin düşük olduğu toplumlarda insanların kendi dar çevrelerine, akrabalarına ve tanıdıklarına daha fazla yöneldiği ifade edildi.
Bu durumun kamusal alanda liyakat yerine “tanıdığın var mı?” anlayışını güçlendirdiği, kayırmacılığın da toplumsal güveni daha fazla sarstığı belirtildi.
Raporda ayrıca eğitim ve gelir düzeyi yükseldikçe farklı sosyal çevrelerle temasın artmasına bağlı olarak insanlara duyulan güvenin de yükseldiği tespitine yer verildi.
KOMŞULUK GÜVENİ ARTIRIYOR
Rapordaki dikkat çekici bulgulardan biri de komşuluk ilişkileri ile güven arasındaki bağlantı oldu.
Komşularıyla haftada en az bir kez görüşenlerde mahalleye güven oranının yüzde 36’ya çıktığı, komşularıyla daha seyrek görüşenlerde ise bu oranın yüzde 18’e kadar düştüğü belirtildi.
Özellikle gençlerin komşularına en az güvenen kesim olduğu kaydedilirken, 55 yaş üzerindeki bireylerde komşulara güven oranının gençlerin neredeyse iki katına ulaştığı ifade edildi.
Raporda bu tablo üzerinden dijitalleşmenin mahalle kültürü ve yüz yüze ilişkiler üzerindeki etkisine de dikkat çekildi.
TEKİN: “GÜVENİN TEMELİ AHLAK VE ADALETTİR”
Raporu değerlendiren Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Sosyal İşler Başkanı Av. Sinan Tekin ise toplumsal güven krizinin yalnızca bireysel ilişkilerin konusu olmadığını belirtti.
Güvenin yeniden tesis edilebilmesi için adalet, liyakat, aile ve dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Tekin, “Güvenin olduğu bir toplum için insanların hakkının korunması, emeğinin karşılığını alması, kuralların herkese eşit uygulanması ve liyakatin esas alınması gerekir” dedi.
Tekin, vatandaşların “Hakkımı ararsam adalet yerini bulur”, “Çalışırsam emeğimin karşılığını alırım” ve “Hak edersem o göreve gelirim” diyebilmesi gerektiğini ifade etti.
“AHLAK VE ADALET BİRLİKTE OLMALI”
“Önce Ahlâk ve Maneviyat” anlayışının önemine de dikkat çeken Tekin, ahlak çağrısının adaletten ayrı düşünülemeyeceğini belirterek, “Toplumsal güveni yeniden tesis etmek istiyorsak; adaleti ve liyakati güçlendirmeli, aileyi korumalı, mahalle kültürünü yeniden canlandırmalı, gençlerimizin toplumsal hayata katılımını artırmalı ve insanlar arasındaki dayanışmayı güçlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.



