Hemen belirtelim ki, siyasette rezil, kabiliyetsiz, bilgisiz kimseler, hangi birimde olursa olsun, başkan olursa, faziletli kimseler helâk olur. Keza siyaset ehil olmayanların elinde felaket, ehil olanların elinde ise selâmete erme sebebidir.

Reşit Akif Paşa der ki;

Mülkü tahrib eyledik zevk-i riyâset nâmına

Adli yıktık, halkı mahvettik siyaset nâmına

Ülkemizde maalesef bazı siyasetçilerin hayatının yarısı seçmeni, öbür yarısı da birbirini aldatmakla geçmektedir. Orhan Veli Kanık’ın dediği gibi;

Neler yapmadık şu vatan için!

Kimimiz öldük; kimimiz nutuk söyledik…

Böylece milleti aldatıp durduk.

Siyasetin çirkin yüzünü, merhum siyasetçi Osman Bölükbaşı’nın kinayeli sözlerinde görmekteyiz. Siyasetle ilgili; “Düğünü biz yapıyoruz ama gerdeğe başkalarıyla giriyorlar” sözü manidardır. Üzülerek müşahede ediyoruz ki, siyasetimizde bazı riyakârlar da söz sahibi olmuş durumdadır.

Yine Osman Bölükbaşı’nın ifadesiyle:

Siyaset denilen Leylâ’ya gönül verdim...

Sonradan anladım ki;

Benden önce, kırk bin kişinin nikâhından geçmiş.

Çünkü siyasette ar-namus anlayışı buharlaşmıştır. Merhumun vardığı netice ise: “Benim bağrım, ihanetin Karacaahmet Mezarlığı’na döndü.”

Hz. Ali buyuruyor ki; “Bedeli ölüm olsa bile asla zalime boyun eğmeyin.” Yani yalancı siyasetçilere inanmayın, zulmeden siyasetçilere yaklaşmayın.

Hz. Ömer de; “Bir insanın şöhretine ve görünüşüne aldanma, namaz ve niyazına bakma, aklına ve doğruluğuna bak” buyurarak, aldanma, hayal peşinde koşma ikazını yapmaktadır. Yeteneksiz siyasetçilerden uzak durmak ise aklın gereğidir.

Nitekim: “Vefanın unutulduğu, saygının para ile satıldığı, sevginin pazarlık konusu olduğu bu devirde; iyi olmak yük, doğru olmak suç, insan olmak ise ağır bedel oldu bizlere.” Zira siyaset kirlenmiştir. Onun için de aklı olanlar siyasetten çekilir oldu.

Maalesef iyilikler, iyi olanlar azaldı, fitne ise çoğaldı, ar ve hayâ damarları dikiş tutmuyor. Adalet deyip durduğun mahşere kalmış durumda… Kötü siyasetçiye ülkemizde bir şey olmuyor.

Günümüzün gidişatına baktığımızda, özlü sözle doğru orantılı olarak, denebilir ki; huysuz insan düzelebilir, cahil olan insan zamanla akıllanabilir, sinirli insan da sakinleşebilir. Ama nankör olan siyasetçi asla değiştirilemez. Koltukta, koltuk değneği ile oturmakta ısrar eden, seçimlerde tuzak kuran siyasetçileri ise körler dahi görür.

Kemalî’nin dediği gibi:

Alternatifin yok diye bulma teselli

Bir Kâdir-i Mutlak bilir, eyler ne tecelli

Siyasette muhatabınızı iyi seçmelisiniz, yoksa dinsizden iman dersi, ahlaksızdan ahlak dersi, psikopattan psikolojik nasihatler dinlemek mukadder olur.

Ali Şeriatî der ki; “Bir kere toplumun fikir seviyesi ve bakış açısı geriledi mi artık dindarı, dinsizi; aydını, gericisi, âlimi, cahili arasında fark kalmaz.” O zaman da tumturaklı siyaset yapılamaz, toplumda huzursuzluklar tavan yapar, her konuda kaos oluşur.

Naehil siyasetçiler, milleti düşünmek yerine kendi menfaatlerini realize etmeye çalışır. Böyle olunca da ülke politikasında yanılmalar ziyadeleşir. Dış ve iç politikada şahsiyetli duruş buharlaşır. Bu gibi siyasetçiler, karar vermede yandaşlarının gözüne bakar, günümüzde ABD Başkanı Trump'ın gözüne bakıldığı gibi… İran-İsrail savaşında dindaşına değil, Trump'a el uzatıldığı gibi…

Siyaset cambazlığına giren bir adam, yaptıklarına dikkat etmelidir. Zira cambazlık, insanın karakterini bozar. Bu sebeple denir ki; “Devlet adamı olmak, siyasetçi (politikacı) olmaktan daha zordur. Politikacılar sadece halkla iyi geçinmeye bakar. Oysa devlet adamı, politikacılarla da iyi geçinmek zorundadır.” Aksi halde alaşağı edilir. Gücü kalmaz, efelenmesi kâr etmez.

Geçmişimizde iyi siyasetçilerimiz olduysa da, her konuda (merhum Erbakan hariç) vesayetten kurtulamamışlardır. Bunların kurduğu hükümetlerde masonlara ziyadesiyle yer verilmiş, farkına varmadan icraatlar masonlara teslim edilmiştir. Onlar da mutabık kaldıkları ile fikir teatisinde bulunmuşlardır. Millî Görüş lideri ise her meselede milli ve manevi değerleri ön plana aldığı için, emperyalistlerle mutabakat düşüncesi olmamıştır. Her konuda şahsiyetli duruş sergilemiştir. ABD’ye meydan okumuştur. AB’ye de resti çekmiştir. Çünkü kadim medeniyetin savunucusu olmuştur. Diğerlerini siz değerlendirin.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).