Zina edenlere gücünüz yetmiyor. Her köşe başına tamamen fuhşiyat üzerine kurulu mekânlar açılmasına engel olmaya gücünüz yetmiyor. İlkokuldan üniversiteye kadar ne öğrencilerine öğretmenleri durdurmaya gücünüz yetmiyor. Tüm eğitim yuvalarının, haz ve sapkınlık yuvalarına dönüşmesini seyrediyorsunuz. Üniversite, hastane, pastane, belediye hiç fark etmez kurum ve kuruluşların zina skandalları ile gündeme gelmesine mani olamıyorsunuz. Gücünüz yetmiyor. Binlerce yıllık tarihi mirası olan şehirlerin, turizm adı altında alkolün, uyuşturucunun, çıplaklığın, köle ticaretinin her türlü ahlaksızlığın kalesi haline gelmesine gücünüz yetmiyor.
Medyanın; maneviyatı hatta aklı tahrip edici, kuralsız ve sınırsız içerik üretimini denetlemeye, durdurmaya gücünüz yetmiyor. Film, dizi, şarkı gibi toplumu doğrudan yönlendiren sözde sanatsal faaliyetleri, sapıklığın koynundan çıkarmaya gücünüz yetmiyor. Hükümetlerin marjinal hazperest gruplara verdiği sınırsız hakları kısıtlamaya gücünüz yetmiyor. Sadece maddi kazanç düşüncesiyle bile olsa toplumsal ahlaki değerleri yerle yeksan edecek hiçbir şeyi durdurmaya gücünüz yetmiyor.
Oğlunuzun kızınızın yukarıda ifade edilen zararlı içeriklerden, mekânlardan, kurumlardan, şahıslardan etkilenmesine engel olmaya gücünüz yetmiyor. Dahası sizden habersiz buralarda bulunmalarına, kendilerine haram olan kişilerle haram ilişkilere girmelerine engel olmaya gücünüz yetmiyor. Bu ilişkilerden kaynaklı psikolojik rahatsızlıklar geçirmelerine engel olamıyorsunuz. Karakteristik bunalımlar… Hatta belki haram olan sevgilisinden ayrıldığı için intihar etmesine bile engel olamıyorsunuz. (Allah muhafaza) Bir şey hariç, hiçbir şeye müdahaleye gücünüz yetmiyor. Tamamen kontrolden çıkmış bir çağı yaşıyoruz.
Sadece evlilikleri zorlaştırmaya gücünüz yetiyor
Evlilikleri zorlaştırmaya gücünüzün yetmesinin temel sebebi de İslam’dır. Evlilik, bizim toplumumuzda İslam dinin, sınırlılıklarını oluşturduğu bir eylemdir. İslam dini anne baba rızasını evlilik müessesesinin baş köşesine oturttuğu için, evlatlarınız sizi ciddiye alıyor. Ama aynı İslam dini, zinayı haram kılıyor ve helal olan evliliği kolaylaştırmayı da emrediyor. Tabi ki evlilik konusunda denklik önemlidir. Dini ve ahlakı güzel olanın tercih edilmesi önemlidir.
Tarafların sorumluluk kaldırabilmesi önemlidir. Tabi ki bunlara dikkat edeceğiz. Hurra çocuklarımızı ilk önümüze çıkanla evlendirelim demiyoruz zaten. Ancak… Toprak ayaklarımızın altından kayıp gidiyor. Gençlerimiz külfetli ve zor olarak lanse edilen evlilik kurumunu bir kenara bırakıp; haram, kolay ve masrafsız bir yalnızlık ile bir ömür sürmeyi tercih ediyor.
Evliliği zorlaştıran nedenleri basit bir şekilde çürütüyoruz
“Çocuğum hazır değil” diyorlar.
-El cevap: Kim bir ebeveynin algıladığı şekilde “hazır” olarak evleniyor ki? Evlilik kendisi hayata hazırlayan bir şey zaten… Düşe kalka öğrenecekler. Sorumluluklar gençleri pişirir.
“Paramız yok” diyorlar.
-Paranın olduğu kadarıyla tören yap. Nikâhın maddi külfeti sadece kadının mehridir. Geri kalan masrafların tamamı yıkılması gereken birer puttur. Put! Mehri de gelin hanım damadımızın ahlakına tamamsa, mehri düşük de tutabiliyor yahut sonra da alabiliyor. Sorun nerede?
“El âlem ne der” diyorlar.
-Allah belasını versin, kim ne derse desin. Çocuklarının imanından daha mı önemli Allah aşkına! Allah aşkına! Allah aşkına!
“Doktor olsun, evi olsun, arabası olsun” diyorlar.
Tüm taraflar için geçerli bir kaide söylüyorum. Maddiyatı ön plana sürerek evliliği zorlaştıran taraf kişi de ailesi de kötüdür. Ben garanti veriyorum. Karşı taraf kaçsın kurtarsın kendini.“Derdi dünya olanın dünya kadar derdi olur” klişesinden yola çık, başına dert tasa alma… O daire kapısı, kendine başka bir televizyon kumandası bulsun.
“Yaşı küçük” diyorlar.
Laik düzenin laik medeni kanununa göre bile kişiler 18 yaşında evliliğe hazır sayılıyorlarken… Ne oluyor bu Müslümanlara ben anlamıyorum. Erken kalkan yol alır derler. Evlatlarımızın erkenden hayata atılmalarının nasıl bir sakıncası olabilir? Tam aksine yaş ilerledikçe seçicilik artar. Evlilik zorlaşır. Kalırlar başınıza…
“Okul okuyor” diyorlar.
Okumak evliliğe engel değil aksine kolaylıktır. Biz evlendiğimizde Fatma Hanım, 19 yaşındaydı. Üniversitede 1. sınıftı. Ben 21 yaşındaydım. 3. sınıftım.
Gayette verimli bir okul hayatımız oldu elhamdülillah. Yusuf’umuz doğduktan sonra biraz zorlandık ama o kadar kusur kadı kızında da olur. İlahiyat fakültesinde büyüdü evladımız.
Hâsılı
Ahir zamandayız. Siyonistler, kapitalistler, emperyalistler çeşitli oyunlarla ahlâksız bir kâinat meydana getirmeye gayret ediyorlar. Başarılı da oluyorlar. Gençler çıldırmış gibi zinaya meylediyor doğal olarak... Bunun tek çözümü evlatlarımızı erkenden evlendirmektir. İllaki zorluk yaşayacaklar. İlla ki sıkıntı yaşayacaklar bu hayatta… Ancak helal zorlansınlar. Helal ölsünler. Ama haramla sürünmesinler. Haramın içerisinde gebermesinler. Haydi Allah’a emanet olunuz canlar.