Toplumsal çürümüşlük ve kokuşmuşluk almış başını gidiyor.

İnsanlar adeta iyilikte ve güzellikte yarışmak yerine kötülükte ve çirkinlikte yarışıyorlar.

Hem de doludizgin yarışıyorlar!

Eskiden “tencere tencereye dibin kara demiş, çömlek utancından yerin dibine geçmiş” diye güzel bir söylem vardı!

Eskiden yani insanların “utanmayı henüz hayatlarından çıkarıp atmadıkları” günlerde böyle deniliyordu!

Peki, bugün öyle mi?

Maalesef öyle değil!

Zira çömlek, artık utanmayı bir kenara bırakmış durumda!

Günümüzde “tencere tencereye dibin kara” dediğinde çömlek “benimki sizinkinden kara” diye adeta iftihar ediyor.

Yazılı ve görsel medya, günümüz insanları arasında yaşanan bin bir türlü yolsuzluk haberleriyle dolup taşıyor.

Eline her fırsat geçen! Yetkili ve etkili bir makama gelen! Hemen küpünü doldurmaya çalışıyor!

Siyasette de böyle, ticarette de böyle, eğitimde de böyle, sağlıkta da böyle!

Bugün yaşamakta olduğumuz ahlâkî çöküntü elbette bir günde iki günde ortaya çıkmış değil!

Kökleri yarım asır öncesine dayanıyor.

Son çeyrek asırda ise toplumda bu tür haberlerin tavan yaptığına tanık oluyoruz.

Son zamanlarda yakın zamana kadar ahlâkları örnek olarak alınan kişilerin yerlerinde yeller esiyor.

Bu hallere nasıl geldik sorusuna cevap ararken aklımıza hep rahmetli Erbakan Hocamızın sözleri geliyor.

İstikametteki milim sapmaların başlangıçta hiç fark edilemeyeceğini ama işin sonuna gelindiğinde bambaşka bir yerde olunulacağını söylerdi.

Birçok dostumuzun, pek çok arkadaşımızın başlangıçtaki milim sapmaların ardından nerelere geldiğini şimdi hep birlikte görüyoruz.

Evet bindiler bir alâmete ve gidiyorlar kıyamete!

Hem de doludizgin!

Rabbim akıbetlerini hayreyleye!