Malum, ‘Millî Görüş’ün diğer adı ‘Adil Düzen’dir, yani tarik-i müstakimdir. Bir başka ifade ile emir bi’l-ma’rûf, nehiy ani’l-münker’dir. Allah'ın dediklerine uymaktır, şahısları putlaştırmamaktır. Çünkü kuldan mabud olmaz. Aksini düşünmek putçuluktur. ‘Adil Düzen’de hâkimiyet Allah'a aittir. ‘Millî Görüş’ partileri kurulduğu 1970'ten beri çizgisini muhafaza etmiş, zaman içinde çakıl taşları elenmiştir.
Millî Görüş, tek başına hiç iktidar olmamıştır. Buna rağmen ortak olduğu hükümetlerde;
· Bir motor fabrikası,
· 14 şeker fabrikası,
· 16 gübre fabrikası,
· 18 çimento fabrikası,
· 23 Sümerbank fabrikası,
· 32 ağır makine fabrikası,
· 63 organize sanayi tesisi,
· 77 büyük sanayi tesisi,
· 253 küçük sanayi bölgesi tesis etmiş ve bunlardan büyük bir bölümü hizmete açılmıştır.
Bütün bu fabrikalar, AKP döneminde özelleştirilerek, bedava denecek miktarlarla satılmış, alınan paralar da buharlaşmış, sebil gibi harcanıp gitmiştir.
Bu hamlelerden rahatsız olan şer güçler, el birliği yaparak, post-modern darbe ile ‘Millî Görüş’ü darbelediler. Hoca’ya teşekkür edilmesi gerekirken yönetimden uzaklaştırdılar. 28 Şubat 1997 darbesinin, İsrail'in talimatı ile yapıldığı cümlenin malumudur.
1996 yılı sonunda 20 milyar dolar olması beklenen bütçe açığı 15 milyar dolara, 45 milyar dolar olması beklenen iç borç ise 22 milyar dolara düşürüldü. Bağ-Kur emeklilerinin maaşları %300 artırıldı. Asgari ücrete %100'den fazla artış sağlandı. Emeklilerin maaşlarında enflasyonun üstünde %51 reel artış sağlandı.
Ayrıca hırsızların hortumları kesildi, paralar çaldırılmadı. Oluşturulan devlet havuzuna aktarıldı. Ahlak ve maneviyat her kesimde yaygınlaştırıldı. Ağır sanayi hamlesi yapıldı. Ayrıca MSP+CHP koalisyonu zamanında, Kıbrıs bir nevi yeniden fethedildi. Böylece şahsiyetli bir dış politika izlendi.
Ama milletimiz ayıkmadı. Çünkü yapılan bu hizmetler görülmez oldu. Ele güne muhtaç olmamak için, elden geldiğince çalışmalara devam edilmiştir. Nitekim:
· ASELSAN,
· HAVELSAN,
· TUSAŞ,
· ROKETSAN,
· OTOSAN gibi önemli kuruluşların temeli atıldı.
Bugün bu tesislerin hizmetinden istifade edilmektedir.
Diğer taraftan 15 Haziran 1997 tarihinde D8’i kurdu. Buna rağmen, ciheti askeriye, anayasal kuruluşlar, sendika ağları, basın tröstleri el birliği yaparak, devletin can damarı olan böyle bir hükümeti gözden düşürmek için sokakları hareketlendirdiler. Merhum Erbakan, 17 Haziran 1997 tarihinde istifaya zorlandı ve 18 Haziran 1997 tarihinde resmi olarak istifa etti. Çünkü hedefi büyük olan insanları, cüce olan insanlar kabullenemez.
Mezkûr başarıların temelinin atılmasında, çekilen besmelenin ihlâsı yatmaktadır. Besmelenin ihlâsı kuvvetli olursa, yapılan işler kolaylaşır, nitekim de kolaylaşmıştır. ‘Millî Görüş’ün lideri dedi ki; “Akıl, imanın ve İslam'ın emrinde en büyük nimet, nefsin ve şeytanın elinde ise sebebi felakettir.” Zira nefis taşkın olur. Bunu idrak eden merhum Erbakan önce aklını, sonra idrakini ve akabinde de imanını kullanarak hizmetlerini sürdürmüştür.
Millî Görüş asla dış sadakalara el açmamış, onun için Cumhuriyet tarihinde ilk defa ‘denk bütçe’ hayata geçirilmiştir.
Merhum Erbakan, dış politikada dimdik durmuş, ABD kendisinden ne istediyse, o tam aksini yapmış ve parlamento kürsüsünde; “Bana ne Amerikan'dan” diye feryat etmiştir. Keza: “Ey İslam ülkeleri! Bırakın Birleşmiş Milletler’den merhamet dilenmeyi! Zulümler bitsin istiyorsanız, gelin Türkiye'nin öncülüğünde yeni bir dünya kuralım” demiş ama kimseye dinletememiştir.
O, “Dünya beşten büyüktür” demedi ama D-8'leri kurdu. İslam NATO’sunu, İslam Ortak Pazarı’nı ve İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nı kurmak için çok çalıştı ama siyasete taşıdıkları tarafından hançerlendi. Ayrıca; “İslam Birliği kurulmadığı müddetçe, mazlum ve mağdurlara yapılan yardımlar, sadece onların tok olarak ölmesini sağlar” diyerek icraat gereğine dikkat çekti. Maalesef günümüzde, hâlâ bunlardan istimdat için nutuk atmaya devam edilmektedir. Ama Gazze hâlâ her konuda ateşler içinde kıvranmaktadır. Filistin canından bezdirilmiştir. İsrail'in zulmüne karşı ciddi bir adım atılmadığını görüyoruz. Birleşmiş Milletler kürsüsünden, siyasi puan alabilmek için feryat etmek, devlet adamlığı ile bağdaşır mı, cai sualdir. Devlet adamı icraatıyla övünmelidir, nutuklarıyla değil. Milleti manipüle etmekten vazgeçilmeli, ekonominin düzelmesi için, siyasetin kirliliklerden kurtarılması için, adaletin hakkıyla uygulanmasını sağlamak için çareler aranmalıdır.
Naehil insanlara yetkilendirme yapılırsa, sonuçlar son derece üzücü oluyor. Nitekim: “Bu kardeşinize yetkiyi verin (verdik). Faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” denmişti. Millet de yetkiyi verdi, şimdi sonuca bakalım.
8 yıl sonra tablo:
| EKONOMİK GÖSTERGE | 2018 | 2026 | DEĞİŞİM |
| DOLAR | 4,74 TL | 48,44 TL | %922 ARTIŞ |
| EURO | 5,51 TL | 56,29 TL | %922 ARTIŞ |
| FAİZ | %17,75 | %37 | %108 ARTIŞ |
| MOTORİN (1 LİTRE) | 5,66 TL | 90,02 TL | %1.490 ARTIŞ |
| 1 KG DANA KIYMA | 29 TL | 900 TL | %3.003 ARTIŞ |
| 1 GR ALTIN | 191 TL | 6.978 TL | %3.553 ARTIŞ |
Söz verildi, yetki verildi ama sonuç; pahalılık, enflasyon, geçim sıkıntısı olarak önümüze düştü. İş ehline verilmezse, akıbet böyle sonuçlanır.
‘Millî Görüş’ lideri Erbakan'ın yaptıklarıyla mukayese ederek, ‘Millî Görüş’ün tek partisi olan Saadet Partisi'ne oy verin, dertlerden kurtulun.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).