Ülke ekonomisini yönlendirenler, vatandaşlardan kendilerine gelen taleplere kendilerince(!) cevaplar veriyorlar.
Mesela vatandaş kendilerinden çocukları için iş mi istiyor, bunlar hemen kendilerince(!) bir cevabı yapıştırıyorlar.
Ve bölgede açılacak fabrikalarda vatandaşların çocuklarına iş bulacaklarını söylüyorlar.
Fabrikalar açılacak ve çocuklar iş bulacak!
Yani “ölme eşeğim ölme” türünden bir cevapla vatandaşı başlarından savuşturuyorlar. Daha ortada fabrika falan yok! Önce fabrikalar kurulacak! Fabrikalar kurulunca da istihdam imkânı doğacak!
Ve vatandaş çocuğuna iş bulmuş olacak!
Fabrikaların da kurulmasından daha önemli bir mesele ise izlenen eğitim politikaları!
Her vilayete üniversiteler açarak tüm gençleri üniversite mezunu yapma gibi bir eğitim politikası izleniyor.
Üniversiteyi bitiren genç, haliyle masa başı bir görev hayal ediyor.
Hiçbiri sanayiye gidip çırak, kalfa, usta olma gibi bir niyet içine girmiyor.
Hiçbiri tarım sektöründe yer alıp tarımsal üretime katkıda bulunma gibi bir niyet taşımıyor.
Hayvancılık zaten hiçbirinin aklında yok!
Hepsi masa başı bir görev hayali ile yanıp tutuşuyor.
Ve eğitim politikası maalesef ihtiyaca göre adam yetiştirme gibi bir maksatla hareket etmiyor.
Ha babam de babam mezun verme ilke edinilmiş!
Bin tane yetişmiş eleman ihtiyacı olan alana on bin tane mezun yönlendirilince haliyle dokuz bin işsiz ortaya çıkıyor.
Onların anaları babaları da ekonomiyi yönlendirenleri görünce karşılarına geçip evlatlarına iş vermelerini talep ediyorlar.
Bu talebe verilen cevapta bölgede henüz açılmamış ama ileride açılması muhtemel olan fabrikalarda çalışabilecekleri söyleniyor.
Nasreddin Hoca’nın borcunu ödemek için yol boyuna çalı diktiğini ilan etmesi gibi bir şey yani! Çalı dikilecek, koyunların yünü çalıya takılacak, bu yünler toplanıp satılacak ve borçlar ödenecek!
Vatandaş aklını başına alıp böyle konuşanların siyasi görevine son vermedikçe biz daha çok bu tür cevaplar duyarız.