Dünyada yaşanan savaşlar, ekonomik sıkıntılar, toplumsal yozlaşma ve Müslümanların karşı karşıya kaldığı zorluklar, geleceğe dair endişeleri artırıyor. Bütün bu gelişmelere bakarak İslam'ın zayıfladığını, Müslümanların güç kaybettiğini ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını düşünenler bulunuyor.
Ancak Müslümanların yaşadığı sıkıntıları İslam'ın geleceğiyle bir tutmak büyük bir yanılgıdır. Çünkü dünyadaki siyasi ve ekonomik dengeler değişse de Allah'ın dini varlığını sürdürmektedir.
Mümin, olayları yalnızca devletlerin gücü ve ekonomik şartlar üzerinden değil, Allah'a olan imanı ve tevekkülüyle değerlendirmelidir.
DEVLETLER VE MEDENİYETLER FANİDİR
Bugün dünyaya hükmettiği düşünülen devletler, sahip oldukları askerî ve ekonomik güç nedeniyle yenilmez görünebilir. Ancak tarih, en güçlü imparatorlukların bile bir gün yıkıldığını göstermektedir.
Devletler de insanlar gibi doğar, büyür, mücadele eder ve sonunda tarih sahnesinden çekilir. Ebedî olan yalnızca Allah'tır.
Batı medeniyetinin bugün sahip olduğu üstünlük de sonsuz değildir. Teknolojik gelişmeler, ekonomik dengeler ve siyasi güçler zaman içerisinde değişebilir.
Bu nedenle Müslümanların yaşadığı siyasi yenilgileri İslam'ın yenilgisi olarak görmek doğru değildir.
“İSLAM BİTTİ” DİYENLER, CAMİLERDEKİ KALABALIKLARA BAKSIN!
İslam'ın gücünü yalnızca Müslüman ülkelerin siyasi yönetimleriyle ölçmek yanlış bir değerlendirmedir.
Madem İslam eridi, neden hâlâ tesettürle mücadele ediliyor? Neden cuma namazlarında camiler dolup taşıyor? Neden milyonlarca Müslüman, hac ibadetini yerine getirebilmek için yıllarca sıra bekliyor?
Bugün dünyanın dört bir yanında Kur'an-ı Kerim öğrenen çocuklar, ibadetlerini yerine getiren Müslümanlar ve imanını korumak için mücadele eden gençler bulunuyor.
Elbette ahlaki yozlaşma ve toplumsal çözülme gibi sorunlar vardır. Ancak bu olumsuzluklardan hareketle bütün bir nesli kaybedilmiş görmek adil değildir.
İslam'dan uzaklaşan insanlar olabilir. Fakat insanların uzaklaşması, İslam'ın ortadan kalktığı anlamına gelmez.
ZULÜMLER VE BASKILAR İSLAM'I YOK EDEMEZ
Tarih boyunca Müslümanlar savaşlara, işgallere ve çeşitli baskılara maruz kaldı. Kur'an öğretiminin engellendiği, ezanın susturulmaya çalışıldığı dönemler yaşandı.
Ancak bütün bu zorluklara rağmen İslam, varlığını korudu.
“Ne zulümler, ne baskılar ne de ordular İslam'a bir şey yapamaz.”
Müslümanların karşılaştıkları zorluklar, onların mücadele azmini kırmak yerine daha da güçlendirebilir.
Bir ağacın dallarının budanması, köklerinin kuruduğu anlamına gelmez. İslam'ın kökleri yaşamaya devam ettikçe yeni nesiller yetişecek, iman ve ibadet hayatı varlığını sürdürecektir.
MÜSLÜMAN’IN HAYATINDA UMUTSUZLUĞA YER YOKTUR
Müslümanların karşı karşıya bulunduğu en büyük tehlikelerden biri ümitsizliğe kapılmaktır.
“Umutsuzluk, düşmanın ordularından daha tehlikeli bir canavardır. İçimizde umutsuzluğa yer verme hakkımız yoktur.”
Şartlar ne kadar ağır olursa olsun namaz kılmak, Kur'an okumak, güzel ahlak sahibi olmak ve hayırlı nesiller yetiştirmek mümkündür.
Her Müslüman, kendi evini bir İslam kalesine dönüştürebilir. Ailesiyle birlikte imanını yaşayabilir, çocuklarını İslam ahlakıyla yetiştirebilir ve çevresine örnek olabilir.
Ancak umutlu olmak, hiçbir şey yapmadan beklemek anlamına gelmez. Müslüman, bütün gücüyle çalışmalı ve sorumluluklarını yerine getirmelidir.
“Dünyada tek kalmış gibi çalışacağız, gayret edeceğiz. Ama bittik, tükendik sözünü biz söylemeyeceğiz.”
Unutulmamalıdır ki; sonbaharda yapraklarını döken bir ağaç, bahar geldiğinde yeniden çiçek açar. Önemli olan, köklerin canlı kalmasıdır.
Müslüman da karşılaştığı bütün zorluklara rağmen Allah'ın rahmetinden ümit kesmeden çalışmaya, mücadele etmeye ve gelecek nesillere sahip çıkmaya devam etmelidir.