Feminizm nedir?
“Feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik çeşitli ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan hareket… Sözcüğün köken olarak Latince "femina" ve onun Fransızca türevi olan "féminisme" sözcüğünden geldiği ve Türkçe eş anlamlısının hatunculuk olduğu belirtilmektedir. Kadın hareketi doğrudan kadınları ilgilendiren ve dolaylı olarak kültürü ilgilendiren konularda bilinç uyandırır. Feminizmin temel amaçları; eğitim, iş, çocuk bakımı, yönetim gibi konularda eşit haklara sahip olmaktan, yasal kürtaj hakkından, kadın sağlığı konusunda ilerlemelere, tacizin ve tecavüzün engellenmesinden, lezbiyen haklarına kadar uzanır.”
Yani feminizmin temel odağı kadınlardır. Kadınların haklarını savunmaktır.
Peki İslam, kadınlar hakkında ne diyor?
“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden, bu ikisinden de birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. İsmi hürmetine birbirinizden dilekte bulunduğunuz o Allah’a saygısızlık etmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Çünkü Allah, sizin üzerinizde tam bir gözeticidir.” Nisa - 1
"Kadınlar size Allah'ın emanetidir." Veda Hutbesi
İslam dini, oluşturulan algının aksine kadın haklarına değer veren bir düşünce yapısına sahiptir. Rasulullah’ın eşi Hz. Hatice büyük bir tüccardır. Diğer eşi Hz. Aişe büyük bir bilgindir. Aynı dönemde yaşayan Nesibe annemiz, cihad eden bir kadın sahabedir. Tarih, Müslüman hanımların başarıları ile doludur. Meryem El İcliyye (Usturlabi) onuncu yüzyılda yaşamış büyük bir Müslüman kadın astronomdur. Zeynep Gazali, yakın dönemin önemli büyük davetçilerinden yazarlarındandır. Bu örnekler fazlasıyla çoğaltılabilir. İslam dini kadına değer vermeseydi eğer; kimi tüccar, kimi filozof, kimi mücahide, kimi lider olan bu hanım efendi profilleri nasıl ortaya çıkabilirdi ki? Daha arslan yetiştiren ve tarihe yön veren anne arslanları saymıyoruz bile!
Meselenin aslı
İslam dinine dair hiçbir kaynakta “kadın” veya “erkek” tek başına müstakil varoluşsal bir ölçü olarak ele alınmamıştır. Kürt veya Türk veya Arap eksenli bir değerlendirmeye girilmemiştir. İslam’ın değerlendirme ölçüleri; yaratan, kullar, iman edenler, inkâr edenler, ibadet edenler, ibadet etmeyenler, cihad edenler, cihat etmeyenler, infak edenler, infak etmeyenler, ilim öğrenenler, cahiller, cennetlikler, cehennemlikler gibi temel ölçülerdir.
Kur’an-ı Kerim, yaratılıştan itibaren seçme hakkınız olmayan hiçbir ölçü üzerinden size bir söz hakkı bırakmaz. Seçemediğiniz her şey Allah öyle istediği için öyle olmuştur. Kadın olmanı da, erkek olmanı da belirleyen Allah’tır. Türk olmanı da, Kürt olmanı da, Çerkez olmanı da belirleyen Allah’tır. Norveç’te doğmanı da, Mardin’de doğmanı da belirleyen Allah’tır. Sarışın olmanı da, esmer olmanı da belirleyen Allah’tır. Hastalıklarla doğmanı da, sağlıklı doğmanı da belirleyen Allah’tır. Nefes almanı da, almamanı da belirleyen Allah’tır. Bu gerçeklik Allah’a kalpten iman eden kullara asla ağır gelmez! Bu gerçeklik, ancak ve ancak kalbi kibirden kapkara olmuş acizlerin kaldıramayacağı bir gerçekliktir…
Yani
Bir Müslüman, hiçbir zaman haddini hududunu aşan konular üzerinden bir tefekküre girmemelidir. Giremez. Girerse Müslüman olamaz. Biz kadınlar köle olsun, bütün yanlışlara sessiz kalsın demiyoruz! Bir kadın, kadın olduğu için kadın haklarını savunmak gibi bir gaflete düşmesin diyoruz. Kendine inisiyatifinde olmayan bir özelliğin savunuculuğunu yaparak tanrılık iddia etmesin diyoruz. Bir haksızlık varsa onun karşısında durmaya Allah’ın gücü yeter. Bir yanlışlık varsa onu doğrultmaya Allah’ın gücü yeter diyoruz.
Bir adam eşini dövüyorsa onlarca ayet, onlarca hadis devreye girer. Kadının haklarını koruma altına alır. Boşanan bir kadının hakları Kur’an-ı Kerim güvencesi altındadır. Mazlum bir vilayette mazlum annelere, kızlara; tacizde tecavüzde bulunuluyorsa, mücahitlerin kılıçları zalimlerin ensesinde parlar! Bir kız çocuğu diri diri gömülüyorsa Allah’ın vaadi haktır… Cehennemin kapıları sonuna kadar açılır… Allah sadece kadınları değil, yarattığı her canlının hakkını muhafaza eder. Hesabını sorar. Eğer bir haksızlığa karşı çıkılacaksa bu her şeyden önce Müslüman kimliği ile yapılır.
Hasılı
Allah’ın yarattığı kâinatta, Allah’ın sözü olan İslam’dan daha keskin, daha kapsamlı bir savunma mekanizması olamaz! Bu yüzden diyoruz ki İslam dini ile feminizm ideolojisi birbiriyle uyuşmamaktadır. Biri Allah’ı, öteki kadınları tanrılaştırmaktadır. Her görüşe saygımız sonsuzdur ancak mantık ilmi göstermektedir ki… Bir Müslüman, feminist olamaz. Bir feminist, Müslüman olamaz. Allah’a emanet olunuz canlar…