‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…

çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…

Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…

***

“Ve ibtegû ileyi’l-vesiylete / Ve O’na vesile ibtiğa ediniz” (Maide 35)

İbtiğa ediniz” denmektedir. “İbtiğa” Türkçede kullandığımız “müteşebbis” anlamındadır., girişimci olmak demektir. “İttika etmek” mevcut düzen içinde kalmak, kuralların içinden çıkmamak, haksızlık etmemektir.

Topluluğa ittika ettirmek, ona vesile aramak ve onun yolunda cihat etmek.

“İttika” ve “ibtiğa” kelimeleri “iftial” bâbından getirilmiştir. Oysa “cihad” kelimesi “mufaale” bâbından getirilmiştir. Aynı baplar yan yana zikredilmiştir. Demek ki “ittika ile ibtiğa” beraber olacak, “cihad” ayrı olacaktır. Önce ittika ile ibtiğayı karşılaştırmamız gerekir. Sonra ikisiyle cihadı karşılaştırmamız gerekir. İttika ile ibtiğa dahili faaliyettir, müsbet faaliyettir; cihad ise harice karşı yapılmaktadır.

Vesile ibtiğa edilecek, sebilinde cihad yapılacaktır.

“Sebil” ile “vesile”, ikisi de yoldur. Bunları da karşılaştırmamız gerekir.

Kur’an böylece bize emirler vermektedir.

Bunları tanımlayıp anlamak ve müessese hâline getirmek ise bize aittir.

“İttika” bir şey yapmayı değil yapmamayı emretmektedir. İçtihat ve icmalarınızda hududu aşmayın denmektedir. Gerçi burada da bir şey yaparken “ittika edin” denmektedir. İttikaya delalet ibare iledir. “Bir işte ittika” olacağı için işaretle delalet etmiş olur. “Vesile ibtiğa edin”de ise yapma ibare ile olmuş olacaktır.

Topluluğa nasıl ulaşılacak?

Vesile” kelimesi burada marife gelmiştir; o halde belli yolla ulaşınız denmektedir.

İbtiğa emri mükelleflere emredilmiştir. Ben Türk milletine veya ilçemdeki Bahçelievler halkına veya mahalle halkına ulaşmakla emrolunuyorum, biz emrolunuyoruz.

Kur’an’da yol olarak “sırat, tarik, sebil, sebep, vesile” olarak bahsedilmektedir. Ayrıca “cüded” olarak yani caddeler geçmektedir, “şır’a” da yoldur. Aynı manalara gelen kelimeler yan yana getirilerek üzerinde çalışılmalı, aralarındaki farklar ortaya konmalıdır.

Sebil” merkezlerden geçer ve merkezleri birbirine bağlar. Ağ hâlindeki yollardır. Türkiye’nin kara yolları sebildir.

Sırat” ise bir yeri diğer bir yere götüren, başlangıcı ve sonu olan yoldur.

Tarik” ise bir kimsenin kendi alanında dolaşması için yapılan patika yollardır. Şehir içi servislerin yolları tariktir.

Vesile” ise bir yere varmak için değişik yolların çatallaşarak birleşmesi anlamındadır.

İttika etmek” demek, sahanın dışına çıkmamak, trafik kurallarını ihlal etmemektir.

Vesile aramak” demek, nereye gideceğinizi belirlemektir. Trafik levhalarına bakarak yol alırsınız. Yalnız kurallara uyularak yol alınmaz. İşte “vesile” demek, levhalara bakın ve o levhaların gösterdiği istikamette yol alın demektir.

Halk aşiret/ocak içinde oturur. Başkanlarına bağlıdır. Başkan aşiret ile temas etmekte vesiledir. Başkana uymakla topluluğa uyulmuş olunur. Başkan tekbir alır, başkan rükua gittiğinde herkes ona uyar, rükua giderlerse kişiler topluluğa uymuş olurlar.

Sonra herkes ilmî ve siyasî dayanışma ortaklıklarından birine katılır. Dayanışma sorumlusu vesiledir. Onlar da bucak başkanını seçerler. Başkan bucak halkının bucak topluluğuna ulaşması için vesile olmuş oluyor. Topluluk başkana biat etmekle sağlanmış olur. Başkan olma emredilmiyor, başkan bulma emrediliyor.

Vesile” müfrettir ve marifedir. Vesilenin müennes olmasından anlıyoruz ki, başkanın kendisi değil de başkanlık müessesesi yani dayanışma ortaklıkları kastediliyor.

(Devamı var)