Makalemize Sabahattin Ali’nin bir sözünü naklederek başlamak istiyoruz. Şöyle ki: “Canım çok şey anlatmak istiyor ama yorgunum. Beynim yorgun, bedenim yorgun. Bunca şeyi affeden kalbim bile yorgun artık. Heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun. Konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun artık. Çok yorgunum…”

Biz de siyasetimizden, yaşanan kepazeliklerden, çalıp, çırpmalardan yorgunuz. Beceriksiz siyasilerin televizyon ekranlarındaki görüntülerinden, çekinmeden poz vermelerinden bizler yorgun düşüyoruz ama onlar utanmıyor. Milletin birikimlerini kasalarına indirenlerden, ahlaksızların yaptıklarından yorgunuz.

Ayrıca milyonlarca insan hem bedenen hem de ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor, herkes görmezden geliyor, bundan dolayı da yorgunuz. Çalan ve soyanlar kuvvetle muhtemel şekilde belli olduğu halde, hâlâ tutuklanmadan dolaşmaları bizi yoruyor. Her gün, kepazelikleri gerçekleştirenlerin vurdumduymaz tavırlarını gördükçe, hâlâ onları koruma altına almaya çalışanlardan ve onlara hoşgörü gösteren siyasi ve bürokratların tutumlarından yorgunuz.

Adaletin tarafgirane uygulamalarından dolayı yorgunuz. Oysa Hz. Ömer'in buyurduğu gibi; “Adalet bir toplumun gerçek gücüdür. İnsanlar adaletle yaşadığında korku değil güven büyür.” Ama günümüzde uygulanan adalet bizi yoruyor.

Merhum şairimiz Abdurrahim Karakoç diyor ki:

Fil çoğalsın, Ebabil’den umut kesilmez.

Firavun azsa da Nil'den umut kesilmez.

Zalimler ölmüyor diye ye’se kapılma,

Sabret hele, Azrail’den umut kesilmez!

Ne yazık ki, millet ümitsiz ve son derece de yorgun.

Malumdur ki, iktidarı ele geçirenler, iktidarlarını korumaya çalışır, onun için de yandaşlarını, karındaşlarını korumak zorundadır. Yandaşların kepazeliklerinin görmemezlikten gelinmesi, bizim yorgunluğumuza sebebiyet vermektedir.

Hemen beyan edelim ki, Allah kimseyi yanlışı savunacak, göz ardı edecek kadar cahil, doğruyu inkâr edecek kadar da nankör yapmasın. Hiç kimse gücüne güvenerek haksızlık yapmasın. Yürü ya kulum ailesine itibar etmesin. Bunların önünü açanlara da yuh olsun. Soyanlara, sayanlara, onlara makam tahsis edenlere de yazıklar olsun.

Merhum Erbakan; “İnsanlığın iyiliği için çalışmak cihattır. (Zira) bizim dinimiz iyilik dinidir. Onun için Cenab-ı Hak bize 50 yerde namazı emretmişse, 500 yerde cihadı (ahlakı) emretmiştir” diyerek, iyiliğin yaygınlaşması için ahlaksızlara, hırsızlara, soygunculara karşı mücadelenin cihat olduğunu ifade etmiştir.

“Sakın Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma.” (İbrâhîm/42) buyrulmaktadır. Zira O görendir, O bilendir, O duyandır. Yani iktidarda olanların da muhalefette olanların da yaptıklarından haberdar olan Allah, yanlış yapanları kahru perişan edecektir.

Bir zamanlar iç çamaşırını bahçeye, balkona asmaya utanan bir nesilden, bugün iç çamaşırı ile dışarıda, caddelerde, meydanlarda utanmadan gezen bir nesil türedi. Buna sebebiyet verenlerden dolayı da millet olarak yorgun düştük.

Bizler yapılanlardan belki utanıyoruz ama sesimizi çıkartmıyoruz. Oysa Allah: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” (Hûd/112) diye emretmektedir. Ama nerede bu hassasiyet? Nerede bu iman anlayışı? Hepsi siyasi menfaat temini için buharlaştı. Bu halde bizi ziyadesiyle yordu ve yormaya devam ediyor.

Merhum Necmettin Erbakan, bir açıklamasında: “Müslüman, aklına uyanı, hoşuna gideni, canının çektiğini ve nefsinin arzuladığını yapan kimse değildir. Müslüman, aklına uysa da uymasa da, hoşuna gitse de gitmese de, canı ve nefsi arzu etse de etmese de Allah Teâlâ'nın ve Resûlü Muhammed Mustafa'nın emrine kayıtsız şartsız teslim olmuş kimsedir. Bu teslimiyet, imanın özü, kulluğun gereği ve istikametin en açık göstergesidir” demiştir.

Daha ne söylensin? Bu sözlere kulak tıkayanlardan fayda gelmeyeceği bilindiği halde, onlara iltifat bizi yorgun düşürüyor.

Makalemizi merhum Erbakan’ın ümit veren;

Doğu da bizim,

Batı da bizim.

Kudüs de bizim,

Zafer de bizim.

Sözleriyle bitirelim ama biz çok yorgun bir nesiliz.

Rahman ve Rahim,

​Kadir ve Muktedir,

​Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz. ​

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).