Sadece yaşayabilseydim.
Dert etmeseydim mavi balinaların akıbetini…
Saatlerce ceket, pantolon markaları konuşabilseydim arkadaşlarımla…
Her gün bir kahveye iki yüz lira vermenin ponçik huzurunu yaşasaydım…
Lise çağımda bir kız sevseydim mesela… Yani en azından ben öyle zannetseydim.
Hormonlarımın esiri olduğumu bilmeseydim “kara sevda” diyebilseydim adına…
Hollywood’a hayran olsaydım.
Bir futbol takımı tutabilseydim.
Hatta belki iyi bir basketbol, voleybol seyircisi olabilseydim.
Kim bilir belki rallileri takip etseydim.
Okey, batak bilseydim.
Ansızın basıp kilometrelerce yol gidebilseydim.
Bir ciğer, bir büryan yemek için…
Hayatımı memur olmaya adasaydım.
Ama memur dahi olamasaydım.
Ev genci olsaydım…
Yaşama sevincini kaybetmiş… Allah’ın imtihanı bir ev genci…
Süslenseydim, püslenseydim…
Saatlerce kuaförde yahut spor salonlarında vakit geçirseydim…
Daha güzel, daha yakışıklı olabilmek için nefes alıp verseydim…
Her gün tarama motoruna “hızlı para kazanmanın yolları” yazsaydım…
Köşeyi dönmek odaklı kırk farklı ticarete girip kırk birinde batsaydım…
Borsada yan yatsaydım mesela… Sanal kumar ile hayatımı karartsaydım.
Çalışmasaydım. Çabalamasaydım. Ama sürekli depresyonda kalsaydım.
Çok hızlı âşık olup, çok hızlı ayrılabilseydim sevgililerimden…
Üç önceki sevgilime yazdığım şiiri, üç sonrakine göre uyarlayabilseydim…
Haram bilmeseydim…
Helal bilmeseydim…
Namaz niyaz bilmeseydim…
Bu yüzden her türlü hayâsızlığın koynuna girseydim…
Hayâ, iffet, edep, adap, tesettür bilmeseydim…
Başında rengârenk bir bez parçası,
Geri kalan her tarafı meydanda gezenleri doğru zannetseydim…
Her gün annemin kurduğu sofrada, babamın aldığı ekmeği bölerken…
Ne kadar kötü bir aileye sahip olduğumu dile getirseydim…
Nefret etseydim çıktığım kabuktan…
Onların bana kıyamayacağını bildiğim için…
Güne lanet ederek başlayıp, lanet ederek uyuyabilseydim.
Ama hiç sokağa atılmasaydım.
Ben sövseydim, onlar bana kıyamasaydı…
Eş, dost, akraba, düğün, taziye, hayırlı olsun, geçmiş olsun…
Bayram, seyran, yas fark etmez… Hiç kimseyi hiçbir şekilde ziyaret etmeseydim…
El öpme eylemini çok banel,
Dua almayı gereksiz bulsaydım…
Çok havalı olduğumu düşündüğüm için konuşurken araya İngilizce kelimeler katsaydım.
Yayvan yayvan konuşup,
Yüksek sesle kahkaha atsaydım,
Belki bir hocanın referansı ile bir master-doktora yapsaydım…
Ya da özel bir üniversitede parasını verip kendi adıma tezler yazdırsaydım…
Halkı avam,
Kendimi aristokrat saysaydım…
Sıradan insanlar ile aynı gökyüzünü paylaştığım için mutsuz olsaydım…
İsrail’den nefret etmeseydim.
Yahudilerin tüm insanlığın ortak düşmanı olduğunu bilmeseydim.
Filistin’de yaşananlar ile ilgilenmeseydim.
Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Libya’da, Myanmar’da ne yaşandığı hiç ama hiç umurumda olmasaydı…
Coğrafya bilmeseydim. Tarihi, sadece sevilmeyen sıkıcı bir okul dersi zannetseydim.
Kelime-i şehadet getirmeyi dahi bilmeseydim.
Arda Güler’in muhafazakârlığını konuştuğum kadar…
Peygamberlerin yıktıkları putları konuşmasaydım…
Ronaldo’nun Müslüman olma ihtimali heyecanlandırdığı kadar,
Kendi Müslümanca yaşayamama ihtimalim beni korkutmasaydı…
Sahtekâr sözde dindar siyasetçiler yüzünden dinden soğusaydım…
Temelim zayıf olduğu için de oradan oraya savrulsaydım…
Ya inkâr etseydim Muhammed Mustafa’yı… Sümme haşa!
Sigara, alkol, uyuşturucu en masum suçlarım olsaydı…
Katil olsaydım üç saniyelik bir göz kararması sırasında…
Ömür boyu hapis cezası alsaydım gençliğimin baharında…
Neyse neyse… Allah muhafaza…
Allah’tan hak dava ile tanışmak nasip oldu da bunların hiçbiri olmadı, olanlardan da tövbe ederek kurtulduk Elhamdülillah. Rabbim, ayaklarımızı istikamet üzere, sabit kılsın. Cümlemize O’nun rızası için yaşamayı, O’nun rızası için ölmeyi nasip eylesin. Amin!