Hepinizin bildiği gibi terörsüz Türkiye için uzun bir süredir çalışılıyordu ve sonunda bir yasa çıkarıldı!

Yasanın uzunca bir adı var ama kısaca çerçeve yasa deniliyor!

Yasanın adı çerçeve yasa olunca doğal olarak bu çerçeveyi çizecek birilerinin olması gerekiyor!

Sahi bu çerçeveyi kim çiziyor ya da kimler belirliyor!

Böyle bir soruya karşı insanın aklına pek çok isim geliyor.

Ama çerçeveyi asıl belirleyen İmralı sakini Öcalan galiba!

Baksanıza başta her şeye evet diyen, her şeyi kabullenen bir İmralı sakini Öcalan’ın yerine şimdi baş rollerde görünen bir İmralı sakini Öcalan bulunuyor!

İmralı sakini Öcalan sadece terörsüz Türkiye’nin çerçevesini çizmekle yetinmiyor, başkalarına akıl da veriyor.

Malum eski CHP’lilerin ya da yeni Yeni Partililerin çözümünü bekledikleri “Silivri” sorunları var.

Bu durumu Özgür Özel aracılığı ile demokrasinin yolu Silivri’den geçer diyerek dile getiriyorlar.

İmralı sakini Öcalan ise duruma hemen müdahale ediyor.

Ve demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer diyor.

Yani lafı “oyunun kurallarını ben belirlerim” demeye getiriyor.

Sonra da DEM Partililer bu aşamada Öcalan’a verilecek görevlerle ilgili beklentilerini açıklıyorlar.

İlk günlerde bu tür açıklamalar kulakları tırmalıyor ama sanırız zamanla herkes alışacak galiba!

İmralı sakini Öcalan’ın bu “demokrasinin yolu İmralı’dan geçer” açıklamasını herkes kendine göre okuyabilir!

Kimi barışçıl bir açıklama olarak görüp alkışlayabilir!

Kimi ise üstü kapalı bir tehdit olarak kabul edip endişelerini dile getirebilir.

Öyle ya demokrasinin yolu Öcalan’ın dile getirdiği gibi İmralı’dan geçiyorsa İmralı’nın dedikleri eksiksiz yerine getirilmelidir.

Bu açıklamada İmralı’dan yolu geçmeyen bir demokrasinin akıbeti tartışmaya açılmış olmuyor mu?

Yani “demokrasi istiyorsanız benim dediklerime kulak verin, aksi takdirde yaşanacak olumsuzluklara hazır olun” denilmiş olmuyor mu?

Sahi çerçeve yasanın çerçevesini kim çiziyor? Bilen var mı?