Günün birinde bir çırak, ustasından habersiz kendine güzel bir müstakil ev yapmaya niyetlenmiş. Ustasını sever sayarmış ancak tarzını beğenmediği için ondan gizli yapmaya karar vermiş. Gel zaman git zaman diğer çırakları aramış, taramış, görüşmelerini, hazırlıklarını tamamlamış. Temeli kazmış, kabayı yapmış, tüm bölümleri hızlıca tamamlamış. İnce işçiliği özene bezene bitirmiş. Sonunda evine kavuşmuş.
Her şey çok güzel olmuş olmasına da su tesisatını çekerken ustasının sürekli kullandığı markanın malzemelerinden değil de bir çırak arkadaşının önerdiği farklı bir markanın tesisat malzemelerinden kullandığı için daha yılı dolmadan evin farklı farklı bölümlerinde su sızıntıları oluşmaya başlamış. Her sızıntı oluştuğunda farklı bir yeri delmiş, biçmiş, sökmüş, takmış ancak ne yaptıysa da sorunu kökten halledememiş. Günler, haftalar, aylar, yıllar birbirini kovalamış ancak o evin su tesisatı derdi bitmemiş.
Çünkü kullanılan tesisat malzemelerinin tamamının; görüntüsü cilalı, fiyatı pahalı ancak aslında beş kuruş etmeyen kalitede ürünlermiş. Usta kendi kullandığı sağlam marka ürünleri keşfedebilmek için yıllarca farklı farklı marka ürünleri test etmiş zaten… Ama çırak bunu ne bilsin… Heyecan… Heves… Ben yapayım… Benim evim olsun… Benim tarzımda olsun… Benlik hırsı… Ömür boyu o ev iflah olmamış. Ne sahibine yaramış ne Ümmet-i Muhammed’e…
Hâlbuki evin geri kalan tüm işlerini temelinden boyasına kadar her şeyi çok güzel yapabilmesine rağmen sadece bir noktayı gözden kaçırdığı için tüm emeği zayi olmuş. Temelli çırak olmasa bile sadece bir konuda usta olamamışsa kişi, usta değildir. Ustasından icazet almadan ustalık iddia eden ise adam bile değildir. Toplumda ciddiye alınmamalıdır. Yapıp ettikleri karşılık bulmamalıdır. Aksi takdirde ne mi olur?
Acı son
Ustasından bağımsız evini yapan toy çırak diğer çıraklara kötü örnek olmuş. Her eline kazmayı alan kendi kafasından temel kazmaya başlamış. En ufak üstü tozlanan kendini usta saymış. Bizim acemi oğlan hem kendi çatlak boruları yüzünden kendi evinden hiçbir şey anlamamış. Hem de bir sürü acemi ahmağın liderliğini üstlenmiş. Nefsine yedirip, ben yanlış yaptım, o yüzden iflah olmuyorum, kendi çatlak borularımı bile tamir edemiyorum da diyememiş…
Onun ardından giden tüm acemi oğlanlar eğitimleri yarım bir şekilde ev yapmaya çalıştığı için; kimisinin temeli, kimisinin elektrik tesisatı, kimisinin sıvası boyası yarım kalmış… Ustalık da bir yoldur. Acemilik de bir yoldur. Tövbe etmek de bir yoldur. Kendisine basit bir ev yapma hevesi uğruna, yolu yordamı perişan etmek de bir yoldur. İnsanlar dünyada ve ahirette kendi tercihlerinin bedellerini öder. Böylelikle bizim toy oğlan evini de nice müminin evini de helak etmiş. Allah günahlarını affetsin.
Hasılı
“Eski çınar, şimdi Noel ağacı… Dallarda iğreti yaprak utansın… Ustada kalırsa bu öksüz yapı… Onu sürdürmeyen çırak utansın!” Marifet usta olabilmek için çabalamak da değil. Usta olabilmekte… Tarih, usta olmaya çalışırken kendini de yolunu da çevresini de memleketini de ülkesini de toplumunu da helak eden ahmaklarla dolu… Gençler! Usta olmaya çalışmayın, Müslüman olmaya çalışın! İnsan olmaya çalışın! Adam olmaya çalışın! Yok tam tersini uygularsanız, efsane olmak için çıktığınız yolda çatlak bir boru olarak hatırlanırsınız. Allah’a emanet olunuz canlar…