Her gün haberlerde meteorolojinin verdiği bilgiler, “Hava durumu” adı altında veriliyor, cep telefonlarımızda görülüyor, özellikle ilgilileri işlerini ona göre ayarlıyorlar.
Türkiye şartlarında bir saat arayla güneş doğup batıyor ama hepimiz yaz ve kışa göre aynı saat güneşten yararlanıyoruz, bölgelere göre hızı değişik olsa da aynı rüzgârdan nefes payımızı alırken kavga etmiyoruz.
Güneşin ısısından üzümler, hurmalar bala dönüşürken herkes gülüyor, güneşin vitamin deposundan yararlanırken sıra beklemeden, itişip kakışmadan, yaşımıza, kilomuza, boyumuza… göre farklı gıda aldığımızı bile hissetmeden alırken hiç muhalefet olmuyor.
Aynı toprağın üstünde doğan, büyüyen, yaşlanan ve ölenleriz.
Aynı topraktan yiyenleriz.
Ulaşım araçlarının gelişmesiyle her bölge, kıta, iklim yiyecekleri her yerde bulunduğundan aynı toprağın mahsullerinden yiyenleriz.
Seçim zamanında bulunduğunuz şehrin en geniş alanını bütün partiler olarak sırayla kullananlardanız.
Hazreti Adem aleyhisselamdan bu güne kadar kaç milyar insan gelip gitmişse bu dünya hepimize yetmiş ve dünyanın sonuna kadar da yeteceği konusunda Yaratanın garantisi var:
وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللَّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُبِينٍ
“Yeryüzünde kıpırdayan hiçbir şey yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın. Onların duracak yerlerini de emanet bırakıldıkları yeri de bilir. Hepsi apaçık bir kitaptadır.” (Hud süresi ayet 11/6)
Her canlının rızkını verenin Allah celle celalüh olduğunu anlamak için hayvanların özelliklede kuşların depo yapmadan her gün rızklarının verildiğini görürüz.
Rabbimiz, bizim bu görüşte ibret almadığımızı bildiğinden bizi uyarıyor:
وَكَأَيِّنْ مِنْ دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
“Nice hayvanlar vardır ki, rızkını taşıyamaz. Onlara da size de Allah rızk verir. O her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.” (Ankebut süresi ayet 29/60)
Hiçbir kuş depo yapmaz, karaborsacılık etmez, fiyat artışı hırsını bilmez.
Mümin de bu hale bir dönüşebilse, kapitalizmin “hep bana”sından uzak durup, çalışmanın da sevap olduğunu bilerek çalışmalı ve artanı da ihtiyaç sahiplerine güzel bir şekilde vermeli.
Konumuz rızk değil.
Neden, Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist ve bütün ….istler, güneş, ay, toprak, su, hava gibi konularda ihtilafsız olurlar da bunların taksiminde ayrılığa düşerler?
Çünkü Allah’ın güneşinde, toprağında, suyunda, havasında birlik sağladıkları halde onlardan yararlanmada Allah’ın taksimine değil birileri Firavun’un, Nemrut’un, Karun’un, kapitalistin, komünistin taksimine, kanununa boyun eğdiğinden kavga çıkıyor.
Allah’ın yeryüzünde yiyip içenler, güneşinde aydınlananlar ve gıdalananlar, Allah’a kul olmaktan kaçanlar, Allah’ın yarattığı kullara kul olup, tanrılarının savaşını yapıyorlar.
Rabbimiz bunu şöyle haber verir:
الَّذِينَ آَمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَالَّذِينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ الطَّاغُوتِ فَقَاتِلُوا أَوْلِيَاءَ الشَّيْطَانِ إِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَعِيفًا
“İman edenler Allah yolunda çarpışıyorlar. Kâfirler ise tağutlar (put adamlar) yolunda çarpışırlar. Öyle ise siz şeytanın dostlarını öldürünüz. Muhakkak şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa süresi ayet 4/76)
Tan yeri ağarınca, bütün insanların üzerine ışık huzmeleri doğmaya başlayınca, kuşlar yuvalarından rızkları için uçarken, müezzinler, her sabah bütün Müslümanları namaza, bütün kâfirleri de kurtuluşa davet etmek için genlerinin, her birini sese destek yaparken, manasını da sese yükleyerek sabahın ilk saatlerinde hepimizi Allah’ın huzurunda içtimaa/toplantı yerine davet ediyor.
Fatih Sultan Muhammed, kestirme yolu gösteriyor:
“Bir şâha kulam kim, kulu sultân-ı cihandır”
Yani, “ben bir Allaha kul oldum,
O da bütün sultanları, bana kul yaptı” diyor.