İnsanlık tarihi bir peygamberle başladı.
Adem aleyhisselamla başlayan bu dünya sürgünümüz, ecelimize kadar devam edecek ama dünyanın sonunda en son ölecek insana kadar bu yolculuk bitmeyecek.
Yolu çizen, bizi bu dünyaya getiren ve götürendir.
Bu yol üzerinde insanları sapıtmak için pusuda bekleyen de yine cennetten kovulan şeytan ve onun askerleri olan şeytanlaşmış insanlardır.
Pusuda bekleyen şeytan, Hak yolun yolcularını, cehenneme giden batıl yola çevirmek için kurduğu tuzak, insanın nefsinin en çok sevdiği haram ipliklerinden dokunmuş zehirli kumaş gibidir.
Gözünüze hoş görünür ama özünü çökertir.
Hak yolda yürüyenler, nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerdirler.
Batıl yola giden kardeşleri için üzüntülerinden onları o yoldan Sırat-ı Müstekıyme çevirmek için sahip oldukları mallarını ve canlarını feda ederler.
Müslüman’la kâfir arasındaki fark şudur:
Müslüman, batıl yollarda debelenen insanlığa onları kurtaracak olan İslam yolunu önlerine serer ve o yolda yürümeleri için malından ve canından olmayı en büyük makam kabul eder.
Kafir ise önce kendi kendinin düşmanı olur.
Kendini cehenneme hazırladığı gibi eşini, çocuklarını, komşularını, şehrini milletini ve bütün milletlerin cehennemlik olması için Allah’a itaat ve Allah’a kul olmak yerine kendisine ve kendisi gibilerin emir ve yasaklarına bütün dünyayı uydurmak için en etkili, öldürücü, yakıcı, zehirleyici, yok edici silahlarla dünyayı cehenneme çevirmek için her türlü savaşı çıkarmak, onlara göre medeni olmak kabul edilir.
Son elli yılda, bütün dünyada en çok öldürülen insan, Müslüman olanlardır.
İki yüz yıldır bütün Müslümanların kâfir olması için yapılan çalışmaların istedikleri gibi gitmediğini gördüklerinden, dünya genelinde önce beyin satın alma işine giriştiler, beynini satmayanları da öldürerek kendilerinin karanlığına ışık sunanları da gözlerini kamaştırarak kendilerine zarar olarak algıladılar ve Myanmar’da, Afganistan’a, Irak’ta, İran’da, Yemen’de, Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Kafkaslar’da, Suriye’de, Suud’da, Somali’de, Ürdün’de, Katar’da… sağlam Müslüman bırakmamaya başladılar.
Kan emmekten, can almaktan, sömürerek semirmekten, kâfirlik zehriyle kendilerinden geçtikleri için onları kendilerine getirmek, Hazreti Adem aleyhisselamın torunu olduklarını, İsa aleyhisselama tapınmak değil, onun yolunda adam gibi yürümenin ondan sonra gelen Muhammed aleyhisselamın yoluna davet edenleri, kendilerinin sömürülerine karşı direnenler olarak algıladılar.
Başkanların emrindeki papa ve papazlar da hasetlerinden onların kuyruğunda hayat aramayı başarı sandılar ve iki bin yıldır düşman oldukları Siyonistlerin Filistin’de kiliselere saldırılarını, Hıristiyanları öldürmelerini, 73 bin Müslüman’ı şehit etmeleri karşılığında sineye çektiler. Şekil Kudüs ve Gazze’de olduğu gibi.
İşte Mücahit Müslümanlar, bu tür gaddar, hain, kâfirlerin de doğru yolu bulmaları için onları cehenneme çıkaran bütün yollarını dünya genelinde kesmeye çalışanlardırlar.
Gelin hep beraber, cumhurbaşkanıyla, çöpçüsüyle, generaliyle, eriyle, rektörüyle öğrencisiyle, işvereniyle işçisiyle, aşçısıyla, hakimiyle, mahkûmuyla, velisiyle, delisiyle, dervişiyle, berduşuyla, kalem kullananıyla, alın teri akıtanıyla, gözyaşı dökeniyle, kan vereniyle, can vereniyle, yazarıyla, gezeriyle, radikaliyle, ılımlısıyla, yayıncısıyla, okuyucusuyla, açığıyla, kapalısıyla, amiriyle, memuruyla, Müslüman olan herkesle, tek yürek, tek bilek olup iki kirli elin su altında, sabunla birbirini ovmasıyla birbirlerine zarar vermeden tertemiz hale geldiği gibi, iç temizliğimizi böylece İslami kurallarla tamamladıktan sonra,
Hazreti Adem aleyhisselamdan kardeşimiz olanları da şirk pisliğinden, kula kul olma aşağılığından kurtarmak için yalnız ve yalnız Rabbimizin ayetleriyle Sevgili Peygamberimiz’in örnekliğiyle onları din kardeşi haline getirmek için can ve malımızla cihadımıza devam edelim.