Gün görünce, gül görünce, güzel güzel yaşantılı insanlar görünce insanın gözü parlar, gönlü hoş olur, teni tazelenir.

Hani etrafta grip salgını olduğunda gribe yakalanacakların teninde bir ağırlık olur ya, işte bende de böyle bir ağırlık varken, Mersin’in Mut ilçesinden AGD başkanı sohbet için Mut’a davet edince hemen kabul ettim.

Dün akşam Mut’ta idim. Hafifledim. İçim içime sığmaz oldu.

Canım uçacakmış gibi davranıyor; Torosların tepesine konmak istiyor ama tenim, “Yavaş ol, yaşına başına bak, ona göre davran” diyor.

1980 yılında Mut’ta vaiz idim.

15 bin nüfusu vardı.

Hemen hemen herkesle bir şekilde tanışmış idim.

O eskimeyen dostlara da ben haber verdim ve eskimeyen dostlara yeni dostlar eklemişler ve onları da gördüm.

“Sen burada iken ben dünyada yoktum, senden sonra doğmuşum ama buradaki dostlarının dostluğu seni tanıma sebebim oldu” diyenlerin sevgi ve saygı lifleriyle örülmüş bakışları arasında, bana da bir haller oldu ve bugüne kadar söylemediğim sözler dilimden akmak için sıraya giriverdiler.

“Hocam yayladayım, hocam hanım hasta, başından ayrılamıyorum” diyerek mazeret bildirenlerin iç dünyalarını kelimelerinden görür gibiydim.

1980 yılında tanıştığım dostlar ve onların dostu olan yeni dostlar da hâlâ o günkü gibi canlı, heyecanlı, capcanlı olduklarını gördüm ve ben, umut dünyamda yeşeren azim çiçeklerine, onların heyecan rüzgârlarını bol bol içime estirdim.

Daha önce yazdım, sizin de yapmanız için yine tekrarlayacağım; ilkokuldan üniversiteye kadar sağdan ve soldan bütün arkadaşlarımla, asker arkadaşlarımla, görev yaptığım yerlerdeki tanıdıklarımla alakayı kesmedim.

Konferans için davet geldiğinde, ücret istemediğimden ücret olarak şu isimli ve adresli arkadaşı bulup salona getirme sözü alıyorum ve böylece Türkiye genelindeki arkadaşlarımın telefonlarına da kavuşuyorum, siz de yapın bunu.

Sevgili Peygamberimiz’in eşi, Efendimiz’in oğlu İbrahim’in annesi Mariye, Mısırlı idi.

Akrabalık başlarına çok önem veren Kur’an ve sünnetimizden yaşanmış bir örnek:

Sevgili Peygamberimiz, Mısırlı eşi Mariye anamız üzerinden Mısırlıların erkeklerinin dayımız, hanımlarının teyzemiz olduğunu bildirerek insanlar arasında en küçük bağların güçlendirilmesini istemiş:

إِنَّكُمْ سَتَفْتَحُونَ مِصْرَ وَهِىَ أَرْضٌ يُسَمَّى فِيهَا الْقِيرَاطُ فَإِذَا فَتَحْتُمُوهَا فَأَحْسِنُوا إِلَى أَهْلِهَا فَإِنَّ لَهُمْ ذِمَّةً وَرَحِمًا ». أَوْ قَالَ « ذِمَّةً وَصِهْرًا فَإِذَا رَأَيْتَ رَجُلَيْنِ يَخْتَصِمَانِ فِيهَا فِى مَوْضِعِ لَبِنَةٍ فَاخْرُجْ مِنْهَا

Sevgili Peygamberimiz, “Mısır’ı kesinlikle fethedeceksiniz. Orada hakaret etmek için “Bastırdım parayı…” derler. Fethettiğiniz zaman, Mısır halkına iyi davranın. Çünkü onların gayrimüslim vatandaşlık hakları vardır ve bir de akrabalık hakları vardır. İki adamın bir tuğla yeri kadar (basit) bir şey için kavga ederlerse hemen oradan çık.” buyurmuş. (Müslim, Sahih, K.Fezail’üs-Sahabe bab 56)

Yani Mısırlılar, Mariye (Allah ondan razı olsun) anamızdan dayılarımız ve halalarımız olurlar.

İstanbul’da ve büyük şehirlerin hepsinde “Filan Şehir Derneği” adı altında kurulan derneklere sevgim ve saygım büyüktür.

Mesela, “Bozkırlılar Derneği” Bozkırlı olup da üniversiteyi kazanan her öğrenciye o şehirde onu idare edecek burs vermeye devam ediyorlar.

Bir başka dernek başkanı, “Hocam, bizim köyden olup da işsiz insan yoktur, başarılı olanları sahasında işadamı yaptığımız gibi, köyde ve şehirde yaşayıp da evi olmayan ve evlenemeyen hiçbir kimse yoktur” demişti.

Siz de başlatıverin ama Kur’an-i Kerim’deki sıralamaya dikkat ediniz:

وَاعْبُدُوا اللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِهِ شَيْئًا وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبَى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا (36)

36 Allah'a ibadet ediniz, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayınız, ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa, ellerinizin altında olanlara iyilik yapın. Muhakkak Allah, kibirleneni, böbürleneni sevmez.” (Nisa Süresi ayet 4/36)

Bu ayetin geniş açıklamasını “Şifa Tefsiri”nden okuyuverin.

Telefon 0212 3449887 veya 0530 258 60 58