Sübut ve delâleti kat’i naslarla sâbit olan bir konuda ictihâd câiz değildir…

Kur’ân’da ve hadislerde açık ve muhkem bir şekilde haram ve helal olarak belirtilen hususlarda, bütün mezhepler ve müçtehitler ittifak etmiştir ve etmek zorundadırlar. Mezhepler böyle kat’î ve kesin hükümler üzerinde fikir yürütemezler ve yürütmemişlerdir. Ve Kur’ân’ın yüzde doksanı bu kâbilden hükümlerden müteşekkildir…

Mezheplere yüzde onluk bir saha kalıyor ki bu da, Kur’ân ve hadislerdeki teferruat konularıdır. İnsanların fıtrî, coğrafî ve örfî farklılıklarından hâsıl olan farklı hayat tarzlarına cevap vermek için emredilen veya cevâz verilen ihtilaflâr bundan çıkmaktadır. Bunlar İslam’ın itikâd ve ibâdet esaslarına nisbetle, fer’î ve detay konulardır. Allah ve Rasulü (S.A.S.) bu fer’î farklılıkları tatmin etmek ve ihtiyaçlarını karşılamak için ictihâd ve te’vil farklılıklarına cevaz vermiştir…[1]

Mevrid-i Nassda ictihâda mesağ yoktur. Yani, hakkında sarih âyet veya hadis bulunan bir mes’elede içtihâd söz konusu olamaz.
Mesela, Ramazan ayında oruç Kur’ânın nassıyla sâbit bir emir iken, BU ORUCU ON GÜNE İNDİRELİM veya ORUCU EYLÜL AYINA SABİTLEYELİM şeklinde bir içtihâd yapılamaz. İblis,

“- ÂDEM’E SECDE EDİN!..” nassı varken,
“- BEN ONDAN DAHA HAYIRLIYIM…” diyerek yanlış bir kıyas yapmış, İlâhi huzurdan kovulmuştur…

Rey ekolünün en güçlü temsilcilerinden İmam-ı Azam,

“- SAHÎH HADÎS OLDUĞUNDA BENİM MEZHEBİM ODUR…” diyerek, reyin nerede kullanılması gerektiğini ifade etmiştir. [2]

İmam Ebû Hanife,

“- Kıyâs; (akıl) nassa (nakle) tercih edilseydi, unutarak oruç yemeyi, hatâen yemeye kıyas eder ve orucun bozulacağını söylerdim. Ne var ki bozulmayacağı hakkında had’is-i şerîf vârid olmuştur. Binâenaleyh nass, (nakl) kıyâsa (akla) tercih edilir ve unutarak yemekle oruç bozulmuş olmaz…” demiştir. [3]

[1]https://sorularlarisale.com.
[2]https://www.sadieren.com/kuran/tefsirde-ihtilaf/ictihat-ve-mezheplerle-ilgili-bazi-esaslar.
[3] Şimşirgil, A.& Ekinci, E. B. (2018); Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’denDüsturlar, 8. Baskı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, s,155