Bir iş dîk oldukta müttesi’ olur. Yani bir işte zorluk ve meşakkat görülünce, ruhsat ve genişlik gösterilir…

Kelime Anlamı: DİK; daralmak, sıkışmak ve zorlaşmak; MÜTTESİ’ ise genişlemek, ferahlamak ve kolaylaşmak demektir.
Kavramsal Anlamı: Bir iş veya durum güçleşip insanı çıkmaza soktuğunda, o işte bir kolaylık ve genişleme yolu açılır.

Kolaylaştırma İlkesi: Bir işte aşırı bir meşakkat (zorluk) görüldüğünde, İslâm Hukûku kuralları gereği insanı rahatlatacak genişletici ve kolaylaştırıcı çözümlere gidilir.

Örnek: Borcunu vaktinde ödeyemeyecek kadar darda kalan bir borçluya süre tanınması veya ödeme kolaylığı sağlanması bu kâideye örnek gösterilir. Bir çocuk başkasının malını telef etse, kendi malından ödenir. Kendi malı yoksa, olduğu zaman bundan ödenir. Velîsine ödetilmez. Kendi mezhebine uymakta bir meşakkat hâsıl olursa, o işte meşakkat olmayan bir başka mezheb taklîd edilir… [1]

Kolaylık prensibi ve buna dayalı yapılan çözüm ve içtihâdlarla ilgili bu incelemeden, İslâm hukûkunun insanlara sıkıntı verecek bir karakterde olmadığı kesin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Başka bir deyişle, Yüce Allah ve Hz. Peygamber (S.A.S.), altından kalkamayacağı hiçbir yükü insana yüklememiş; imtihan vesîlesi sayılan, ya da insanlar tarafından âdet olarak görülen meşakkatin dışında genel olarak zor ve ağır gelecek olan bazı şeyler de rükün ya da şart kılınmamıştır…

Çünkü dinî teklîflerin muhâtabı olan insan, zayıf bir varlık olarak yaratılmasının yanı sıra, tabiatı gereği de, genel olarak kolay olana mütemâyildir…

Yüce Allah, dinî hükümleri koymadaki gâyeleri ve bunları gerçekleştirmek için gerekli olan prensipleri sâbit tutarak, mükellefin kişiliği, engelli olup olmaması, gücü, bilgisi, sıkıntısı, ihtiyâcı, sağlığı vb. yönlerden durumuna göre hükümleri şekillendirmiştir. Bu çercevede dinî hükümler zamana yayılarak düzenlenmiş ve hükümlerde nicelik ve nitelik bakımından değişiklikler öngörülmüştür…

Bu cümleden olarak yasağı çiğneme, ibâdeti terk, ya da te’hîr etme ve genel kurala aykırı hareket ve tasarrufta bulunma imkânı getirilmiştir. Sözgelimi, yolculukta namazlar dörtten ikiye inmekte ve özellikle diğer mezheplerde iki namazın birleştirilmesi (cem‘ü’s-salâteyn) mümkün olabilmektedir…

İslâm hukukçuları, özellikle Hanefî fakihleri, Şâri‘in hükümleri koymada gözettiği gâyeleri ve buna göre nasslarda var olan düzenlemeleri, bulundukları bölgelerde yeni ortaya çıkan şartlar çerçevesinde ibâdet ve muâmelelerden diğer beşerî ve sosyal ilişkilere kadar hayatın bütün alanlarına taşıyarak insanlardan külfetleri azaltma yoluna gitmişler ve böylece dinî vecibelerin daha kolay yerine getirilmesine yardımcı olmuşlardır…

Bu yüzden Hanefî mezhebinde kolaylaştırma yollarını açmak, zorlukları artırıcı sebepleri ise; ya tamamen kaldırmak, ya da en aza indirmek için bir takım kurallar tespit edilerek bunlara göre hüküm verme ilkesi benimsenmiştir. Burada, hükümlerin hikmetlere göre değil, açık ve munzabıt vasıflara (illetlere) bağlanması, mükellefiyet için akıl ve temyiz yerine objektif zâhiri ölçü olarak bülûğun kabul edilmesi ve dâima insanlar için en uygun, en yumuşak ve en kolay olanın fetvâya esas teşkil etmesi örnek olarak hatırlanabilir…

Bunların yanı sıra Mezheb Fakihleri tarafından teysîr, zarûret, harac, umûmu’l-belvâ, özür, af ve te‘âmül gibi gerekçeler dikkate alınarak hükümlerde kolaylaştırma yoluna gidilmiş ve böylece sıkıntı ve zorluklar giderilmiştir. Bu gerekçelerin bazısı ruhsat ve istihsâna da temel oluşturmuştur. Ancak, daha önemli ve önde bulunan ve bu ikisini de çerçeveleyen en temel ilke kolaylıktır.
Kolaylık prensibiyle alâkalı örneklerle istihsân örneklerinin büyük ölçüde örtüşmesi, bu prensiple istihsân arasındaki ilişkinin boyutunu ortaya koymaktadır…

Kolaylık prensibini esas alan istihsân, genellikle kolaylaştırma metodu olarak işlev görmekle birlikte, ihtiyâtla ameli de içermesinden dolayı her zaman kolaylık kapısını aralayan bir delil (metod) olarak görülemez. Dolayısıyla istihsânın, ancak ihtiyâtla amel boyutunun istisnâ edilmesi halinde bir kolaylaştırma metodu olduğunu söylemek mümkündür… [2]

[1] Şimşirgil, A.& Ekinci, E. B. (2018); Ahmet Cevdet Paşa ve Mecelle’den Düsturlar, 8. Baskı, IQ Kültür Sanat Yayıncılık, İstanbul, s.161.
[2] https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/143846