Vazifemiz: Davet, Davetimiz İstikamet, İstikametimiz Şehadettir Allah’ın izniyle…

Dava; Al-i İmran Suresi 104. ayette geçen, “İyiliği emredip, kötülükten sakındırmak” düsturu başta olmak üzere, yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in insana yüklediği tüm sorumlulukları yerine getirme gayesi doğrultusunda hareket etmektir.

Davanın sabit bir şubesi veya şubeleri yoktur ve hiçbir zaman olmayacaktır. Allah (c.c) tarafından yaratılan, donatılan, yaşatılan bu kâinatın tek rehberi olan İslam dini, kurumlara veya kişilere ihtiyaç duymaz. Her şey belli bir nizam ve intizam içerisinde akış halindedir zaten... Kişiler veya kişilerin kurduğu kuruluşlar ancak kendi imtihanlarını verirler.

Kâinatta ezelden ebede ilk insandan günümüze mutlak temsil hakkı sadece Hakk’ın, hak edebileceği bir konumdur. Temsilde ehliyet esastır. Yaşamayan insanların, yaşadığını iddia etmeye hakkı yoktur ve herhangi bir oluşumda bulunan herhangi bir insanın, bulunduğu oluşumdan kaynaklı olarak kesin kez “hak” olması gibi sapkın bir durum söz konusu değildir.

Davada; kişilere, kişilerin ufkuna, kişilerin zafiyetlerine bağlılık yoktur. İslam’ın esaslarına göre istişare ile karar alınır. Ve alınacak kararlarda eldeki imkânlara göre değil, Allah’ın kudreti ve yardımı hesaba katılarak; olması gerekene, yapılması gerekene göre hareket edilir.

Dava da ehliyet ve gayret esastır. Davanın babadan oğla aktarılan, doğuştan kadrolu öncüleri yoktur. Olamaz. Hadimleri vardır. Ehliyetli ve samimi olarak hizmette yarışanlar önderlik edebilirler.

İman zafiyeti, ahlak zafiyeti, ilim zafiyeti, gelişim zafiyeti gösterenlerin, put besleyenlerin, günaha bulaşanların, ifrat-tefritten ayrılmayanların ve yorulabilenlerin dava ile herhangi bir irtibatı olamaz, olmamalıdır. Gaflete düşenin kat’i surette, hızlı bir şekilde tatlı bir dille uyarılması ve uyarılar doğrultusunda bulunduğu gafletten yüz çevirmesi gerekliliği esastır. Aksi takdirde temsille ilişiği kesilmelidir.

Mücadelemiz kendi nefsimizle ve Batıl zihniyetlerin hamiliğini üstlendiği tüm ifsat mekanizmaları iledir.

Davanın üslubu; ayetlerden ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V.) uygulamalarından hareketle, her zaman tatlı dil ve ikna yoludur. (Karşıdaki zalim veya zalimler olmadığı sürece…) Üslupta temel prensibimiz tevazudur. Maksadımız, üzerimize gelen düşmanın dahi İslam’ın nuru ve üslubu ile dirilmesidir.

Ufkumuz kâinat eksenli olmalıdır. Kâinatta yaşanan tüm gelişmelere bir sözümüz olmalıdır. Dünya üzerinde yaşanan hiçbir adaletsizliğin tasvip edilmesi mümkün değildir.

Hakkın yolu itidaldir. Vasat yoludur. Dava adamı aşırı veya hafif ideolojilerden beridir.

Dava her yere bağlı ama hiçbir yere bağlı değildir. Allah diyene eyvallah diyebilmek temel düsturlarımızdan olmalıdır. (Karşıdakiler zalim olmadığı sürece…)

Dava hareketsiz âlimin de hareketli cahilinde karşısında konumlanır.

Davanın arkhesi heyecandır, samimiyettir.

Dava; İman, Ahlâk, İlim, İhya, Aksiyon temel kavramları üzerinde şekillenmektedir

-İman: Sadece Allah’ın varlığını bilmek yetmez. Allah’ın varlığı ile yaşamak gerek, içtimai hayatımızın her yerinde Allah’ın varlığı bilinci ile hareket etmek gerek… En çok Allah’ı sevmek, en çok ona vakit ayırmak, en çok ona değer vermek gerek… Tam bir imana erişmek, umut işçisi olmak, sabır eri, ufuk mimarı olmak gerek… Allah için yaşamak, ölümümüzün onun rızası için olmasını dilemek gerek…

-Ahlâk: Esastır. Müslümanlık Ahlâkı; iş, eş, ebeveyn, evlat, hoca, öğrenci gibi toplumun temel unsurlarının ahlak algısına kılavuz niteliğindedir. Tüm Peygamberlerin daveti öncelikli olarak tevhit ve güzel ahlâk üzerinedir.

Müslüman gaflet anında birçok hata yapabilir ama günahından tövbe eden, günah işlememiş kimse gibidir. Müslüman kalp kıramaz, kırmamalıdır! Haksızlık yapamaz, yapmamalıdır! Ahlâk itikadi bir meseledir!

-İlim: Müslüman bilir. Müslüman bilmeden yaşayamaz. Tam bilmeden, tam Müslüman da olamaz. Müslüman İslami İlimleri bilir az da olsa, Müslüman Sosyal Bilimleri bilir az da olsa, Müslüman Fenni İlimleri bilir az da olsa. Ama Müslüman’ın bilmemek gibi bir lüksü olamaz. Cahil kalanın kendine bir, evladına ve nesillerine bin vebali vardır!

-İhya: Gelişim, eğitim daima! Ecdadımıza, nesillerimize ve Allah’a karşı vazifemiz, durmamak, yorulduğumuzda koşarak dinlenmektir. Cihadı, azmi, mücadeleyi asla bırakmamaktır. Çağının önünde çağa yön vermektir. Asrın problemlerini doğru tahlil edecek donanıma sahip olarak doğru çözümler üretmektir. Müslüman her alanda sürekli üretir. Müslüman’ın tek israhatgâhı kabirdir!

Aksiyon: Ruh, çağırma seansları ile değil, şehadet arzusu ile eylemler ve faaliyetler ile oluşur. O faaliyetlere yazılan şiirleri ve ezgileri dinlemek ile dinlerken mücadeleye devam etmek ile ortaya çıkar. İlmini kullanmayan âlimin ilmi virüstür. Hem kişiyi hem de çevresini hastalandırır. Sanat sanat için olabilir ancak Allah’ın en büyük eseri olan insan, Allah için mücadele etmeli ve sürekli hareket, organizasyon, etkinlik halinde olmalıdır.

Hilafetin Kaldırılmasının Ardından Davanın Bazı Ayak İzleri

*Hasan El Benna – İhvanı Müslimin

*Mevdudi – Cemaat-i İslami

*Bediüzzaman Said Nursi – Nur Cemaati

*Necmettin Erbakan – Milli Görüş Hareketi

*Şeyh Ahmed Yasin ve HAMAS

*Malcolm X

*Aliya İzzet begoviç

Son söz

Manifestonun yetim olması hilafetin olmayışındandır. Aciz bir yazarın soyadından kaynaklı değil sadece…