Bütün ülkelerde neden suç işlenmektedir? Bu sualin cevabı tarih boyunca aranmış, bugün de aranmaktadır. Konu hakkında aklı erenler, farklı yorumlarda bulunmuştur. Bir türlü ittifak edilememiştir.

Şöyle ki;

· Filozoflar ve din adamları, suçu ahlak bozukluğuna, düşkünlüğüne bağlamıştır.

· Sosyologlar, sosyal şartlardan ileri geldiğini beyan ede gelmişlerdir.

· Psikologlar, ruhi problemleri ileri sürmektedir.

· Hukukçular, ceza sistemlerinin kifayetsizliğine bağlamaktadır.

· Biyoloji uzmanları da ırsî yolla alâkalı olduğunu ileri sürmüştür.

· Siyasiler ise toplumu germelerinden ileri geldiğini dillendirmiştir.

Sonunda her bölümün kendine göre bir teori ileri sürmüş olduğunu görüyoruz.

Ancak hiçbir teori, toplumlarda suçun neden işlendiğini tam olarak ortaya koyamamıştır. Zira tüm sistemler ‘Adil Düzen’i anlamadan, yazıp durmuşlardır. ‘Adil Düzen’i bilseler, suç işlenmeden, kurtla kuzunun yan yana ve birbirine zarar vermeden yürüdüklerini görürlerdi.

Maalesef, “Ahmaklar laf anlayıncaya kadar, eşekler evliya olur.” Bir toplumda adalete değil, zorbalığa taviz verilirse, dürüst olan insanlara yaşama hakkı tanınmaz. ‘Adil Düzen’sizlik devam ettiği müddetçe de suç işleme artarak devam edecektir.

Malum, “Köroğlu’nu halka sevdiren husus, meziyetidir. Zorbalığa karşı durması, zenginden, soyguncudan, vurguncudan, haksız kazanç sağlayanlardan alıp, fukaraya yardımda bulunması onu meşhur etmiştir. (Köroğlu) günün idaresine karşı da çok cesur girişimlerde bulunmuştur. Bu özelliği sebebiyle efsaneleşmiştir.” Böylece suç işleyenleri durdurmuş, mazlumları korumuştur.

Bugün de suç oranlarının artması, kanunların boşluklarından istifade edilmesinden ileri gelmektedir. Sınırlı olmayan hürriyetler, toplumun huzurunu bozar. Bir ülkede din ve ilim adamları politikanın kuyruğuna girerse, politika yapmaya yönelirse, işte o zaman çıkar temin etme kaygısı, günümüzde olduğu gibi her türlü sahtekârlıklar, toplum hayatına hâkim olur.

O zaman da suç işleme oranları artar, adalet yorulur, düzensizlikler berdevam olur. Herkesin sessizce köşesine çekilmesine sebebiyet verilir. Suç işleyenler kabadayı, suç işlemeyen de korkak sanılır.

Bir ülkede ekonomik ve siyasi denge suçu azaltır mı? Toplumda ekonomik dengenin sağlanması ile suçun azalacağı inancının yanlış olduğu, örnekleri ile bilinmektedir. Zira her toplum kendine ait suç nevilerini inşa ederek gelmektedir. Bu sebeple suçlar azalır, çoğalır, fakat asla yok olmaz.

Onun için herkes politikacıyı, din adamını, meslek erbabını iyi tanımalıdır. Zira: “Onlar kenefe tuz ekerler, kokmuş pilava baharatını, biberini ve salçasını da koyarlar. Bundan daha güzel taam (yemek) olur mu diyerek çala kaşık girişirler.” Sakın ola söylenenleri doğru bilip, suç işlemeyiniz. Sonra da ne idim ne oldum, ne aradım ne buldum durumuna düşmeyiniz. Suça, suçlulara karşı kucak açıp, toplumu yaralamayınız.

Bardağı hanım kırarsa kaza, hizmetçi kırarsa ceza anlayışının, suç işlemeye zemin hazırladığı unutulmamalıdır.

Bizi soyup soğana çevirenlere yardımcı olmak, affı mümkün olmayan bir suçtur. “Rüşvetçi politikacıları, düzenbazları, hırsızları ve hainleri seçen halk (asla) kurban değil, suç ortağıdır”, yani zalimdir.

· Allah asla zalimleri sevmez.

· Allah hain ve hainlik edenleri sevmez.

· Allah asla kâfirleri sevmez.

· Allah bozgunculuk yapanları sevmez.

· Allah haddi aşanları sevmez.

· Allah kibirli olanları sevmez.

· Allah kendini beğenen ve kendini övenleri sevmez.

· Allah her türlü israf edenleri sevmez.

· Allah nankör olan insanları sevmez.

· Allah yalancıları sevmez.

· Allah günahkâr ve suçta ısrar edenleri sevmez.

· Allah fesat çıkaranları sevmez.

· Allah emanete ihanet edenleri sevmez.

· Allah şımarıp azanları, böbürlenenleri sevmez.

· Allah adaletsizlik yapanları sevmez.

· Allah cimrilik yapanları ve gurura kapılanları sevmez.

· Allah gerçeği gizleyenleri, fitne çıkaranları, ahdini bozanları sevmez.

· Allah dünyevileşenleri, zulmedenleri, kalbi katılaşanları sevmez.

Hemen belirtelim ki Allah öncelikle suç işleyenleri, suç işletenleri ve mazlum insanları ezen tiranları, firavunları sevmez. Allah toplumu geren konuşmalar yapanları, toplumun suç işlemesini teşvik edenleri sevmez. Allah ancak ‘Adil Düzen’ için çalışanları ve taraftarlarını sever.

Sonuç olarak; “Bir düzen kurdular; hakikatin susturulduğu, yalanın alkışlandığı, utanması gerekenlerin başı dik gezdiği, onurlu insanların ise suskun kaldığı bir ortamla karşı karşıyayız.” Akletmiyor ve düşünmüyoruz, ondan sonra da adam diye geziniyoruz. İşlenen tüm suçlara ortak oluyoruz, çünkü ses çıkarmıyoruz. ‘Adil Düzen’i ise hiç algılayamıyoruz.

Rahman ve Rahim,

Kadir ve Muktedir,

Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.

“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”

Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47).