Alihan Kuriş liderliğindeki yapıya yönelik yürütülen ve mezar açma (fethikabir) işlemlerine kadar uzanan geniş çaplı soruşturma, siyasetin de bir numaralı tartışma konusu haline geldi. Operasyonların yürütülüş biçimine sert tepki gösteren TBMM eski Başkanı Bülent Arınç'ın sosyal medya hesabından yaptığı o kritik değerlendirmeler dikkat çekti.
SOSYAL MEDYADA İNFAZ EDİLİYORLAR
Soruşturmanın gizliliğinin ihlal edildiğini savunan Arınç, Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırı davranıldığını belirtti.
Hukuk ve adli tıp bilgisi olmayan kişilerin yeni suçlular üretmeye çalıştığını belirten tecrübeli siyasetçi,
“Bu aykırılıklar neticesinde de masumiyet karinesi ortadan kalkmış gözükmekte. Bildiğiniz gibi soruşturmanın gizliliği esastır. Bu süreç neticesinde maalesef sosyal medyada kişiler infaz edilmektedir. Soruşturma o kadar özensiz devam ediyor ki insanlar geri dönülemez şekilde damgalanıyor. Maalesef iş fethikabir yapmaya kadar geldi.”
"KAVGA KUZENLER ARASINDA BAŞLADI"
Süleymanlılar Cemaati ile geçmişe dayanan dostlukları olduğunu ancak hiçbir zaman cemaat mensubu olmadığını belirten Arınç, 2011 seçimleri döneminde yaşanan kırılma noktasını da ilk kez anlattı. Genel Başkan'ın bilgisi dahilinde destek istediğini ancak sonuç alamadığını belirten Arınç'ın şu sözleri tutanaklara kaydedildi:
"Süleymancılarla aramızdaki mesafenin açılması, iki kardeşten birinin AK Parti'ye gelip milletvekili olması, diğerinin de buna karşı çıkması ile oldu. Aradan yıllar geçti, bu sefer de kavga, kuzenler arasındaki mal mülkiyet kavgasına dönüştü."
Sürecin adli makamlara intikal ettiğini hatırlatan Arınç, insanların bu kavgada isminin geçmesini mahzurlu bulduğunu da ayrıca vurguladı.
AK PARTİ'Yİ DESTEKLESELERDİ NE OLURDU?
Açıklamasının en can alıcı noktasını ise kendisine yöneltilen o kritik soru oluşturdu.
"Bu cemaat AK Parti'yi destekleseydi başlarına böyle bir iş gelir miydi?" sorusuna oldukça net bir çerçeveden yanıt veren Arınç, Adalet ve İçişleri bakanlarına üstü kapalı bir mesaj gönderdi. Arınç'ın devlet ciddiyetine atıf yaptığı o tavrı kayıtlara şu sözlerle aktarıldı:
"Hayır, bizim şu veya bu cemaate, şu veya bu tarikata peşin hükümlü bir düşmanlığımız yok. AK Parti'yi desteklesin veya desteklemesin. Kendi işlerine iyi baksınlar, kendi işlerinde iyi olsunlar, ülkeye, millete faydalı hizmetler yapsınlar. Ama bunlardan hangisi olursa olsun eğer kanuna göre açıkça suç teşkil eden işler yapıyorlarsa biz bunların üzerine gideriz, gitmeye mecburuz diyebilmeliyim."





